en az aşkın yaptırdıkları kadar akıldan mantıktan uzak işler bütünüdür. kötü tarafı aşkta neden yaptın bu saçmalığı diye soruldugunda elle tutulur gözle görülür bir cevap verebilirsiniz ama platonik aşkta durumu açıklayabilecek hiçbir bahaneniz yoktur.
platonik aşk eğer cep telefonu dükkanında çalışıyorsa:her gün onu görmeye dükkanına gidersiniz,bir dünya para bayılıp telefonunuza her türlü aksesuarı alırsınız,kontör yükletirsiniz,olmadı yeni hat alırsınız,olmadı yeni telefon siparişi verirsiniz,sonra yeni telefonun gelip gelmediğini öğrenmek için platoniğinizin cep telefonunu istersiniz,fakat tabii ki vermek istemez... zorla da olsa alırsınız,bu sefer de aradığınızda kapalı bulursunuz.. dünyanız başınıza yıkılır.
neler yaptırmazki. okul merdivenlerini her tenefüs 5 kere indirip çıkarır. göz göze geldiğinde kalp atışlarını hızlandırır, hatta bir tenefüs iki kere göz göze gelsen o da beni seviyo diye boş hayaller kurdurur. offff off daha söylenecek çokşey var ama ben açmıyım ağzımı.
hayatını askıya almak
bir umut uğruna onu beklemek,haberi bile olmadan,başka kimseye dönüp bakmadan
belki bu zaman içinde siz de başka birinin platonik aşkı olmuşsunuzdur,belki ona kendi acınızı anlatmışsınızdır farkında olmadan.
o ise artık hem kendi için ve bundan da çok sizin için üzülmektedir.
çünkü sevmek önce sevilenin mutluluğunu istemektir.
nitekim platonik aşklar bazen titan mutsuzluk zincirleri şeklinde uzar gider...
zinciri tersine çevirirseniz belki mutluluğa erersiniz
maalesef, bakın maalesef diyorum boşa vakit harcamayı öğretir platonikgiller ama buraya dikkat : maalesef. "keşke başka türlü olsaydı aşkım ama sen beni sevmiyorsun bile" dediğiniz an belki de platonikleşmiş yüreğinizin azat olduğunu anlarsınız sonra geriye bakarasınız ve boşa geçirilmiş anlar görürüsünüz ardınızda; ama ısrarla rica edicem buraya konsantre olalım : maalesef
platoniktir sevdiğiniz, yani aşkı yaşayamadığınız kişidir. onunla sadece hayallerinizde birlikte olursunuz ve bu hayallerde o kişi, mükemmeldir, ilişkiniz mükemmeldir. tek bir falso yoktur hayallerdeki aşkta, heyecan olsun diye kavga edilen anlar bile sevgiden olur, ateşli sarılmalar, delicesi özlemler ve sevişmelerle biter, tıpkı filmlerdeki gibi.
platonik aşkta, insan olmayana aşık olur ve olmayan ve asla olmayacak aşkı yaşar. ki eğer ilerde bu platonik aşk, gerçeğe dönüşecek olsa dahi sonu hüsranla biter. çünkü aylarca düşlerinizde yaşadığınız aşkla gerçekte yaşadığınız aşk ve hayallerinizde sevgiliniz olan kişi ile gerçekte sevgiliniz olan kişi birbirini tutmaz. sonu hep hayalkırıklığıdır sadece.
çok kötü şeyler akla gelmemeli. bu tip aşk herşeyden önce hayal kurmayı öğretir insana. yastığa başınızı koyduğunuza uyuyana dek size eşlik edecek birilerini hayal edersiniz. gerçekte var olmasa da siz onu hayata getirirsiniz. tabi bu durumu fazla abartıp saplantı yapmamak kaydıyla.. herkes için gerçekten ilk kez hayal kurmaya başladıkları zamandır platonik aşk zamanları.
belki bir gün beni de sever diye bekletir insanı, gecenin bilmem kaçlarına kadar belki gelir dedirtir, sabah erkenden kalkıp belki gelir dedirtir, hayatı ona göre ayarlatır. fazla kaptırılmamalıdır.
msnde konuşulmak istenip de nickinin üzerine tıklanılmayan daha iyi hissetmek için de engelleyip "haha işte kırdım zincirlerimi nabeeeer?demek ki o kadar önemli değilsin"şeklinde saçma sapan beyanatlar vermesine sebep olur.
bilgisayarın başına saatlerce oturup msne girmesini beklemek,girdikten sonra selam vermesini beklemek,vermeyince ağlama krizine girmek,sabah kızarmış gözlerle kalkınca listemden silcem onu bir daha beklemicem diye kendi kendine söz vermek,kısa bir süre sonra kendini yine boş gözlerle monitöre bakarken yakalamak.
hayatın tadı tuzu kıvamında olgulardan biri olduğu için engellenmemelidir. (bir diğeri için (bkz: yarak olgusu))
insanın kendini sınırlamaya başladığı nokta, tam olarak yaradılışına ince ayar çekmeye çalıştığı noktada başlar. platonik aşk, insanlara hayat öğretmeye çalışan bir kişisel gelişim veya şiir kitabından veya hayat koçluğuna soyunan bir zat gibi sahte değildir. gerçeği yaşamak ve onu taşıyabilmek, onun bunun sağda solda öğretemeyeceği yegane insani değerdir. ayrıntılar için (bkz: @639557)
insan ne yapmak istediğinin kararını kendisi vermelidir, buna aşk doktorluğu yapmanın anlamı yoktur. "herşey olacağına varır" evrensel kuralının geçtiği bir dünyada şekillenen hayatınızın nasıl şekilleneceğine kendiniz ve başınıza gelenler hükmetmeli, başkaları değil.
öğretildiğiniz gibi değil hissettiğiniz gibi yaşayın..evet bunu da..
sadece "o" beklemesin diye bir buçuk saatlik sınavdan 15 dakikada boş kağıt verip çıkmak.
aradan 2 ay geçince finallere çalışırken insan çok küfrediyor kendine o ayrı.