belki ilginizi çeker
  1. · pkk ile masaya oturmak
gündem
  1. · öğretmenler günü
  2. · yılmaz özdil
  3. · prison brake
  4. · the twilight saga new moon
  5. · darwin i bitiren balık
  6. · google wave
  7. · yök ün katsayı uygulamasını kaldırması
  8. · batman
  9. · bismillahirrahmanirrahim

pkk ile masaya oturmak  

  1. masanın yere ters yatırılıp 4 bacağının yukarı gelmesi ile oturtturulabilir. ayakta gözleriz biz.
    (prezerlatif, 07.10.2008 16:55)
  2. devletin otoritesinin, gücünün bitmesidir. dağdaki çapulculara karşılık veremediğinin göstergesidir.

    biz bu devleti yedi düvele karşı binlerce zorlukla kurduktan sonra kendine silah çeviren ve 30 000 üzerinde masum insanı öldüren hainlerle masaya oturmak ihanettir, güçsüzlüktür, acizliktir. böyle bir şey söz konusu bile olamaz.

    pkk ya yapılması gereken bellidir, bulduğun yerde öldürüp yok etmektir.
    (robi ve cuma, 07.10.2008 16:57)
  3. yurdum kürtçüleri özellikle pkk'yı bir barış, hümanist oluşum olarak gören t.c. vatandaşları( ulan adamları takip ede ede jargonlarını da kaptım iyi mi) ülkenin başına 25 senedir bela olan terör sorununun çözümü için bu alternatifi sunarlar. hatta işi azıtanlar da çıkar, bunun gerekliliğinin ingiltere ile ira arasında yapılan antlaşmalara dayandırmak isteyenler olur. gelin elma ile armut nasıl toplanıyor görelim.

    merak ediyorum, ira acaba ingiltere topraklarında haklı veya haksız buna değinmiyorum bile bir ingiliz insanının canına kastetmiş mi? sivil veya asker geçtim insan yahu! ama ira ile özdeşleştiren "özgürlükçü "pkklı teröristlerin asker, sivil , yaşlı, genç, erkek, kadın ayırtetmeksizin insanları katletmesi mi barış hareketidir?

    hadi bunu da geçiyorum yurdum kürtçüleri için pkk neden bu kadar ayrıcalıklı? bu memleketin zaten başında bir de hizbullah, dhkp c, tikko, türk intikam tugayı, ibda c gibi terör örgütleri bela. diğer terör örgütleri ile masaya oturmak kimsenin aklından bile geçmemişken böyle tuhaf, devletin ve halkın tamamen küçük düşmesine yol açacak suni önlemler neden alınmak istiyor?
    (dünyayı kurtaran adam, 07.10.2008 17:10 ~ 17:24)
  4. oturdukları masanın sandalyelerinin elektrikli sandalye olmasını dileyeceğim oturuştur. evet böyle düşünüyorum öyleyse varım.
    (dörtyapraklıyoncanındördüncüyaprağı, 07.10.2008 17:24)
  5. yorumsuz.

    avrupa'nın terörden en çok çekmiş iki ülkesinden ingiltere geçen yaz ıra'ya silah bıraktırmıştı.
    geçen hafta da ispanya'da 50 yıldır bask bölgesinin bağımsızlığı için silahlı mücadele veren eta ateşkes ilan etti.
    nasıl oldu bunlar?

    ıra formülü
    önce ingiltere'ye bakalım:
    3 gelişme oldu:
    1) ıra güçlü ingiliz ordusuyla baş edemeyeceğini gördü. şiddetle sonuç alamadığını, kamuoyu desteğini de kaybettiğini anladı. seçimlere katılıp yerel yönetimde söz sahibi oldu. sonra da silah bıraktı.
    2) ingilizler de ıra ile mücadelenin zorluğunu gördü. örgütün arkasındaki halk desteğini fark etti. sonunda başbakan blair "silahını bırakması şarkıyla şeytanla bile görüşürüm" dedi ve ıra'nın siyasi temsilcisi sinn fein ile önce gayri resmi, sonra resmi diyalog başlattı.
    3) bu arada dış dinamik değişti. o güne dek göçmen irlandalıların baskısıyla ıra'ya destek veren abd, 11 eylül'den sonra tavır değiştirdi. örgütü siyasi çözüme zorladı.
    ve çatışmalar bıçak gibi kesildi.

