washington post muhabirinin pkk’lı militanlarla yapmış olduğu röportajın en dikkati çeken,dahası özneyi belirleyen habercilik anlayışının kamuoyuna yansıyan görüntüsü.
washington post muhabirinin pkk kampındaki militanlarla yapmış olduğu röportajdan basına yansıyan fotoğraf karelerinin içinde en dikkat çekici olanı kuşkusuz kucağındaki bir yavru ayıyı biberonla beslerken görüntülenen pkk militanıydı.
haberin sunum şekli, dünya kamuoyunun adeta “pkk gerçeği sizin yaşadığız gibi değil,bizim gördüğümüz gibi” demesi bir bakıma.
söz konusu ayılı fotoğrafı yorumlarken eksik kalan bir-iki noktayı da ben tamamlamak isterim naçizane:
1-dünyanın gördüğü, ayı yavrusunu emziren bir militan;benim gördüğüm, başında amerikan bayraklı silindir şapkasıyla pkk’lıyı besleyen sam amca’nın ta kendisi.
2- dünyanın gördüğü, militanın kucağındaki ayı yavrusu;benim gördüğüm,tsk’nın son operasyonlarıyla ciddi kayıplar veren pkk’nın dağdan bulduğu yavru ayıları biberonla besleyerek örgüte yeni eleman sağlama yöntemi.
ne güzel insanlar dedirten olay.. sen geç karşısına türk ün nice yiğitleri anasından koparak seni özgürlüğe çağıranların canını al.. sonra ayı besle.. sen ancak bunu bilirsin be dağ ayısı.. kendini besle önce denir bu ayılara..
tamamen herkesin sinirlerini zorlamaya yönelik göstermelik davranış. bu kadarına da pes doğrusu dedirtse de adamlar virüs beslese avrupanın büyük kısmına sevimli gelecektir. yakında o da olur.
her bir kare ayrıca sinir bozucu. haberin içeriğinden zaten bahsetmek istemiyorum. "rebel" ve "guerrilla" kelimeleri kaynıyor. halbuki cuk oturan "terrorist" var, fazla zorlanmayın.
nerden geldiyse aklıma, çok alakasız bir fıkra geldi. konuyla alakası olmamasına rağmen yazayım dedim, kusuruma bakmayın.
adamın biri kiliseye gitmiş. rahibi bulmuş.
- aziz peder, demiş. günah çıkarmaya geldim.
peder de:
- hoşgeldin evladım, demiş. anlat bakalım derdini.
adam:
- aziz peder, demiş. ben çok merhametli bir insanım. bakın size göstereyim.
böyle diyerek ayakkabılarını çıkarmış, peder bir bakmış adamın ayak parmaklarında minik minik çıngıraklar.
- bunlar nedir evladım? diye sormuş.
- aziz peder, demiş adam. ben bir karıncayı bile ezmekten korktuğum için bunları taktım ayağıma. yolda yürürken karıncalar çıngırak sesini duyup ayağımın altından kaçsın diye...
peder hayranlıkla:
- aman evladım sen ne ince ruhlu bir insanmışsın, senin ne günahın olabilir ki? demiş
- aziz peder, demiş adam. geçenlerde karımın arkadaşı bize gelmişti, karım da evde yoktu, bir an kendimizi kaybettik, olan oldu.
- aman evladım, demiş peder de. sen o kadar iyiliksever bir insansın ki, kendini kaybederek işlediğin bu günah elbette affedilir.
- sağolun aziz peder, demiş adam. bir de geçenlerde bir arkadaşımı görmeye gitmiştim. arkadaşım evde yokmuş, karısı açtı kapıyı, bir an kendimizi kaybetmişiz...
- olsun evladım demiş peder, sen duanı et, bu kadar iyi yürekli bir adamın günahları elbet affolur.
sağolun aziz peder, demiş adam. bir de geçenlerde yanımda çalışan kızla dükkanda yalnız kaldık...
peder hemen adamın sözünü kesmiş:
- çıkar ulan o çıngırakları ayağından, demiş. bi karınca ezmiycem diye sülalemizi sikecek pezevenk!
