portakal kelimesinin ege dolaylarındaki telaffuz şeklidir. kimi yerlerde portukal da denilir- ki denizli civarında portukal denildiğini duymuşluğum vardır. "portıkalım (portukalım) çaya düştü" isimli bir kütahya türküsü de yöre söylemine ilişkin delil teşkil etmektedir.
sanıyorum ki, uslu uslu oturan, gizlice etrafı kolaçan eden, iyi bir izleyici, net analizci, sulu, turuncu, ne güzel isminiz, mutlaka siz; çekirdeksizsiniz.
seviyorum seni.
düşünmeye gerek duymadan, zaten aklında her zaman dolaşan şeyleri bir çırpıda yazıverdiğine inandığım nesildaş bir yazar. ne yazacağını gayet iyi biliyor vesselam.
anne - kız diyalogları ile (ki tek tek tecrübe etmiş onları tek tek) alayımızı, cümlemizi güldürüyor. sıkı sıkıya izliyoruz annesiyle muhabbetlkerini. fakat görünen ve sezdiğim o ki anne şimdilik duruma daha hakim ve daha profesyonel hamleler yapıyor.
çamaşırcı macerasındaki rahat hareketler anneyi bir "bir evlat boyu" öne taşımış durumda.
sabırla bekliyoruz sonraki macerayı.
yazılarını okurken çok eğlendiğim bir yazar; kendisine has, içten bir anlatım üslubu var. biraz daha az yazsa daha da iyi olabilir ama.. iyi ki gelmiş sözlüğe.
ortak kabusumuz olduğunu keşfetmemizle beni eğlendiren yazar. kızım şaka değil bak, bir gece ansızın gelip, boğazımızı kesebilir, akıllı ol diyorum, gene gülüyor...
uzun bir aradan sonra tekrar sözlük semalarında dolaştığı görülmüş, portakaldan daha tatlı bir yazar. antalya'nın gülü, göz bebeği. galatasaray'ımın fanatiğidir. dosttur.
yine gitti. iki muhabbet arası tam bir sene. her yıl belli bir günde bir handa karşılaşan hacılar gibi. şimdi nereye, ne için gittiyse, allah kabul etsin. ama çabuk gelsin.