-iyi geceler memur bey.
-iyi akşamlar, alkol var mı?
-yok memur bey, misafirlikten geliyoruz(yanar dönerli makyaj suratta)
-emin misiniz?
-evet, yok...
-snıf snıf! (arabaya kafayı sokup koklama efekti) neyse madem yok diyorsunuz, buyrun zaten alkol çubukları çok az kaldı.
-teşekkürler memur bey. (cosssss)
(kazulet, 03.02.2009 15:35 ~ 15:38)
lise yılları 19 mayıs çalışmaları bitişi stattan eve giderken geçen diyalog.
b:ben p:polis a:arkadaş
a: olum çok yoruldum yaa
b: aynen aga
a: olum şu dayılara söyleyelimde götürsünler bizi çarşıya
p: benim ananla bi tanışıklığım yok daha önceden ama çok istiyosan olabilir(!)
a: ....
b: puhahahahaa
29 mart 2008 cumartesi günü öğleden önce. denizli'nin avuç içi kadar çarşısının tek işlek caddesinde arabayı park edip,dörtlüleri yaktım. karşıdaki mağazaya girip, elimde hazır bulunan kredi kartımı bir gün önce alınan ürünün bedelini ödemek için mağaza yetkilisine uzattım, ödeme işlemi tamamlandıktan sonra kapıya yöneldim. bir eksik vardı, birkaç adım daha attım, olur olur el freni tutmamış, araba kaymıştır diye düşündüm. hayır, araba yoktu. yolun alt köşesinde bekleyen ve gelene gidene bahaneyle ceza kesen polislerin yanına gittim. diyalog aşağıdaki gibidir.
s - benim arabamı gördünüz mü? şuradaydı, sadece üç dakikalığına karşı mağazaya girmiştim, anons filan duymadım. arabam nerede?
p - bizimle ilgili bir durum değil hanımefendi, belediye çekmiş olmalı.
s - siz nerdeydiniz araç çekilirken? niye sormuyorsunuz çekene?
p - pardon, aracınızın başında beklemekle mükellef miyim ben? durmasaydınız orada!
s - üç dakika diyorum yahu! öğrenir misiniz lütfen kim nereye götürmüş?
telsizle yapılan üç beş görüşmeden sonra, arabayı belediye görevlisinin götürdüğü anlaşılır. seher, yapması gerekenleri sorar, sağduyulu polis ona anlatır.
p - şimdi, şuradan düz git, karşıya geç, x bankasının oraya kadar git, bankanın yanından aşağı yola sap, ara yollardan aşağı in orada kime sorsan aracının çekildiği otoparkı gösterir sana.
seher, tarif edilen yerin, tilkinin bakır sıçtığı mekanlar olduğunu anlar. önce zıt istikamete gidip, üstüne, gideceği yerde garipsenmeyecek yeni kıyafetler alır. çünkü altında tayt, üstünde dar tunik vardır ve gideceği semtte bunların hiç hoş bakışlara maruz kalmayacağının farkındadır.
arayışlar sonucunu verir ve seher otoparkı bulur. arabası, dörtlüleri hala yanar durumda beklemektedir. seher hayatının ikinci hatasını yapar ve otopark görevlisine "arabamı almaya geldim." der. oysa, arabaya binip, kapıyı kilitleyip, basıp gaza gitmesinin olacak olayların en hayırlısı olduğu kanısına günün ilerleyen saatlerinde varır.
og - hayır, önce yapmanız gerekenler var; lütfen içeri gelin.
s - nedir onlar?
og - öncelikle aracın ruhsatını ve anahtarını buraya bırakacaksınız.
s - sebep?
og - gerekli işlemleri karakolda halledip gelene kadar araç bizim korumamız altında olacak.
s - benim arabamı sen mi koruyacaksın?
og - evet. size karakoldan verilen pembe kağıdı bana getirdiğinizde aracınızı alıp gidebilirsiniz.
s - sen dediğin o karakolun yerini biliyorsun değil mi?
og - evet biliyorum.
s - bak bana, öfkemi görebiliyor musun? şimdi arabayı alıyorum, karakola gidip pembe kağıdı sana getiriyorum.
tartışma sürerken, muhatap olduğum ve bana yer tarifi yapan sağduyulu polisin de içinde olduğu dört polis arabası otoparka geldi. kendimi sağduyulu polisin karşısında buldum.
s - madem gelecektiniz, beni tek başıma buraya nasıl gönderirsiniz? bu semtin tehlikelerini bile bile beni buraya gönderdiniz!