öncelikle başlığa bir açıklık getirmek gerekiyor sanırım. ayıyı besleyenin pkk olmaması gerekiyor. zira bir gerilla örgütünün ayı beslemesinden söz etmek komik oluyor. örgütün işlerinden "biri" bile ayı beslemek olamaz sanırım. onların işleri başka. şimdi siyasete girmeyeceğim ama şunu da söylemeden geçmek olmaz bu noktada. sanırım ayı beslemekten önce "abd ile işbirliği yapmak" vardır örgüt için.
ayıyı besleyen örgüt mensubu bir insandır. o yüzden başlık "pkk'linin biberonla ayı beslemesi" olması koşuluyla doldurulabilir hale geliyor.
buraya da gelince... ayı beslemenin her hangi bir siyasi yönü bulunmuyor kanımca. siyasetle uğraşsın uğraşmasın, terör eylemleri yapsın yapmasın, bulaşık yıkasın yıkamasın, sevgilisini aldatsın aldatmasın bir çok insan yavru bir ayıya biberonla yiyecek verebilir. burada da çok şaşırılacak bir durum yok gibi geliyor bana. madem öyle beslesin ayıyı. ayıdır yani onun da beslenmeye ihtiyacı var.
bir teröristti insancıl, sempatik gösterme çabasıdır. işin ilginci * bunun bir terörist olduğunu bilerek, kendi çıkarları için bu çaba içine girmişlerdir.
aklıma gelen bir kaç soru var. şöyle ki:
- bu biberonun markası nedir? biberonu da bu teröristte silah verenler mi vermiştir ?
- " bir yavru ayı buldum. biberon lazım " dediğinde mi teröristte biberon ulaştırılmıştır?
- yavru ayı büyüyüp, teröristte nankörlük yaparsa o zaman terörist kendi yaptığınıda hatırlayacak mı?
kuvai milliyenin mirasçısı, torunu, çocuğu olan mehmetçiğin kürt çocuklara şeker dağıtması ile karşılaştırılmasına/karıştırılmasına içerlediğim olaydır. demek sana türk düşman, amerika dost öyle mi? aklını beynini sikeyim.
psikolojik savaş gereği karşılığı verilmesi gereken siyasi hamle. biberonla ayı besleyen bir el kaide militanı görüntülenip avrupa basınında yayınlanması sağlanabilir misal. o zaman görürüm ben washington post muhabirini.
tamamıyla pkk'yı iyiden,doğrudan yana gösterme çabasından başka bir şey değildir. washington post'un sitesinde görülen yazılar ve fotoğraflar bunu desteklemektedir. ayının türk bombardımanı sırasında annesini kaybettiği ve pkk "isyancıları" tarafından adeta bir anne şevkatinde beslenilip büyütüldüğü, yani bu insanların dertlerinin insan öldürmek, ülkemizi bölmek değil de "haklarını" aramak olduğunu lanse etmektedir. biz asıl olan biteni gördüğümüz için, bu tür propagandalara inanacak kişiler değiliz. ama bir amerikalı bu haberi okuduğu zaman ve eğer hiç bir bilgisi yoksa şöyle düşünecek. demek türkiye'de kürtler diye isyancılar var ve tek dertleri barışçıl bir yoldan bağımsızlıklarını kazanmak. ama türkiye hiç bir eylem görmeden bu insanları katlediyor. amerikalılar'ın genel kanaati zamanla bu yönde olacak ve türklere karşı kürtleri savunmaya başlıyacaklar ve bu zamanla bir "kürt soykırımına" dönüşebilir. seneler sonra siz şurda şu insanları öldürmüştünüz diye bize hesap sormaya başlayabilirler pkk'nın asıl ne yaptığını görmeden, ama bu onların suçu değil çünkü ülkemiz pkk ile savaşta sadece bombaların etkili olduğunu sanmakta ve medyanın gücünü hep boşlamakta. zamanında pkk'lıların yaptıkları dış basında doğru bir şekilde yer bulsaydı, belki de bir çok ülkeyi ve insanı arkamıza çoktan almış olacaktık.
besbelli abd'nin bölücü örgütü dış basına hoş gösterme çabalarından biri daha. zaten diğer resimlerin de deviantart stili resimler olması bile bunu ispatlayabilecek başka bir durum.
o değil ilk körfez savaşı'nı hatırlattı bana bu resim. amerikanların bir komutanı vardı, lakabı da çöl ayısı idi. pkk mı abd'yi besliyor, abd mi pkk'yı bilmem ama ortada mutual bir ilişki olduğu kesin.