    eta formülü
    gelelim ispanya'ya...
    ispanya başbakanı zapatero iktidara geldiği 2004'ten beri soruna diyalogla çözüm arıyordu. ama terör konusunda tavizsizdi: "şiddet durmadan bask sorunu çözülmez" dedi. o da 3 şey yaptı:
    1) madrid'deki el kaide terörünün halkta yarattığı tepkiyi iyi kullandı. toplum şiddeti lanetleyince eta tabanından yalıtıldı. teröre destek veren yayın organları ve örgütler kapatıldı. eta köşeye sıkıştı.
    2) ama zapatero "sıkıştılar, saldırayım" demedi. intikam saldırılarına zemin hazırlamadı. tersine, 2005'te oslo'da eta ile "sessiz diplomasi" başlattı. örgütü silah bırakmaya zorladı. bir yandan da eta kurbanlarının yakınlarıyla görüşüp onları bunun bir taviz pazarlığı olmadığına ikna etti.
    3) şimdi iki çalışma grubu oluşacak. ilk grup eta'nın silahsızlanma yöntemini, militanların ve hapistekilerin durumunu görüşecek. ikinci grupsa bask bölgesinin demokratikleştirilmesi üzerinde çalışacak.
    kamuoyu yoklamalarına göre halkın yüzde 80'i süreci destekliyor.

    tanrıkulu formülü
    avrupa'daki bu ani baharın ardında muhtemelen amerika'nın dayattığı anti-terör rüzgârı var. yarın rüzgâr değişebilir. ama yine de, tek çıkar yol olarak silahı gösteren dar görüşlü şahinlere karşı dünyayı izlemek, barış seçeneğinin de var olduğunu bilmek zorundayız.
    diyarbakır barosu başkanı sezgin tanrıkulu ile görüştüm. ıra ve eta gibi pkk'nın da ortam oluşturulursa silah bırakabileceği görüşünde... dağdakilerin yüzde 70'inin örgüte 1999'dan sonra katıldığına dair askeri istihbaratı hatırlatıyor, eylem yapmayanların çoğunlukta olduğunu tahmin ediyor.
    "silahlı eyleme katılmayanların yurttaşlık haklarını iade eden bir yasa çıkarılabilir" diyor.
    çatışmalar durursa zaman içinde yaraların kapanabileceğini umuyor.

    inşallahla olmuyor
    ıra silah bıraktığında erdoğan "inşallah kürt sorunu da irlanda'daki gibi biter" demişti.
    "inşallah"la olmuyor bu işler; cesaret ve kararlılık gerektiriyor.
    terörü kesinkes reddeden ama kalıcı barış için her yolu zorlayan siyasi çözümler istiyor.
    türkiye daha önce bunu da denemişti.
    unutanlar için onu da hatırlatacağım.

    can dündar 11.04.2006
    (iyi vurur oralardan vuruyor ve tac, 07.10.2008 17:27)
  6. hiçbir işe yaramayacaktır kanımca..o masa paramparça olacaktır sonuç itibariyle...tabii kafalarında....
    (mitchellnetravali, 07.10.2008 17:46 ~ 18:59)
  7. terör örgütüyle masaya oturmak o terör örgütünü legalleştirmektir.bu hiçbir zaman yapılmamalıdır.
    zaten böyle bir girişim sonuç vermez.türkiye herşeye rağmen terörle mücadelesini sürdürmelidir.
    (serpil barlas, 07.10.2008 17:52)
  8. ay da sevişmek kadar mantıksız olandır. bir de dtp güruhunun istediğidir.
    ulan siz kimsiniz ki masaya oturalım ? hem siz masaya oturmuşsunuz çoktan -abd/ab-. sizin fahişeliğiniz, altına yattıklarınıza söker. zira masaya oturanın da delikanlısını, şereflisini severiz biz.
    önce şeref ve adamlık seviyenizi yükseltin ondan sonra tekrar görüşürüz. hadi tschüs.