p - merak etmeyin hanımefendi, size kimse bir şey yapamaz. maşallah sizde bu çene olduğu müddet, kimse durmaz yanınızda.
bu arada tüm polisler beni daire içine almıştı. atışmalar sürüyordu ki, arabayı çeken vinç ve içindeki şerefsiz adam geldi.
p - oğlum satılmış, bayanın arabasını çekmişsin lan anons yapmadan. bi deseydin, arayı bulurduk orada.
sat - koymasaymış oraya tuzu kuru.
s - sana ne lan tuzumun kuruluğundan, yaşından öküz!
sat - düzgün konuş benimle!
s - konuşmasam ne olur dingil?
p - hanımefendi lütfen, burada sizin güvenliğinizden sorumlu insanlar var!
s - yapma ya! sizin her yeriniz güvenlik olsa kaç yazar? sabahtan akşama eliniz göbeklerinizin üstünde tos tos tos geziyorsunuz be!
p - biz olmasak haliniz harap ama.
s - bu olmuş haliniz zaten, olmamış halinizi yeğlerdim kıçımın güvenlikçileri sizi!
p - lütfen, bizi, sizi merkeze götürmek zorunda bırakmayın!
s - götürün ulan, götürmeyen şerefsizdir!
ben olduğum yerde tepinirken, otopark görevlisi kolumdan tutup ortamdan uzaklaştırdı.
og - abla, gel ben seni çıkışa götüreyim, yap işlemlerini gel gözünü seveyim. uğraşılmaz bunlarla.
koca günüm gitti pembe kağıdı alana kadar. otoparka gittiğimde, çay içmek için gelen aynı şahsiyetsizler, beni parmaklarıyla gösteriyorlardı yanlarındakine; "işte bu, işte bu!"
pazartesi günü gerekli mercilerle görüşmeler yapıldı, anons edilmeden araç çekildiği ve gerekli alaka gösterilmediği için, gereken kişilere uyarılar yaptırıldı. ha, tavşan dağa küstü, dağın haberi olmadı belki; ama, evet, şişim indi.
(seher, 14.04.2009 13:06 ~ 13:10)
belçika polisi: arabadan inin, ceplerinizi arabanın üzerine boşaltın ve ellerinizi arabanın üzerine koyun. [ingilizce dedi ama kelimeleri hatırlamıyorum, sallamıyım şimdi. bunu bize yaklaşmadan uzaktan söyledi, sanırım tırstı benden]
ben: vay amına koyım. olaya bak. hollywood filmi gibi yeminle. hoşuma gitti.
arkadaş: sus lan, sikicekler ebemizi.
ben: konuşmama hakkım var evet.
-kızılaya nasıl gidiliyo?
-burdan bi otobüse falan bin
-araç var polis bey
-ozaman metroyu takip et
-sağolun
(nası hocam ya ne metrosu metro tarlalardan ordan burdan geçiyo)
-iyi geceler beyefendi. alkol var mı ?
-yok memur bey.
-o zaman şuraya üfleyin lütfen.
-olmaz soğan yedim.
-bakalım ne kadar yemişsiniz. üfleyin lütfen.
(bu olay gerçektir)
hava harp'ten iki teğmen pilot zil zurna içmiştir. buna rağmen araba kullanma dingilliğini göstererek yola koyulmuştur (hayır severim ikisini de ama eğiriye eğri sözlükçüm di mi ama?). derken 300 metre ilerde trafik polislerini görürler. dururlar o noktada. polis gelir şoför mahallinin penceresine, camı aç gibisinden işaret yapar. bizim teğmen pilot, ne ayak hemşerim tadında işaret çakar tek gözüyle. polis aynı hareketi tekrarlar camı aç şeklinde. teğmen açar. polis önce iyi geceler diler.. sonraki diyalog şudur:
-- polis çevirmesi
(teğmen kimliğini çıkarıp polisin suratına dayar ve)
-- subay geçişi!!!
ve iki sarhoş pilot teğmen polisin kendilerine bi şey yapamamasının keyfiyle arabalarını sürüp olay mahallinden uzaklaşır hayvanlar gibi anıra anıra gülerek...
-iyi geceler gençler,üstünüzde bir şey varmı?
+var memur bey
-ne var?
+
pantolon, atlet,
don
-ver bakayım kimliğini komik çocuk!!!
üstümde bir şey olsa sanki söyliycem..
okuldan eve dönerken mahalleye girdim telefonum çaldı acele bir şekilde durdum ve konuşmaya başladım kelamımız bitti, bari durmuşken bir de sigara yakalım şu güzel havada dedim. arabanın yanında sigarayı sömürüyorum. ileriden polis arabası ters istikamette bana doğru geliyor bir yandan da selektör yapıyor.meğerse birkaç km ötede çevirme varmış memur beylerde benim durduğumu görmüşler uzaktan.
