ingilizce hocası mehmet aydın'ın lakabı. karl malone un tersine lakabını memur hırkası, pos bıyıkları ve baygın gözleri sayesinde kazanmıştır. ama süper hocadır, o ayrı.
eskiden heyecanla beklenen, günümüzde ise geldiğinde hiç hoşlanılmayan posta görevlisi. eskiden mektup falan getirirdi bunlar, artık sadece fatura getirir oldular.
kapıyı iki kere çalan kişi.
(bkz:
kemal sunal)
muhteşem yürüyen
insan.
adına şarkılar bestelenmiş halk kahramanı
(bkz:
bak postacı geliyor, selam veriyor)
paso 31 çeken şahıs
(bkz:
serbest çağrışım)
başrollerinde
kemal sunal,
erdal özyağcılar,
fatma girik,
ihsan yüce,
nezahat tanyerigibi oyuncuların oynadığı müthiş kemal sunal filmi
filmde postacı rolündeki kemal sunal'ın zengin ama saf bir kız rolünü canlandıran fatma girik'i elde etmek için yaptığı komik ve kurnazca macerası anlatılır..filmin en komik sahnesi fatma girik ile kemal sunal'ın sözlendiğinden haberi olmayan erdal özyağcılar'ın kemal sunal'a attığı komik ve şaşkın bakışlardır.
haberleşmede mektup kullanımı tarih olduğu, diğer gönderilerde de kurye kullanıldığı için uzun süredir görmediğim, az önce kapı çaldığında açıp da karşımda görünce eski bir dost görmüş gibi olduğum kişi. adamı içeri davet edip çay falan ikram edecektim neredeyse, öyle bir heyecanlandım.
faturalardan bizim kadar bıkmış olan kişiler.en az 20 dairenin bulunduğu apartmaların her birine ortalama 4 fatura düştüğü hesaplandığında faturaları teker teker posta kutularına atmaktansa "zile de basmam,nasıl olsa kapıyı da açmayacaksınız,sizi rahatsız da etmem,şu dış kapının altından atarım evraklarınızı" diyen ve artık posta kutusu yerine apartman girişinde bilimum yer ve panolara bakmamıza neden olan güzide insanlar.
"postacı yıllık izne çıkmış. şehri şöyle bir gezeyim demiş"..
(crous, 24.01.2008 15:15 ~ 15:16)
kemal sunal, erdal özyağcılar, fatma girik, ihsan yüce gibi oyuncuların oynadığı başyapıt. konusu postacı ademin ailenin malına konmak için yaptıkları ve sonucunda sevtap ile evlenmesi üzerinedir. almancı latifin sinirlendiği sahneler ise görmeye değerdir.
erken saatlerde geldiği için midir nedir, bizim postacı pek bi güler yüzlü ve enerjiktir. adımla hitap eder, günaydın der ve iyi günler diler. ben de kolay gelmesini söyler, teşekkürlerimi sunarım.
ödenmesi gereken faturalardan başka bir şey getirmemesine rağmen asık suratla karşılamam hiç kendisini. tamam, pul yapıştırılmış zarfla sevgiliden gönderilmiş bir mektup beklemiyorum ama, bi kere de o güleç yüzünle şakacıktan da olsa, "banka hesabına şu kadar para yatmış" falan de artık. çok sıradan olmaya başladı ilişkimiz. ne getireceğini merak etmenin kapılarını arala artık canım. iki yerine, bi kere de üç defa çal şu kapıyı. rutini aşarsan şu bunaltan yaz gününde soğuk limonata ikram edicem bak.
postalarımızı dağıtan çocukluğumuzun güzide insanları. haftada bir uğradıkları mahallemize gelişlerini dört gözle beklerdik. uzaktaki akraalarımızından bize mektuplar getirmelerini umardık.
ama şimdi öylemi getirdikleri tek şey fatura ve kart ekstreleri. artık hiçbir albenisi ve sevimliliği kalmayan iş grubu.