hayatımın karardığı zaman aklıma gelen, küçükken okuduğum bir masalın kahramının '' hadi canım'' dedittirecek düşünce tarzı.kendimizi kandırmaktan başka biryere varmaz.
polyannacılık kendini avutmak değil bardağın dolu tarafını görmektir.
örneğin bir bacağını kaybeden kişi kaybettiği bacağı için üzülmek kendi kendini yemek boşunadır, ne kadar da dövünesen o bacağı geri getiremezsin, onun yerine diğer bacağını kaybetmediğin için şükretmektir polyannacılıktır
össyi kazanamadın diye kahrolmak o sınavın telafisi değildir. onun yerine bunu kabullenmek ve 2. bir şansın olduğu için kendini şanslı görmektir polyannacılık
kısacası değişteremeyeceğin şeyler için kahrolmak yerine halen sahip olduğun şeyler için şükretmektir. yaşama devam etmek için , gerektiğinde sıkıntılarla baş edebilme sanatıdır.
herşeye en olumlu tarafından bakmaktır.olumlu yanı yoksa bir hadisenin uydurmaktır.optimistliğin halk ağzıdır.
- olm annen bilgisayarını yanlışlıkla eskiciye vermiş
- hadi ya neyse napalım.2 yıl para biriktirerek aldığım bilgisayarımı zavallı fakir eskici satsında eli para,ağzı ekmek görsün.içinde düğün fotoğraflarımız vardı ama napalım belkide karımdan ayrılıcam ilerde görmek istemiyecem o fotoğrafları.herşey de bir hayır vardır.
bir şehir efsanesine göre tecavüze uğradığında bile en azından g.tü kurtardık demiştir bu kızımız, o yüzden bu kızımızın gittiği yol yol değildir, bu kızımızın akımına uymak kendini kandırmak, kendini asla geliştirememek, suçu hep başka şeylere atarak kendiyle yüzleşmemektir ki, kanımca hatadır.
pollyannacılık umuttur bilindiğinin aksine. umut; başarı-mutluluk-huzur-gibi yargıları, insanı insan yapan olguları bir arada tutan şeydir umut. bir zincirin tamir edilemez parçasıdır. başarı ; bir takım uğraşlar sonucunda kazanılmış haklı gururdur, kimi zaman bir çift tebrik cümleciği, kimi zaman bir öpücük, kimi zaman şükretmeyi öğrenmek, kimi zamansa ekonomik açıdan rahatlamaktır başarının ödülleri... mutluluk; yolunda giden şeylerle gitmeyen şeylerin kıyaslaması yapılması sonucunda iyi giden şeylerin fazla olması neticesinde ortaya çıkan durumdur... huzur; başarılı bir mutluluk yada mutlu bir başarı sonucunda kişinin içinde bulunan, hatta ve hatta bogazına tıkanan düğümcüklerin gitmesini saglar. umut ise bunların babasıdır, yola çıkmadan önce hepsinin ilk durağıdır, kim bilebilirdiki iki tane tel parçasının bugun dünyamızı aydınlatabileceğini, ama umutluydu edison çünkü başaracağını biliyordu, umutluydu edison çünkü mutlu olduğu uğraş için çaba harcıyordu, ve umutluydu edison çünkü başarsada başaramasada kendi umutlarına yaptığı yolculuk nedeniyle huzur bulacaktı. böyledir umut, kimisine göre acizlik, kimisine göre boşa harcanan vakittir, ama bana göre budur umut... kaybedebileceği pek birşey olmayan insanların en kıymetli hazinesidir...
herşeyi mahvedip ardından olacağı varmış, iyi yanından bakalım cümleleriyle başlayan, yirmili yaşlara gelindiğinde gerçek acılar için gerçekten ağlamaya başladığınızda o an sizde açılan cılık yaraya pollyannacılık denir.