"hayırdır gardaş niye duruyon burda" dedi, "sigara içiyorum" dedim. iki eli açık üzerime doğru hacemmi tokalaşması şeklinde geliyor. bende gayet doğal olarak benle tokalaşacağını zannedip elini sıkmak için elcağızımı uzatıyorum lakin elim havada kalıyor. polis bey vücudumu mıncıklamaya başlıyor. telefondur, cüzdandır mıncıklanıyor. sonra arabaya yönleniyor "aç bakalım" diyor. arabayı ve çantamıda benim gibi mıncıklıyor lakin bir şey bulamıyor. "hayırdır bu ne kontrolü" diyorum "rutin kontrol işte" diyor. diğeri bagajdaki bezleri, takım çantasınıda mıncıkladıktan sonra "abi temiz" diyor. "tabi temiz" deyip üste çıkmak istesemde "bi daha durma buralarda" lafıyla özgüveninden tut bilimum psikolojik değerlerim yerle yeksan oluyor.
ilerlerken esas çevirme bölgesinde yine durdurup özgüvenimi sarsmak istiyorlar ama ben kral batlamyus edasında "abi az önce aradılar ilerde" diyerek kendimle çelişiyorum.
bu olaydan sonra da polislerle tokalaşmadım zaten. hep aklıma elimin havada kaldığı o an gelir, işte o an ben yaşamaaaam.
gerçekten yaşanmış mıdır ? bilmiyorum, ama şöyle birşey de var.
radara yakalanan birisi ruhsatın arasına para koyup polise uzatır.
-mustafa nın selamı var.
-ooo özlemişim mustafayı. başka resmi yok mu ?
(vertigo, 20.04.2009 02:14 ~ 02:15)
bugün taze yaşandı gecenin bu vakti uyku tutmayınca açtım bilgisayarı, aklımdayken yazayım. sabah uyku sersemi telefonu açan bendeniz ile memurun konuşması:
m:alo
p:hacı ahmet sucu'nun evi mi?
m: burası sucu değil ev.
p: hacı ahmet sucu değil zaten adamın soyadı
m: olsun öyle biri de yok burda.
p:beyfendi ben karakoldan arıyorum, muhtar verdi numarayı bana, orası neresi peki?
m:160. sokak burası
p: kimin evi yani, hacı ahmet diye biri yok mu orada?
m: bizim ev, bizde öyle biri yok, numaranın daha önceki sahibidir onlar.
p: peki peki iyi günler
m:kolay gelsin!
ben: kimlik görebilir miyim?
polis: bir saniye
ben: diğerini de görmem lazım.
polis: bize kimse kimlik sormazken siz iki tane soruyorsunuz.
ben: görmeden geçmenize müsade edemem.
polis: biraz da öfleyerek, buyrun.
ben:üzerinizde silah varsa bırakın lütfen.
*
yer:sarıyer tarih:2004
müzigin etkisiyle gaza gelinmiş halde süratle gidilmektedir.ışıklardan(ki her zaman kurallara uyarım)tam geçerken sarının yanmasıyla durmadım yoluma devam ettim.2 dk sonra yan taraftan hızla arabalarıyla polis abiler yolumu kesti az ilerde durdurdular.bundan sonraki diyalog aynen aşağıdaki gibidir.
p:deminden beri peşinden megafonla bağırıyoruz niye durmadın lan ışıkta!!
b:son anda yandı kimse yok diye ani fren yapmadım da sen benimle nasıl lan lı konuşuyorsun?
p:bak sinirimi bozma bağlarım arabanı ver ehliyeti ruhsatı!(büyük ihtimal üstlerinden fırça yemiş diye düşünüyorum ben aynı zamanda benden çıkarıyor)
b:hayır senin sinirini bozacaksa ben dikkat ederim artık buyur ehliyeti ruhsatı.
p:in lan aşağıya!
b:memur bey lan lı konuşma hakkına sahipmisiniz?yazın cezamı siz yolunuza ben yoluma.sizin plaka nedir?(o arada polis otosunun arkasına doğru geçiyorum)
p:alın bunu kelepçeleyin..gel hele sen bir otoya.(herkez bize bakıyor)(sivil polislerde damladı)
p:bak bugun kötü günümdeyim anam avradım olsun arabanıda alamazsın seni cayır cayır yakarım.
b:tamam özür diliyorum.ama sizden birşey rica ediyorum.bir telefon numarası versem orayı ararmısınız.
p:ne numarası lan?(yine lan lı arada küfürlü konuşuyor)
b:.......(o zaman yüksek rütbe bir tanıdığım)ın numarası.
p:(telefonla konusur daha sonra)bak koçum memur insanız bugun kaymakam geldi gereksiz bana konustu.moralimiz bozuk birde sen ters konustun(yuhhh ak yuh)
b:musadenizle cezamı kesin ben gidebilirmiyim.kelepçelerde sıktı!
p:tamam tamam.
