80'lerde ilkokul çocuklarının hayaliydi
90'larda çift katlısının icadıyla demode oldu
2000'de unutuldu.
bir de küçükleri vardır, yerinde duramaz. beton zemin üzerinde teneffüs geçiştiricidir. yere değdiği andan itibaren, arkasından bir ordu koşar ama yetişemez.
bakkallarda satılan, küçükken çok pahalı gelen, büyüyünce ise kalitesini beğenmediğimiz için almadığımız oyuncak
patlak futbol topu kullanarak verimi arttırılabilen içi hava dolu, naylondan küre
nedense genelde yamuk olan toplardır.
havası hafif inik olanlar kalecilerin korkulu rüyasıdır. çıplak bir yere geldi mi feci yakar, kızartır.
yeri geldiğinde bir kaç kat plastikten de oluşabilen bi yerde statü belirtisi oyuncak
(bkz:
kames)
(bkz:
top benim ben kaleye geçmem)
(bkz:
mahalle maçları)
edit: official licensed ball of
street football (copyright, registered trademark, benchmark, bookmark).
(azureel, 08.01.2005 07:54 ~ 21:13)
rüzgarlı havalarda tüm maç zevkinin içine eden, hızla vurduğunuzda bir kaç saniye hızlı gidip sonra aniden yavaşlayan bir harekete sahip, havaya atılıp avuç içi ile vurulduğunda "pinnn" sesi çıkaran oyuncak..
patladığında sabun ile patlayan nokta kapatılmaya çalışılır fakat işe yaramaz topun havası git gide iner. zar zor para toplanarak alındığı için yenisi alınamaz oyunun sonu normal hacminin yarısına inmiş topla getirilir.
soğuk ortamda ve beton vb. zeminlerde bir süre bırakıldığında sönmüş olarak bulunan, herkesin çocukluğunda illaki sahip olduğu güzel şey.
hızlı vurduğunuz takdirde ters falso alan, hatta eğer çok hızlı vurulmuşsa 3 kere yön değiştiren ve kaleciyi kontrpiyede bırakan, ortaokul yıllarının vazgeçilmezi yuvarlak.
ilkokulda teneffüslerde top olarak kullanılan diğer aygıtlarla karşılaştırıldığında (bkz:
üzerine basılmış kola kutusu), (bkz:
patlak mis süt kutusu) nisbeten daha başarılı olan top çeşidi. dar alanlardaki performansı iyi olmasında rağmen uzun mesafelerde hız ve adresi bulma performansları çok iyi değildir.
iki üç kişinin mali destekleriyle ortaklaşa alınabilen, maç sonrasında ortaklardan hangisinde kalacağı üzerinde tartışmaların yapılıp, kalma süresinin en fazla para verenden en aza doğru belirlendiği, rüzgarlı havalarda istenilen noktaya gitmeyen, bu yüzden de rüzgarın yönü ve şiddeti nazara alınarak vurulması gereken, bakkaldan alınması esnasında yamuk olup olmadığını anlamak için bu işte ehil olan veledin yerde birkaç kez sektirmesiyle yamuk mu değil mi olduğu anlaşılan, her an patlama riski nedeniyle nazik davranılması gereken, patlarsa kafalara geçirilmek suretiyle şapka olabilen; yerini
kames denen kalın topun icadıyla kaybeden bir zamanların çocuk eğlencesidir.
akşam olmadan patladığı için asla eve götürülemeyen top
(bambuk, 22.05.2006 10:04 ~ 10:04)
ruhunu kaybetmiş, sistemin çarklarına ayak uydurmuş toptur, kapitalisttir. eskiden babalarımız kedi derisini yüzüp şişirip top yaparmış be. kuş şişirirlermiş. mezarlıktan kafatası çalarlarmış. yamuk mamuk bakmazlarmış, güzelliği oradaymış, ruhu varmış, gerçekmiş, savaş ay'mış hayatın içinden. şimdi porno filmler mükemmel sekse alıştırıyor bizleri, sonra mutlu olamıyoruz. pipetle şişiriyorlarmış kuşu.
çocukluğumuzda en keyifli anlar geçiren bir toptur bu. öyle plastik deyip geçmeyin. okulda tenefüs aralarında az mı oynardık? mahalledeki arkadaşlarımızla az mı kavga ederdik bu top yüzünden? "topu sen patlattın, parasını öde lan, anneme söyliycem seni" gibi cumleleri bize söyletmemiş midir? " ulan ne günlerdi be" diye iç geçiriyor insan. az cam kırmadık bu plastik toplarla.
abanmanın sebest olduğu maçlarda kullanılan
tek top.
çocukluk zamanımızın vazgeçilmez oyun aracı..
alırken dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır:
- fileden çıkartılan top bir kaç kere sektirilir. böylece yamukluk testi yapılmış olur. eğer top yere çarptığı doğrultuda tekrar yukarı çıkıyorsa tamamdır, alınabilir. fakat alakasız bir yönde yerçekimine karşı koyuyorsa, bırakın sakın almayın o topu..
- topun üzerinde ''9 kat'', ''6 kat'' yazıları aranır. eğer bunlardan biri yazıyorsa topunuz daha dayanıklı olur, yani geç patlar. ama eğer yazmıyorsa karşı bakkala gitmenizi öneririm..
eveet topu aldık peki ne oynayabiliiriizzzz:
- istop
- yakartop
- voleybol
- futbol
- hasta komada öldü
daha ayrıntılı bilgi için mesaj atabilirsiniz...
bunların üstünde kaç katlı olduğu yazardı.ne hikmetse en incesi en cok katlı yazardı.bence en iyisi (bkz:
pettop)
çocukken oynadığım
voleybol oyunlarımızdan hatırladığım kadarıyla patladığı zaman sabun sürmeden önce tükürmek gerekir.
çocukluğumuzun vazgeçilmezlerinden.
tıpkı enek(bilye), gazoz kapağı, dalye oyunları gibi,
helikopter yakalamak, gazoz kapağı eğmek,
ne idüğü belirsiz otları toplamak gibi,
dizinde her an bir yaraya sahip olmak,
pantolonun fermuarına pipinin sıkışması gibi
çocukluğumuzun hafızada yer işgal edenlerinden biri.
japon kaleden yirmibire, yakartopdan dalyeye
birçok oyunun esasoğlanı.
bazen çalıların arasına kaçardı, çiftkale maçlarda.
diken girer teninden içeri patlardı.
pat diye bağırmazdı aslında balon gibi.
balon gibi vaveylayı koparmazdı.
içten ve sessiz verirdi soğluğunu.
duymak için kulak vermek gerekirdi bilhassa.
sadece bir seferinde plastik topun biri
sokağın ninesinin camını kırmıştı.
o zaman işte kütüğün üzerine koyupta nine
savurunca baltayı gövdesine
çığlık atmıştı, plastik top.
içten ve sessiz verirdi soluğunu,
dikenini itinayla çıkarır,
aceleyle bulup getirdiğimiz sabunu yarasına
bir oparatörün ruhunu devralmışcasına
hassas ve özenli dokunuşlarla sürerdik.
onu iyileştirmezdi bu hamle
ancak ömrünü uzatırdı, birkaç saat.
işte o günlerde soluğumuz tükenene kadar
plastik topun soluğu tükenene kadar
tepinir tepinirdik sokakta.
işte o günlerde akşam ezanından sonra gider eve,
azar işitirdik annelerimizden.