güneş sisteminin 9. ve son gezegeni. yakınında bulunan bir x gezegeni/yıldızı (daha tam olarak keşfedilemedi) tarafından zaman zaman yörüngesinden çıkarıldığı gözlemlenmiştir. (bkz: universal gravitation)
1930'da keşfedilen bu gezegen tüm güneş sisteminin kuralları dışına çıkan bir istisnadır. şöyle ki; içten dışa doğru güneşten uzaklaştıkça gök cisimleri (gezegen,gezegencik,aseroidler) küçük,sık, yoğun, enerjisi fazla ve taş gezegenlikten büyük, seyrek, yoğunluğu düşük yani hafif, enerjisi az ve gaz gezegen olarak sıralanırlar.
bit kadar merkürün yoğunluğu o dev neptünden bile fazladır. satürnün yüzeyi demirle kaplıyken uranüs gaz ve toz bulutuyla kaplıdır. ama plutona gelince yine küçücük, yoğun, dünyada bile olmayan deli gibi yoğun ve sert ağır metallerle kaplı ve yüksek enerjili hızlı dönen bir gezegendir. bu yüzden dış bir sistemden bize takıldığı düşünlmektedir.
eğrilik derecesi çok olan bu gezegen 248 dünya yılında güneş çevresinde turunu atar(yani keşfedildiğinden beri hala ancak çeyrek tur attı) keskin eliptik yörüngesinden ötürü bazen neptünün yakınına gelecek ve en uzak ikinci gezegen konumuna geçecektir. hemen yanındaki o ikinci gezegencik ile el elele tutuşup dönen iki insan gibi berbaer hareket ederler.
mayıs 2006 keşfedilen iki küçük uydusuna hydra ve nix adı konan gezegen. resmi adlandırma yapılmadan önce iki uydu p1 ve p2 olarak adlandırılmış. ayların sahip olduğu h ve n başharfleri ayrıca nasa'nın pluto sistemine yolladğı new horizons adlı uzay aracanın adındaki baş harfleri simgeliyor.
gezegenlikten çıkarılmasıyla akrep burçlarının durumu ne olucak diye sordurtan ex-gezegen. ayriyeten kendisine teselli ödülü olarak plütonların(ub313,charon) ve asteroid ceresin prototipi payesi verilmiştir. aksi takdirde 12 gezegenimiz olacaktı.
ben ya unutursam diye ilkokulda nefes almadan saymaya çalışırdım sistemdeki gezegenleri..plütona nefesim yetmezdi çoğu zaman..bazen marsta mola verirdim.pek fark etmeyecek yokluğu ama yine de içim bir garip oldu şimdi.
artık bir gezegen olmayan yavru cücemsi gibi bişi* hatırlıyorumda ne anılarım olmuştu plütonla, daha dün avcılar kampüsü plüton kadar uzak demiştimde arkadaşlarımı güldürmüştüm, neşe kaynağımdı benim ama yok işte
(bkz: plütona mektuplar)
haberi bugün gazetede okuduğumdan beri boğazımda bir yumruk hissediyorum. hala birinin gelip tüm bu olanların bir şaka olduğunu açıklamasını, onun tıpkı eskisi gibi aramızda olacağını söylemesini bekliyorum.
bir yandan da biliyorum ki bunların hepsi boş beklentiler. kainatımızdan bir yıldız daha kaydı, daha ne diyebilirim ki. bunun sorumluları elbet cezasını bulacaktır.
plüton'un başına gelenler daha kimlerin başına gelecek? onu savunmasız ve zayıf gördü diye bu zulmü yapanlar, acaba arkalarından bir çığ gibi gelen biz milyonların tepkisini hiç düşünmediler mi?
bugün plüton'a yapılan yarın bizlere yapılabilir. duyarlı olmalıyız.
piç gibi kaldık sensiz
layık olduğun yerde ol tasasız ve dertsiz
üzülme sakın he mi?
taşını toprağını şimdiden özledim inan
o mutlu olduğumuz güzel günleri
ne güzel gezegenimizdin sen fahriye abla.
gözlerim kan çanağına döndü şu anda. hatırlarım da... ansiklopediyi ilk elime alışımda -ki iki yaşındaydım o zamanlar- aa ne güzel bir gezegen diğerleri gibi hantal değil, kibarcacık etliye sütlüye karışmıyor kendi halinde dönüyor. derdim... ama görüyorum ki! efendilik, delikanlılık bu alemde saygı duyulan bir şey değil, cezalandırılan bir şey haline gelmiş. ama yılmayacağız... bizler bu saygısızlık yapılan gezegenimize sahip çıkacağız.