(not:cezada kesmedi)
gecenin bir yarısı sol far ampülü yandı. tek gözlü kahraman edasında eve gidiyorum derken, ekip otosunu gördüm.
"sağa çek" işaretiyle durdum. peşime bir aracı daha durdurdular.
-sol farın yanmıyor.
-biliyorum, yeni oldu, bu saatte de elektrikçi bulamam, eve gidiyorum. sabah yaptıracağım.
-ceza kesmem gerek, ekip otosuna gelin.
ekip otosundaki polise ruhsatı uzatırken ne iş yaptığımı sordu. bu arada öteki eleman ruhsatını alıp gitmişti.
mesleği öğrenince arkadaşına eğilip,
-arkadaş doktormuş, ruhsatı ver de gönderelim.
arkadaşı ruhsatı uzatırken,
-öteki de doktormuş, onu da ben gönderdim.
alkollü iken araç kullananları . polis durdurur ve sorar;
polis--alkollü araç kullanmak . yasak bilmiyor musunuz?
şoför--valla ağbi, araç değil, biz alkollüyüz, alkol ile çalışan araç çıktımı ki?
polis--çıktı evladım gel ben sana göstereyim merkezde....
sene 2002. yer antalya kaleiçi çıkışı;
o sıralar
no name adlı bardan arkadaşla çıktık. saat sabahın 3ü. neyse efendim yola çıktık ilerde çevirme var. ikimiz de 3er adet 70lik bira içtiğimizden kafa kıyak. neyse ki barın sahibi arkadaş tanıdıkta bize gitmeden soda limon içirmişti.
ileride polisleri görünce götüm götüm arabayı sağa kırıyorum ki hani sıyrılayım. tam sıyrılacakken en öndeki araç çevirmeden çıkınca biz otomatikman sıraya çağrıldık.
guen: lan olm sıçtık lan, askeriyenin otoparkını da kaçırdık. sen geç lan direksiyona
arkadaş: la salak senle ben aynı şeyleri içtik.
guen: 3,5 atmak böyle birşey olsa gerek eki eki eki
neyse polis gelir camı açarız.
polis: iyi sabahlar gençler. nerden böyle?
guen: eh eve gidiyorduk.
polis:
alkol aldık mı?
guen: 1 kadeh.
polis: göreceğiz bakalım. üfleyin lütfen
guen: (iç ses) siki tuttun guen gitti ehliyet. (dış ses) püf
polis: daha sert üfleyin lütfen
guen: nasıl yani?
polis: balon üfler gibi.
guen: abi hiç çocuk olmadım balon üflemedim (saçmalama mode on)
polis: üfle lan sabah sabah deli etme adamı
guen: (iç ses) napalım battık artık. (dış ses) püffffffffffffffff
polis: !! tamam geçebilirsiniz.
biz arkadaşla tabi o sırada şekilden şekile ve ter içindeyizdir.
trabzon-kalkınma mah.
ekip arabası gelir:
+gençler bi kimlik kontrölü yapabilirmiyiz.
-buyur ağbi,hayırdır?
+3 kişilik grup ihbar edildide, burada mı oturuyorsunuz siz?
-evet. ee ağbi bak orada da 3 kişi var.hem bak pijamalıyız daha evden yeni çıktık.
+tmm bidaha arabaya ters ters bakma.
miting alanına girerken polis, kamera ve sırt çantamı arar:
p: bişey yok demi burda
b: yok memur bey ne olacak hem olsada söylermiyim
p: söylemezsin di mi, iyice bakalım o zaman
polis çantada ne var ne yok çıkartır, gözlük kılıfının içine deyin arar ve..
p: mitinge değil de yatıya gelmişsin sanki geç hadi..