    alternatif çözüm : dağa geleyim benim kucağıma oturun. hayvanlı seks sevmem ama, sizin için olsun bi seferlik.
    (alt ve üst kenarları paralel olan dörtgen, 07.10.2008 17:54)
  9. selam ben dünyayı kurtaran adam. kökenimi bilmesem de türk'üm ailemde başka bir dil konuşana denk gelmedim. bu yüzden kendimi türk hissediyorum. madem terör olayı böyle bir süreçle çözülmek isteniyor benim de sıkıntılarım var. bizler de bir şeyler yapalım.

    mesela benim bu aralar en büyük sıkıntım maaşımdan kesilen vergiler. üstelik işimde aile olarak ortaklığımız bulunduğu için bir de kol gibi kurumlar vergisi ödüyorum. devlet benim babamlardan aldıkları vergi ile 2 tane istanbul'un ortasına dev köprü inşa etmiş. bu köprüler kendilerini amorti edip, sonrasında kamuya bedava olacak şekilde kaç kez açıklanmasına rağmen, hergün kullandığım köprülere bir de kol gibi kgs, ogs ödüyorum. bundan da rahatsızım. çevremde bir araştırma yaptım. yanlış maliye politikaları ve vergi toplama stratejileri ile benim gibi düşünen binlerce kişi var. bu yüzden devlete isyan etmeye karar vereyim mi?

    kuzey ırak'ta silah ucuz. ulan işi gücü bıraksam zaten zarar da var bu aralar bir şey olmaz. elimde keleş ile birkaç arkadaş şöyle kayışdağı civarında ormanda saklansak nolur? vaad etsem herkese vergi düşecek diye örgütüm olan vergiden kurtulma ve korunma kısaca vkk'ya kitlesel katılımlar sağlayabilir miyim? ulan işin çözümü de kolay. devletten vergi toplayan kim? maliye memurları vergi daireleri. buraları adamlarım ile bassam, vergi memurlarını, maliyecileri öldürsem, hesap uzmanlarını kaçırsam devlet benden nasıl vergi alacak? alamaz kesinlikle. işte o zaman ben de tüm halkın vergilerden kurtulmasını sağlarım. biji vkk!

    ama durun ya, vergi vermezsem ben devlet bize nasıl hizmet sağlayacak? yeni yatırımlar nasıl olacak? hadi kendimi geçtim, elim ayağım tutuyor çok şükür. iki çapa sallasam toprağa bir şeyler ekerim, karnımı doyururum. gider ormanda toplayıcılık yapar avcılık yapar yine doyarım. sorun değil de, geliri olmayan 80 yaşındaki hasan dayı'ya, annesinin karnında iken babası terör örgütü tarafından şehit edilmiş ayşe kızımıza, çocuk felci geçirdiği için ömürboyu engelli olarak yaşamaya mahkum semih'e kim bakacak? tamam ya, vergilerim yanlış yerlerde kullanılıyor ama ben bu toplum için insanlık için gerekirse fazla çalışır vergimi tam öderim. vazgeçtim dağa çıkmaktan. sonra salak salak işler yapıp devletle masaya oturmak için yalvarmaktansa hiç çıkmam daha iyi.
    (dünyayı kurtaran adam, 08.10.2008 17:34 ~ 17:41)
  10. meraba benim adım düzgün kayar. kökenimi tam olarak bilmiyorum, merakta etmiyorum açıkçası. benim de kendime özgü sıkıntılarım var.