hey gidi plüton heyy. bir zamanlar hayallerimi süslemişti astronot olup plutona gitmek. ansikolopedide, hakkında çok az şey bilindiği yazıyordu. ben gidip yerinde görecek, bu bilgi boşluğunu dolduracaktım. şimdiyse gezegenliği elinden alınmış. varsın nasa ona gezegen demesin, o benim gözümde hep 9. olacak
gerçekten yazık.. oysa bir gezegen o kadar kolaymı yapılıyor zannediyorsunuz? bunun gazı var bulutu var parçaçıkları var, yörüngesi ve uzaylılarını falan saymadım bakın. bütün bunlar amerikanın oyunları bugun plüton yok derler yarın ay yok oburgun dunya yalan oldu işte. gelmeyelım bu oyunlara
bu zavallı masum gezegeni günün her saati her saniyesi gözetlemenizin nedeni bu muydu ey kır saçlı vicdansız alimler?! ilk hatasında gezegenlikten çıkarmak, onu küçük düşürmek miydi niyetiniz? ben de sizi 24 saat takip etmez miyim şimdi? ayağınızı denk alın! toplum içinde osurursanız, arabada burnunuzu filan karıştırırsanız ben de sizi insanlıktan çıkaracağım.
görüyorum ki herkes artık plütonun gezegen olarak fen bilgisi kitaplarında ve ansiklopedilerde bulunmayacağından dolayı tedirgin, üzgün ve kırgın bilim dünyasına. amma velakin plüton'un yıllar boyu keşfedilmemek için ne dalavereler çevirdiğini, taa ötelerden üzerime ayak basamazsınız diyerekten insanoğluna nanik çektiğini kimse vurgulamamış. halbuki o ne anasının gözü bir dış uzay piçiydiyki dünyadaki uzay keşfinde insan oğluna çelme takan piç arkadaşı oynadı hep. o keşfedilene kadar her şey iyiydi soğuk savaş ayağına iyi gidiyordu her şey sonra dünyadaki tüm soğukluğu bünyesinde buz olarak toplayınca her şey bozuldu neyse ne kadar orospu çocuuğu olduğunu daha fazla söyleyip de plütonseverleri hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum.
(bkz: canıma değsin)
o hep piç gezegendi. bize uzaktı. hiç birimizi umurundada değildi aslında. en uzak gezegen diye bir soruyla karşılaşıldağında bile hemen akla gelmezdi o. bazen bütün sistemi sayarak cevabı elde ederdik. şimdi ne oldu da onu bu kadar sevdiğimizi anladık. kaybettik değil mi. insanoğlunun doğasına uygun olarak ancak kaybettiğimizde anladık onun kıymetini. sanatçılara yaptığımız gibi...hayattalarken hiç birimizin aklımıza gelmeyen öldükten sonra arkalarından ne güzel insandı, aslında ben hep ona önem verirdim ama toplum onu unuttu dediğimiz sanatçılar gibi. ya da ailemizin bir üyesi gibi... annemiz gibi babamız gibi. ancak öldüğünde gerçek değerlerini anlayacağımız insanlar gibi. ya da bir sevgili gibi ancak kaybedildiğinde kıymeti anlaşılan bir sevgili gibi. şimdi onlara da yaptığımız gibi giden şeyin arkasından ağıtlar yakıyoruz. ama bundan sonra ne olacak. üç gün sonra bu başlığa daha fazla giri girilmeyecek. aynı diğerlerine yaptığımız gibi bunu da unutacağız. belki bir daha hiç hatırlamayacağız...
gündeme bomba gibi düşmüştür. yıllarca o da ancak bir ansiklopedi karıştırmış bünye varsa ibibik kadar bir nokta olarak görülen plüton, düşmüş melek, depresif adam karizması yaparak dönüyor şimdi. ama dönüyor yani pek bir sıkıntısı yok. gezegen yapıldığında da yoktu. ama olan junior larousse, temel britannica'larda bu gezegeni okuyanlara oldu. yazılanlara bakıyorum da kimse uydusu charon'u takmıyor. pluton gezegenlikten çıkarılınca o da çıkarılmış sayıldı elbette. vur kafasına gitsin değil mi? ağzına vur lokmasını al değil mi? yok enseye vuruluyordu. neyse, o da bir değer değil mi? nerde...
almanya gibiydi namussuz, soğuk ama sevgi doluydu. metandan yapılan yastıklarında bizi ağırlar, ikramda en ufak bir kusur etmezdi. mahallede adı bilinmeyen karizmatik amcanın ölmesi gibi oldu ama o hala dönüyor, vallahi bak. hatta arada neptün'ün yörüngesinin içinden geçiyor en uzak gezegen sıfatını kaybediyor, piyasa oluyor. ama o hala dönüyor. allahın adını verdim. ölümü ye. valla.
1930 yılında, neptün'ün hareketlerini inceleyen bir gökbilimcinin fotoğraflarda "fazla kıpırdamış" olan bir cisim farketmesiyle keşfedilmiş "eski" gezegendir. uydusu charon ise 1978'de plüton incelenirken yine aynı şansın eseri olarak keşfedilmiştir.
plüton'un varlığı neptün'ün varlığından beri tahmin ediliyor fakat ispatlanamıyordu. çünkü neptün'ün yörüngesi, bildiğimiz evrensel çekim yasası'na tam olarak uymuyordu, bunun da sebebi olarak kendisine yakın bir kütlenin olduğu öngörülüyordu.
plüton denen bu güzide gezegenimiz artık gezegenden sayılmamaktadır. "12 seyyare vardır" diyen said nursi'ye, "plüton gezegendir gezegen kalacak" diyen sözlük yazarlarına inat, gezegen statüsü elinden alınmıştır. acımız büyüktür. geçmiş olsun.