(barex, 19.05.2009 23:47)
başlıktaki girileri okudum. çoğu trafik polisiyle girilmiş diyaloglar.
birisi, iki sarhoş teğmenin polisle dalga geçe geçe yollarına devam ettiklerini yazmış.
bol bol mustafa'dan
* bahsedilmiş.
başka birisi polisin "lan"lı konuşmasına kızmış rütbeli tanıdığını aratmış, ceza yazmamışlar. bunun öncesinde polis kendisine hakaret ettiği adam plakasını almak isteyince kelepçelemiş, almak istemiş.
doktorlara ceza yazılmayıp, ruhsatları verilip gönderilirlermiş.
yarrak gibi memleket afedersin!
gecenin 3ünde msn'de arkadaşlar bir ani maç organize edilir ve herkes üniversitenin önünde toplanıp bahçesine maç oynamak için girmeye çalışırken, polis ile karşılaşılır ve şaşkın bakışları altında sorusunu yöneltir;
-hayırdır arkadaşla bu saatte?
-maç yapmaya geldik...(herkes alkollüdür zaten)
-saatten haberiniz var mı?
-biraz geç galiba ama canımız sıkıldı ne yapalım
-tamam ama okulda oynayamazsınız bu saatte başka yerde oynayın
(okulun önünde maç yapılmaya başlanır ve polislerde bir süre izledikten sonra dağılırlar, bizde okulun bahçesine dalarız haliyle).
maç sonunda bir kaç kişi okul bahçesinde sızarken, telefonla konuşmak için kulübeye giden ağır alkollü arkadaşı sabah okula giderken farkedip gülme krizine gireriz.
bakırköy pazarında içmece. polis gelir ışığı üstümüze tutar.
- ne içiyonuz lan
+bira abi içermisin?
-mesaide olmicaktım bira diye seni içerdim
+ehehehh
-sıkayımmı ayağınıza şimdi
+sık abi
-abi degil amına kodumun memur bey.
yer: ankara' da bir üst geçit altı
nedensiz dirilişler kişisi her zamanki gibi üst geçitleri değil de onların altını kullanmaktadır ve bu amaçla tam da üst geçidin altından karşıdan karşıya geçmeye çalışmaktadır. ancak trafik akşamüstü trafiğidir ve bir türlü uygun an gelip çatmamıştır. 4-5 denemenin sonu boşa çıkmıştır. son denemede yolun ortasına kadar gelinir ve karşıdan gelen arabanın geçmesi beklenir. o sırada tam yolun karşısında pusuya yatmış polis otosu görülür, yanlarında 2-3 kişi de vardır, içlerinden birisi kaş, göz işaretleriyle ''a-ah'' şeklinde 'geçme sakın' sinyali vermiştir ki keza onlara ceza yazılmaktadır. ancak polisin biriyle daha gözgöze gelinmiştir, o polis de eliyle ''gel gel'' işareti yapmıştır (bkz:
hayatın ağır çekim yaşanan kareleri). anlık kararlarından gurur duyan biri olarak tabii ki gerisin geri dönülür. nasılsa başka bir alt geçit vardır ilerde. o anda polis telsizinden şu anons duyulur: hadi tamam geç, ceza yazmıycam..bak ama alttakinden geçersen yazarım.
mükemmel örneğini babam yapmıştır... baba bir yerde arkadaşlarıyla içki içmiştir ve oraya arabasız gitmiştir... gecenin ilerleyen saatlerinde beni arar ve gelip onu almamı ister... ben de laf dinleyen evlat modunda o saatte çıkıp babamı babamın arabasıyla almaya gitmişimdir....
çokça içki içmiştir ama arabayı kendisi kullanmak istemektedir. itirazlarım sonuç vermemiş ve babam direksiyona oturmuştur... ne de olsa kendi arabasının direksiyonunda ben varken gerilmektedir...
eve doğru giderken yol üzerinde bir yerde alkol çevirmesine denk gelinir... babam aniden bana "oğlum aç şu torpido gözünü çabuk aç aç aç der" açarım içerde beyaz bir kumaşımsı şey vardır... babam tek hamlede onu cıkarır ve kafasına takar. bahsi gecen kumaş bir namaz takkesidir...
p: polis
b: baba
p: iyi akşamlar beyfendi
b: aleyküm selam memur bey.
p: (bir süre afallar) nereden geliyorsunuz
b: sohbetten geliyoruz oğlumla allahın izniyle eve gidiyoruz.
p: (bi bana bi babama bakar ve) buyrun gidebilirsiniz.
b: allah razı olsun memur bey hayırlı görevler.
ben durumun şokundayken babam biraz ilerledikten sonra takkeyi çıkarır bana uzarıt. "al bunu koy yerine lazım olur daha" der ve sırıtır meh meh diye...
aradan beş dakika geçer ve babam final cümlesini kurar.
b: ulan ben de az fırlama değilim haa mehmehmeh...