savundukları görüşleri sayesinde meslek sahibi olan insanlar.babam der hep zaten:
- politika insanın damarına bi' girmeye görsün.bağımlılık yapar;ne koltuğu bıraktırır adama,ne de meydanları.
takım tutar gibi parti tutanları ağırlıktadır bunların:
- ben partimin şu tutumundan dolayı ahanda istifa ettim...
diyenleri çok görsek de;bu tür davranışlar genel olarak tilki-dükkan çağrışımı yapar insana.ya bağımsız takılır bir süre,ya da benzer görüşlü bi' partiye yatay geçiş yapar.(bkz:
kaynak kıçım)
her ne kadar çoğu bir zamanlar insan olsa da asıl can sıkan nokta yaptıkları konuşmalar.daha doğrusu millete hitap şekilleri(milleti aşağılamalarından filan bahsetmiyorum ben,mevzu farklı).
çoğu zaman bağıra bağıra konuşmalarını yaparlar;parti seçimleri olsun,seçim öncesi meydanlarda olsun.hani cep telefonuyla konuşurken çekmeyen yerde ses kesik kesik gider;bağırsan sanki adam daha iyi anlayacakmış sanırsın;ona benzetirim.kardeşim,adam zaten orada yapmış 500 desibellik ses sistemi?ne var,ne bağrıyorsun?kulak yolları iltihabım olsa hani derim ki:"bağır bağır,sesin az geliyor" diye.ama insanın kulak zarını domaltmaya çalışmanın anlamı ne?çık oraya sakin sakin konuşmanı yap.hayır,bağırdıkça bağırır;cümlelerin meydana gelme süresi uzar,konuşma da yarım saatte biteceğine 3 saatte biter ki çekilecek ızdırap değil.
seçimlerde yaklaşıyor hâliyle.evi,işyeri ya da okulu böyle seçim konuşmalarının yapıldığı meydanlara yakın olanlara allah sabır versin.sokaklarda dolaşacak ve "aygaz,dın dın dın" tadında bestelenen(!) müziklerle yine kafayı ağrıtacak seçim minibüs,midibüs ve otobüslerine hiç değinmeyim;zaten onların seçimlerin orta malı.