bu arada bu iş üzerinden siyaset yapıp, şekercilik oynayanlara, devrim şövalyelerine de notlarım var tabii. resmi çeken abd gazetesi, eğer ortada haklı veya haksız bir devrim davası var ise, bu işe amerikan sikiyle girmenin mantığı nedir? önce abd'nin kucağından inin, öyle konuşalım.
batı medyasının bu hainleri sevimli göstermek için ne denli iğrençleşebileceğinin bir fotoğrafıdır. o fotoğraf çekildikten sonra zavallı ayıcığın durumu ne oldu acaba? muhtemelen önce ırzına geçmeye çalışmışlardır sonrada otomatik tüfeklerle tarayıp öldürmüşlerdir. (bu ayıseverler tarafından beşiğinde katledilen günahsız bebeklerin resimlerini neden göstermez acaba bu çapulcuların her daim destekçisi olan batı medyası, biz de yalvarıyoruz bunlara abi bizide ab'ye alın diye, muhtemelen muhtelif yerleriyle gülüyorlardır bize...)
biberonla beslenen ayı figürü üzerinden pkk-amerika ilişkileri deşifre edilirken, ayı hayvanının aslında rusya'yı simgelediği niçin unutuluyor, veya gündeme getirilmiyor, şaşıyorum doğrusu. rusların votka düşkünü ayısı ivan drago suretinde rocky balboa'dan dayağı, afganistan çöllerinde john rambo'dan şaplağı yedikten sonra epey sersemlemişti ki, kandil dağı'nda pkk militanlarıyla samimi pozlar verirken görüldü. manidar.
öte yandan bir başka bağlantı daha olası; ayı madrid şehrinin de simgesi aynı zamanda. madrid neresi? kastilya hanedanı'nın başkenti. kastilya hanedanı kim? yahudileri avrupa'dan süren, tarihin erken dönemlerinde soykırım kavramını ortaya çıkaranlar. bugün yahudilerin gazze'de yaptıklarına bir bakın, madrid'in üç yüzyıl boyunca endülüs emevi hakimiyetinde kaldığını unutmayın. el greco'nun tablolarından taşan kasveti hatırlayın. tehlikenin farkında mısınız?
rusya'da medyedev, ispanya'da zapatero iktidarlarını pekiştirmek için türlü oyunlar peşindeler bugünlerde. gözlerimizi açık tutmazsak küresel şeyler oyuncak gibi oynar bizimle.
haberle ilgili bir not düşülmüştür. 11. ve 12. fotoğrafların yanına düşülen notlarda, biberonla emzirilen yavru ayının annesinin ve kardeşinin, türk jetlerinin bombardımanı sırasında öldürüldüğü belirtilmiştir.
bu olay tamamen türkiye'nin ayıbıdır. yüzbinlerce lira harcanarak eğitilen türk pilotları, milyonlarca lira değerindeki uçaklarına atlayıp dağdaki sığınak ve mağaralara bomba yağdırırken, anlaşılan o ki, ayıyla pkklı teröristi birbirinden ayıramamıştır. daha da vahimi, pilotlara hedefleri belirleyen stratejistler de mağarada yaşayan ayıyla mağarada yaşayan teröristi birbirinden ayıramamış, terörist zannedilen ayıların ölümüne neden olmuştur.
hadi ben sıradan vatandaş olarak bu ikisinin** arasındaki farkı bilmeyebilirim, peki yüzlerce saat süren özel eğitimlerde bu kişilere bir ayı ile bir terörist arasındaki fark neden anlatılmamıştır? doğruyu söylemek gerekirse, türkiye'nin bütün eğitim kurumları bu olayda sınıfta kalmıştır.
not 1: evet, teröristlerle ayılar arasında bağlantı kuracak kadar yüzeyselim, kafam daha zekice çıkarımlar yapacak kadar çalışmıyor.
not 2: hastaneye her gittiğinde* kollarını, bacaklarını, kulaklarını, gözlerini, hayallerini, umutlarını ve geleceklerini kaybeden gazilerimizi gören biri olarak(bkz: @2242844), ayı ile terörist arasında bağlantı kurmaktan daha ötesini yapamayacağımı, bu tavrımı bana mesaj atmak yoluyla eleştirmeye yeltenecek arkadaşlara bildiririm.
not 3: dağ başında, yemeye yiyecek bulamazken ayıyı besleyecek sütü ve biberonu nereden buludunuz lan, adam mı sikiyorsunuz kuzum, orası washington hayvanat bahçesi mi?
not 4: tüm ayılardan, benzetmelerim yüzünden özür dilerim.