    öncelikle dünyanın birçok ülkesinde iktidarda olan sermayedar patronların tahakkümündeki bir devlet yönetiminde yaşıyorum. yaşadığım ülkenin yasayla korunan üretim bölüşüm sisteminde insanların çoğu hayatını idame ettirebilmek için herhangi bir üretim aracına sahip değil, dolayısıyla üretim araçlarına sahip olanların (sermayedar) emrinde çalışarak geçimini sağlamaya çalışıyorlar. sermayedarın emri altında çalışan bu insanlara işçi diyoruz. benim ülkemde işçi çalışıyor, işçi üretiyor, işçi ölüyor, işçi hayatı yaratıyor ama parsayı patron topluyor. bu eşitsizliğin adını düzen koymuşlar. düzenin içinde hepimiz biriz diyorlar. ancak ben bu birliğin sadece 80 yaşındaki hasan dayıya bakmakla mükellef olmak anlamına gelmediğini biliyorum. bunu hayatın somutluğundan çıkarıyorum.

    bu gün lalelide bir tekstil dükkanındaydım. dükkanın sahibi işten ayrılan bir işçisi için ana avrat dümdüz gidiyordu; " pezevengin evladı, ekmek bulduğuna şükretmiyor, karnının doyduğuna şükretmiyor akşam dokuz buçukta çıkmak zor gelmiş efendiye, allah belasını versin bunların, kafalarını ezeceksin itlerin." sonra ekliyordu "ben ona kadar bu dükkanı açık tutmasam nasıl ekmek yiyecem burdan" görüldüğü gibi dükkanın çıkarına işçi ortak koşuluyordu. dükkanın selametinde "birlerdi" ancak nedense dükkanın aylık cirosundan işçi muaftı. ücreti önceden belirlenmişti. buna maaş diyoruz biz. işçi çalışıyor, üretiyor ancak ürettiği değerde pay sahibi olamıyordu. ücret yaptığı işe değil emeğinin iş-gücüne ödeniyordu. bizzat işçinin emeği bir meta olarak kiralanıyordu yani. demek patronun karının sırrı buradaydı. bu ne sikim işti böyle. isyan etmeye karar verdim.

    ama sonra düşündüm, bu sermaye sahipleriyle konuşsam belki gelirlerinin bir kısmını ülkelerinin sevgili insanlarıyla, kardeşleriyle paylaşırlar baba adamlardır, şehit kızı ayşeye, çocuk felci geçirip sakat kalan selime de bakarlar dedim. vazgeçtim isyan etmekten hem benden önce bu yola girenlerin çoğunu işkenceden geçirmiş, öldürmüşler, oturtmuşlar yani, götüm korktu açıkçası. devletin masasına oturtulmaktansa hiç bulaşmamak daha iyi.
    (düzgün kayar, 08.10.2008 18:15 ~ 12.10.2008 01:25)
  11. merhaba benim adım kitiara uth matar. benim daha başka bi önerim var..

    masayı ters çevirip pkklıları oturtsak daha iyi değil mi?


    edit: acıdı mı lan
    (kitiara uth matar, 08.10.2008 18:32 ~ 21:07)
  12. (dünyayı kurtaran adam, 13.10.2008 10:39)
  13. (heathcliff, 13.10.2008 10:57)
  14. (bkz: milliyetçilik alçakların son sığınağıdır)

    yıllar süren bir sorun var iken ortada bir arpa boyu yol alınamadığının göstergesi, hamaset edebiyatının gırla gittiği bir mevzudur bu da. ölen onca gencin kanının üzerinden siyaset yapmak; şehitlerin değil de, babaların,kardeşlerin, sevgililerin, eşlerin öldüğünü görememenin verdiği bir basiretsizlik var ortada.

    her şehit için bir kürt öldürülmeli mantığından, kürtler bu ülkeye ne vermiştir sorusunun altına verilen onca karanlık cevabın ardından; demokrasi, barış ve hümanizm neferliği yapmak bu topraklarda zordur biliriz. yine de empati, diyalog, iletişim kavramlarını bir irdelemek lazım!! ölüm değil çözüm istemek lazım artık !!

