genellikle tuzlu sularda yaşayan alg olarak da bilinen tek hücreliler, balinaların öncelikli besin kaynaklarıdır. fotosentez falan da yaparlar, çok faydalıdırlar dünya yaşamının devamı için yani.
ayrıca okyanuslara ve tropikal kıyılara rengini veren hayvancıklardır.
2 ye ayrılır
1. zooplankton(hayvanların oluşturduğu
2. fitoplankton(bitkilerin oluşturduğu)
bazı deniz ve göl sularında çok faz plankton bulunduğu zaman o suyun rengi bize renki gözükür. ayrıca protozoa subregnumundan bir canlıdır.
spongebob squarepantsçizgi filmin de sürekli yengeç burgerformülünü çalmaya çalışan,dahi ve her zaman kaybetmeye mahkum çizgi karakter.bir bölümde spongebob için şu repliği sarfetmiştir;
"look at him! square! the shape of evil!"
(bkz: http://i4.tinypic.com/...)
her saniyesinde farklı bir ruh hali yansıtan,ya da benim notasında farklı bir duygu insanı olduğum buckethead'ın kişiyi sersemleten,bir duvardan alıp diğerine vurmadan sakince bıraktığı,insanı zorla aşık etmeye çabalarcasına melodilerin birbirini takip ettiği,sanki gözümden yaş çalmak için bestelenmiş şarkısı...bugün kaçıncı kez dinledim bilmiyorum,sadece dinlemeye doymaktan korkuyorum...benim adım artık plankton...
büyük halamın eşi eniştem belgesel izlediğimiz sırada gelir...
- ne bu ne izleyipduruyonuz bakem çevirin şunu nemiş ööölü u? * (ne izliyorsunuz bakalım değiştirin şunu neymiş öyle o?)
+ enişte belgesel bu belgesel! bak balinaları gösteriyo bunlarla* besleniyo balinalar...
- (uzunca bakışın ardından) git işine koskocmen hayvan bunlan mı doyvecekmiş gari? kafamı bulupdurun sen benlen hadi hadi çevirin şu şeytan düzenini!**
beşinci nesil yazardır. nihat hatipoğlu hakkında söyledikleri de son derece doğrudur, aynen katılıyor, bölye konulara girmesini şiddettle tavsiye ediyoruz kendisine.
ayrıca plankton diyince nedense aklıma, süngerpop daki plankton gelmekte. kendisi inşallah yengeç burger formülünün peşinde değildir. öyleyse işi çok zor. bay yengeç varken alamaz gibime gelmekte o formülü.
sevilen kötü karakterlerden.*
bir bölümde aşık olduğu bayanla telefonda randevulaşırken kendisini tanıtmak için "yakasında karanfil olan o selvi boylu benim" diyerek yarmıştır.*
(görsel: plankton/26401)
“planktonda hoşuma giden şey iki dünya arasında asılı halde durması ve hem sudan hem de güneşten zevk alması. onun hayatı gibi bir hayat istiyorum. rüyalarda bile ulaşılamayacak kadar güzel bir hayat. gerilimin olmadığı bir hayat. belirsizlik ilkesine sunulmuş bir melodi. aniden yutulmayla biten bir hayat. mükemmel bir yol: ışık, su, dans ve son.” (ros)