kısa bir süre üzerinde düşünüldüğünde cidden şaka gibi gelen müzik türü. pop...punk....pop....punk... normal şartlarda dünya üzerinde yanyana gelmesi imkansız olması gereken 2 kelime. fakat gelin görün ki günümüzde önemli bir geçim kaynağı olmuştur müzik piyasasında. ayrıca durumun bu hal almasında en büyük suçlulardan biri de kurt cobain ve tayfasıdır. (bkz: nirvana)
pop punk'ın açılışını yapan ve ilk olarak kitlelere azıcıkta olsa sevdirmeye çalışan grup ramones ve the undertones olmuştur. daha sonra bir süreliğine kendini punk'ın diğer formlarına bırakmıştır. offspring ile pop punk yolu tekrar açılımıştır ancak zaman ilerledikçe offspring elemanları yaşları nedeniyle biraz ağır kalmış ve yerini siyasi güdülerle acaip patlama yapan green day'e bırakmıştır. son zamanlarda da emo ile bol bol karıştırılmış versiyonları piyasada dönmektedir pop punk'ın.
nirvana 'ya 90 'ların zeitgeist 'ı olması itibariyle popülerliğin yakıştırılmasının anlaşılmasından öte "punk ne alaka" şimşekleri çaktıran, muhtemelen korsan cd tezgahındaki bir "ful punk mp3" cd'sinin içinde hata kaza nirvana mp3 'üne denk gelinmesinden ötürü biçim bulmuş ifade.
önce "pop"dan kastedilenin ne olduğundan emin olmak da lazım. bu grup çok underground abi adamları gibi talih ve kalitelerinin şöhrete çektiği her adamı "pis pop!" diye karalamak müzikseverlik değildir.
punk 'un offspring ve green day 'le (eş zamanlı sayılır) mainstream 'e dahil olması, ne punk hareketinin, ne offspring 'in ne green day 'in ne de plak şirketlerinin suçudur. istenen promotif takla atılırsa atılsın, insanlara istemedikleri şeyi dinletemezsiniz. ben offspring 'in "pretty fly" ve benzeri bir iki şarkısından ibaret olmadığını izah etmekten bıktım, lâkin "ığğ pis pop offspring" önyargısı geçmek bilmedi. siyâsi duruşları kadar eğlencenin de punk 'un gözettiği ögelerden olduğunu punk rock tarihini şöyle bir okursanız anlarsınız. iş böyleyken araya sıkıştırılmış plaj işleri, offspring 'i "leş, piyasa sümüğü pop" kategorisine sokmaz. son albümlerindeki müzikalite düşüşleri başka bir bahistir. green day çıktığı günden beri aynı kalitesini muhafaza etmiştir, aralarındaki yegane fark da budur. zaten insanların albümlerinde neden bahsetmek istediklerini kalıplara sokmaya çalışmak başlı başına müziğin ruhdan öte gelen serbestisine terstir.
2. dünya savaşı ve soğuk savaşın yaralarının üstünden zaman geçtikçe protest akımların da ister istemez sesi kısılmıştır. yeni bir sex pistols 'ı ancak çevresi yaratabilir. o yüzden "nerde o eski asi duruş ! şimdikilerin alayı şerefsiz !" demektense eskilerin güzelliğini ve ruhunu, işlerini çevire çevire dinleyerek yâd etmek daha mantıklı olur kanımca.
boş bulduğu her yerine sürme çeken, "beni kimse anlamıyor" soslu zorlama marjinal, über-yüzeysel, emo alkollü nu-metal-hardcore-punk 'ın * isyankârlığı da vempayırfıriks 'in tekil hit sayısı kadardır ancak. açmayayım dedim ağzımı ama...
pop punk'ın nirvana ile ilgisini anlayamayan veya anlamak istemeyen arkadaşlara açıklamaya çalışayım son bir kez:
şimdi nirvana'nın ne kadar popüler bir grup olduğunu biliyoruz. nirvana ve benzeri, o zamanın yükselen trendi olan grunge gruplarına mtv'nin desteğini de biliyoruz. böylece dolaylı veya doğrudan, "rock" müziğin günün pop piyasasının belki de tek söz sahibi olan mtv'deki yerini de tartışmaya gerek duymuyorum. nirvana ve peşinde sürüklediği gruplar belki fos değildi, ucuz değildi, tartışılır ama "bu işte para var" mantığıyla gitgide ucuzlayan grunge ve sonrasında devamında gelen sözde "alternatif" gruplar mtv'de şurda burda piyasada boy göstermeye başlar oldular. böylee rock müzik kavramı gittikçe ucuzlamaya başladı. bu belki büyük bir etki olarak görünmeyebilir, fakat o pop rock akımı zamanla maalesef punk'a da sıçradı. bunun devamı pop punk ile geldi. nirvana'nın pop punk ile olan bağlantısı budur.
endüstriyelleşmiş müzik piyasası içinde punk'ın erimesidir. bu erimenin illa müzikal olarak olmasına gerek yok, önemli olan punk düşüncesinin eriyip gitmesidir. şayet saf punk aranıyorsa artık underground olarak takip etmek gerekir. gerekir ama bu gruplar da işte müzik endüstrisi tarafından zamanla keşfedilince ihanete uğramış hissediyor insan kendisini.
bu yüzden sağolsun myspace vb kuruluşlar, internet her şeye ulaşabiliyoruz. @2621273
tamamen saçma sapan bir terim uydurmaca oyununun sonucu gibi görünüyor. işin aşamalarını (anlayabildiğim kadarıyla) yazmaya çalışayım:
1) nirvana popüler bir grup olur.
2) arkasından başka grupları sürükler (ama iyi ama kötü)
3) bu gruplar grunge'da, rock'da iyi para var diye nirvana'nın peşisıra gelir.
4) pop punk gibi yarrak bir türün önü açılır.
öncelikle pop-popüler kavramlarından ne anlaşıldığını cidden merak ediyorum. "şimdi nirvana'nın ne kadar popüler bir grup olduğunu biliyoruz." gibi tek ayak üzerinde duran bir şekilde cümleye başlanmasından anladığım kadarıyla popüler olan her grubu "pop yea." diye mimleme durumu var. ama nedense "nirvana'nın rock'ı poplaştırdığı gözle görülür bir gerçek"ten öte bir cümle kurulamıyor. ben anlatmaya çalışayım; bu anlayışın sizi götüreceği yer bir şekilde popüler olmuş her gruba "pop yea onlar" tarzında yakıştırmalar yapmaktır. dolayısıyla bu şekilde öncelikle "bu grup çok underground yea" adamlarına dönüşürsünüz. bununla da kalmaz "pink floyd, psychedelic rock'ı poplaştırdı yea." derseniz (ki durum onu gösteriyor) bagetlerle, gitarlarla saldırırlar size.
bir ikincisi, nirvanaarkasından bir veya birkaç grup sürüklememiştir; ancak bir şekilde o dönemki grunge türünün tanınmasını sağlamıştır. her dönem, rock müzik adına popüler olan bazı gruplar ve bunların dandik takipçileri olmuştur. her öncül gruba "poplaştırdı" demenin bir mantığını göremiyorum. 92 sonrası, grunge yapıyoruz diyerek ortaya çıkan dandik sub-pop gruplarını veya green day'i (ki durumları tartışmalıdır) filan baz alarak "pop punk" gibi bir kavram yaratmak yeterince tuhafken, nirvana'yı ve "tayfasını" (o ne demekse) sorumlu tutmak tuhaflıktan da ötedir. nirvana-punk ilişkisine değinmeyeyim artık.