spor araba markası bunun için şöyle bişey anlatılır:
bu arabanın konsepti garajdaymış ve arabayı yaşlı bir zenci temizliyomuş ordakilerden biri "hey babalık sence bu arabanın markası ne olabilir?" demiş yaşlı zencide "olsa olsa cadillac olur" demiş bu yüzden arabanın adı pontiac olmus yani "poor old negro thinks it is a cadillac"
itü rektörlük otoparkında bir nüshası -hem de kırmızı olanından- bulunmaktadır. yeteri kadar şanslıysanız onu orada parketmiş vaziyette görebilirsiniz. american beauty filminde de hayatını değiştirmeye karar veren kahramanımız ilk iş olarak çocukluk hayallerini süsleyen bu arabayı almıştır.
ek olarak itüde bulunan versiyonunu gören bi baba ve küçük oğlu arasında şöyle bi diyalog geçtiğine şahit olunmuştur:
oğul: baba, bizim arabamız niye böyle değil
baba: (kızarp bozararak) tamam yavrum, alıcam ben de bunlardan bi tane
bir 77 trans am ım olsun bin yere borcum olsun derimki zaten o arabayı alınca bin kadar benzinciye borcun olur. v8 silindirli 6600 motor o arabayla gezmek için merkez bankasında da bi hesabının olması gerek.
zamanında çok kaliteli bir otomobil tamircisi uzun uğraşlar sonucu kendi kendine tamirhansinde bir araba yapmaya karar verir. nice terler akıtır, çalışır, çabalar ve sonunda kendi topladığı parçaları işleyerek tamamen el yapımı spor bir otomobil üretir. ve bunu yakın bir arkadaşı olan yaşlı nick amcaya göstermeye götürür. fakat kendi elleriyle yaptığını söylemez ilk etapta. nick amca daha önce karşılaşmadığı bu modelde bir arabayı estetik ve güzel görünümünden dolayı cadillac zanneder.
yaptığı arabasına henüz herhangi bir isim vermemiş olan ustabaşımız eve geri döndüğünde düşünür taşınır bir isim arar. sonraları efsanevi bir marka haline gelecek olan şu cümleyi yazar: