|
|
- bir takım politikacılarla yahut bir takım politik olaylarla haşır neşir olunan rüya türüdür. misal: recep, ben bi de abdullah istiklaldeyiz. recep bizim fakültede öğretim görevlisiymiş. elinde de bi' laptop var paso gittiği heryere onu da götürüyo. abdullah çok sessiz bi tip, hiç konuşmuyor. neyse recep bişeyler anlatırkan bakıyoruz galatasaray lisesinin önüne gelmişiz. yolun karşısında da ahmet necdet, ecevit ve fikri sağlar (hönk!?) var. neyse ecevit bizi görmemezlikten geliyo, yolunu değiştirecek gibi oluyo ama necdet bize doğru yönelince mecbur kalıyor o da, çöp kamyonu aramızdan geçtikten hemen sonra geliyo bunlar el sıkışıyoz, ecevit pek bi surat yapıyo ama. ha bi de recebin küçük bi oğlu var, peşimizde dolanıyo sürekli. anladığım kadarıyla recep bunu pek sevmiyo, paso bunun sorularından kaçıp bana laptopunu gösterip duruyo. dersi varmış diğerlerinin, onlar derse gidiyo. biz bi kumsalda oturup (apo, ben,recep bi de oğlu) recebin laptopu hakkında hikayeler dinliyoz. öyle bitiyo sonra. ulan hiç sevmem ama muhabbeti de güzeldi be inanki.
not: birebir bir rüyanın aktarımıdır, eksiği vardır fazlası yoktur.
- uyanıldığında ilk kurulan cümle yok artık deve olabilir. nitekim bu sabah başıma geldi. normal bir öğrenci gibi kampüse arkadaşlarımla giriyorum. hemen girişte 3-4 kişi dualar filan okuyorlar anlamsız anlamsız bakıyorum. sonra herkes selam veriyor bana "nerden tanıyorum ben bu herifleri ya" diye düşünürken karşıma okulun bahçivanı çıkıyor (nşa'da okulda bahçivan mı olurmuş !!??) "periiiiiiiiii" diye bağırıyor "haydaa nickimi nerden biliyor bu adam" diye düşünürken "tayip intihar etmiş" diyor. mal mal bakıyorum. "hangi tayip len" diye düşünürken önümden çift sıra halinde meclis üyeleri geçiyor. bütün bakanlar simsiyah giyinmişler. abdullah en önde. sonra arkadan biri bana el kol hareketi yapıyor yanına gitmem için. boyu kısa olduğu için göremiyorum önce;sonra bir bakıyorum ki kenan evren. sanki 40 yıllık arkadaşımmış gibi sarılıyoruz konuşuyoruz. sonra yürüyerek kampüsün kapısına geri dönüyoruz. "arabamla seni eve bırakıyım" diyor kadıköye uğramam gerektiğini söyleyerek vedalaşıyorum. kampüsten çıkınca 3-4 tane saçları çeşitli renklere boyanmış ilginç tipler görüyorum. meğer tayip onların yüzünden intihar etmiş. kenan evren arabasıyla kampüsden çıkıyor o gençlerle araba yarışı yaparak uzaklaşıyor. durağa doğru yürürken uyanıyorum.
- mesut yılmaz, taha akyol, ilhan kesici, esat kıratlıoğlu, kamer genç ve bendenizden* oluşan altı kişilik dream team* ile ankara sokaklarındayız. amacımız, bize verilen bis marka araba ile rüya esnasında devasa bir labirente dönüşmüş ankara sokaklarından geçip, zamanında hedefe ulaşmak; hedef ise meclis genel kurul salonu (evet, arabayla giriyoruz salona).
atatürk'ün ankara'ya ayak bastığı yerde bulunan dikmen sırtlarındaki 27 aralık parkı'nda, paltolarımızın yakalarını yukarı çekmiş sigara tellendirirken, takım liderimiz mesut yılmaz arabaya binmemizi, yapacak işlerimiz olduğunu söylüyor. sigaralarımızı, zeybek heykellerinin altına savurup, arabaya atlıyoruz; altı kişi birden bis'e biniyor(!) ve yola çıkıyoruz.
