yaşamımızdaki en büyük seçeneklerden biridir. yolların sadece acıya ya da hüzne çıkmadığının bilincinde olabilen bir insanın yaşam sevincidir, yaşama isteğidir.
çoğu zaman mutlu olan, gülümseyen kişilere yapmacık olduğu damgası vurulur. çünkü toplum alışkın değildir buna. bu enerji mideye ve gözlere yabancıdır. oysa yaşamı şöyle bir film sahnesi gibi ele aldığımızda, monotonluktan sıyrılıp başka boyutlara geçtiğimizde bu
sinerjinin nasıl oluştuğunu anlayabiliriz.
bunu en iyi kimsesiz çocuklar,
engelli arkadaşlarımız için ya da
gönüllü olarak bir depremin ardından o bölgede çalışanlar anlayabilir. yaşamı aslında monotonlaştıran ve kötümserliğe sürükleyen bizleriz. çoğu kişinin canı sıkılıyor günümüzde. çünkü yaşam kriterleri, duyuları değişmekte insanların. neredeyse kötülük yapmamak marifet oldu toplumda. geçtim iyilik yapmayı... başkalarını düşünmeyi bir kenara at zaten çoğumuzun kendini düşünmediği bir dünyada. sonuçta bir iç sıkıntısı, bir yorgunluk ve monotonluktur hissedilen... insan kendisiyle birlikte gerçekten yardıma ihtiyacı olan bireylere ulaşmaya adım attığında mutlu ve pozitif olabiliyor. farkedilmeyen ama yaşamda bulunduğumuz noktayı etkileyen bir enerji dağılımı.
zamam zaman monoton ve basit gelmeye başlar yaşam. kimsesiz çocuklarla arkadaş olduğumuzda asıl monotonluğun kendi içimizde olduğunu keşfedebiliriz ve ne kadar
bencil olduğumuzu. biliyor musunuz şu anda yeterince beslenemediği için algılama seviyesi oldukça düşük birçok kişi var toplumda. aile ortamını hiç görmediği için anne ve babanın tadını hiç tatmamış birçok birey de nefes alıyor. gerek bedensel gerekse zihinsel olarak engelli kişilerin gözlerinde daha farklı bir parıltı da oluyor. ne kadar da çabuk mutlu oluyorlar. bir dokunma eylemi mutlu olmalarını sağlıyor. gerçek pozitiflik böyle bir duygu olsa gerek...
pozitif olmak bulaşıcıdır... gerçekten ihtiyacı olan kişilere pozitif enerji verildiğinde ortaya çıkar.