bundan sonrası tam bir sıkıntı, zira gerçek hayatta dikmen'den bakanlıklar'daki meclis binasına, dümdüz ve eğimi meclis binasına doğru olan yokuş tek bir yol bulunmakta; bizim maceraya başladığımız yerde benzini biten bir araba bile oraya sıkıntı çekmeden varabilir. ancak maceramda bu işler böyle olmuyor. daha önce de değindiğim gibi ankara labirent olmuş tamamen, o göt kadar arabayı düz yoldan geçiremiyoruz kardeşim, yok illa apartmanların bodrum katındaki boşluklardan ya da kanalizasyon sistemindeki nefes kesici* ortamlardan geçerek ilerleyeceğiz; zaten bizimkisi normal yol gitme gibi de değil, bir nevi camel trophy. (not : bu arada kimse melih gökçek'e laf etmesin, adam bütün şehrin altyapısını kusursuz bir hale getirmiş, rüyamda gördüm*)
maceramızın en tehlikeli etabı olan "dikmen'in altındaki efsanevi ikinci dünya savaşı sığınağı" ve fantastik yaratıklarla* boğuşarak kendimize yol açtığımız "iki kule"* bölümlerini geçtikten sonra nihayet düz bir yola çıkıyoruz ve kesintisiz bir şekilde yaklaşık bir kilometre yol alıyoruz. takım liderimiz ve şoförümüz olan mesut yılmaz'ın ağzı kulaklarında. hatta o kadar mutlu ki ve o kadar sevimli gülüyor ki, anca rüyalarda olur bu dedirtiyor*; zira, zannetmiyorum ki mesut bey'i hayatı boyunca bu kadar çok gülerken gören bir insan olsun, o kadar mutlu adam. kamer genç'in "bir terslik var, çok uzun zamandır başımıza birşey gelmedi, dikkatli olun mesut bey" yorumları eşliğinde polisevi'ni geçip, emniyet genel müdürlüğü'ne doğru ilerlerken, şom ağızlı kamer genç'in dediği tutuyor, bu iki yapı arasındaki benzinlikler bölgesinde kaza yapıyoruz ve araç takla atıyor. göt kadar arabada bile ısrarla fosur fosur sigara içen mesut yılmaz'ın arabayı dumanaltı etmemesi için camı çerçeveyi açtığımızda, saçları bir oraya bir buraya uçuşan ve hemen yanımda oturması nedeniyle bu saçları ağzıma burnuma giren esat kıratlıoğlu kazada can veriyor. ben bu duruma pek seviniyorum, zira hem arabada bana biraz daha boş yer açılıyor hem de yanında oturduğum için direkt muhattap olduğum esat bey'in "ben eskiden böyle değildim, çok iyi yüzerdim" şeklindeki konuyla zerre alakası olmayan muhabbetinden de kurtulmuş oluyorum.
neyse, fazla uzatmayayım. biz, arabayı benzinliklerin birisinde tamir edip, yeraltına açılan bir geçitten geçerek doğrudan meclise varıyoruz ve maceramız bitiyor.
bitiyor mu? bitmiyor, baştan başlıyor!
daha zor etaplarla, daha güçlü yaratıklarla yeni macera, eskisinin başladığı yerde başlıyor; meğer benim rüya diablo 2 gibi birşey imiş. ve bilin bakalım maceranın tekrar başladığı yerde bizi kim bekliyor?
esat kıratlıoğlu!!
"eaaeaehhh" efektiyle bu kabustan uyanıyorum ve olmaz olsun böyle rüya diyorum kendi kendime. esat kıratlıoğlu ne alaka mk!!
kısacası, bu ne lan dedirten ve siyasi kişiliklerle kişiye neşe katan* rüyalardır efendim.
- başlıktaki rüyalara bakıyorum da, hep türkiye ile ilgili. enternasyonalist adamın rüyası da enternasyonal olur. zira en son, sırplarla beraber abd konsolosluğunu ateşe veriyordum. gündemden biraz uzak kalıp bukowski filan okusam iyi olacak.
- görülen rüyaların politik olup olmadığı değil de, politik görüşlerine göre ayrıştırılan insanların nasıl rüyalar gördükleri üzerine yapılan bir araştırma var.
araştırma şu;
santa clara üniversitesinde rüya uzmanı olarak çalışan kelly bulkely, kendisini kesinlikle sağ görüşlü ve kesinlikle sol görüşlü olarak tanımlayan 14 er denek seçiyor.
bu deneklere en son nasıl bir rüya gördükleri soruluyor. deneklerin pek çoğu en azından rüyalarının bir kısmını hatırlıyor.
sonuç şu;
muhafazakar kişilerin aile üyelerinin öldürüldüğü, çocuklarının tehdit edildiği, kafalarının koptuğu şeklinde rüyalar gördüğü ortaya çıkıyor. bulkely, bu kişilerin rüyalarında kendilerini kurtaracak hiç bir arkadaşının bulunmadığını belirttiğini söylüyor.
sol görüşlülerin ise, garip, uçuk, ancak keyifli ve neşeli rüyalar gördüğünü ortaya çıkarıyor. bulkely, bu kişilerin kabuslarında bile durumu kurtaracak mutlaka bir umut ya da gücün bulunduğunu belirtiyor.
http://www.radikal.com.tr/...
|