    pkk ile masaya oturmak pkk'yı legalleştirir, meşrulaştırırmış. aktütün veya dağlıca'da mı karşılaşmak gerekiyor illa pkk ile; başka bir çözüm ortamı yok mudur? illa avrupalı abilerimizin bir taraflardan dürtmesi mi lazım çözüm denen yola girebilmek için. ab uyum yasaları denilen ne idüğü belirsiz politikalarla mı genişletilmeli sadece haklar, yoksa bizler de bir şeyler yapmayı düşünmeli miyiz, düşünebilmeli miyiz?

    daha dtp ile bir şekilde iletişim kurmaktan çekinen, yokmuşçasına davranan bu devlet ve hükümet mi getirecek çözüm? bingo cevap tabi ki hayır!! çözümsüzlük içinde kıvranılacak durulacak daha kaç zaman kim bilir...
    (aglaures, 13.10.2008 11:13)
  15. pkk ile değil, siyasi kanadı ile masaya oturursun. ingilizler bu işi gayet güzel yapmıştır.
    (soyut, 13.10.2008 11:34 ~ 11:44)
  16. pkk 3 değil 5 değil yan binamızdaki komşu, içimizdeki düşman olduğu sürece koymayacak durum. ortada şiddet, kan, ölümler var. insanlar hiç bir ideolojik yönlendirmeye maruz kalmasalar dahi en azından kendilerini asker ailelerinin yerine koyarak reaksiyon gösteriyor. peki ne yapalım?

    işte bu reaksiyonu, bu toplumsal memnuniyetsizliği faşist yönlendirmeyle öyle bir biçimlendirelim ki toplumun sınıfsal bölünmüşlüğüne karşın bölünmez bütünlüğüne, devletin yüceliğine, militarizmin egemenliğine saldıran karşı söylemin sömürü, haksızlık ve eşitsizliğe karşı direnişini, hak ve demokrasi taleplerini anlaşılmaz ve tahammül edilmez bir karanlık terör yardakçılığına indirgeyelim. mesela sosyalist solun enternasyonalizminden çıkarılan çok bilindik halkların kardeşliği sloganını, "halkların kardeşliği deyip kürt milliyetçiliği yapmak" kalıbına oturtalım. sonra bu sloganın içkin olduğu söylemler bütününün dillendiricilerine işkence etmeyi, gözaltında kaybetmeyi, öldürmeyi yasallaştıralım. faşizmi öyle bir düzlemde hakim kılalım ki; dün hrant dink cinayetini lanetleyenleri ne zaman türk oldunuz diye sorgularken, bu gün engin ceber in işkencede öldürülüşünü yine asker cenazeleriyle karşılayıp önemsizleştirebilelim. "ya mevcut düzenin egemenliğinden yanasın ya bölücü" algısını en ufak toplumsal birime dikte ettirelim.

    pkk 3 değil 5 değil. yanımızda çalışan işçi, okulumuzda öğretmen, sokakta arkadaş, mecliste vekil, içimizdeki düşman. yakın hainlerin hepsini yakın gitsin.
    (düzgün kayar, 13.10.2008 11:35 ~ 22:27)
  17. (karamürselli deli hamdi, 13.10.2008 12:50)
  18. vakt-i zamanında doğruyu söz eylemişken;

    el fetih'le masaya oturmayı yıllarca reddeden israil bugün karşısında hamas'ı bulmuştur.

    hayat ne garip değil mi? martılar filan.
    (ütopya, 13.10.2008 14:19 ~ 14:45)
  19. kimdir pkk?
    necidir?
    bir siyasal parti ve siyasal örgüt müdür?

    kesinlikle hayır!!!

    bir terör örgütüyle "ki vatan toprağımızı binlerce şehit kanı ile sulamış katillerle" masaya oturarak, gencecik fidanların öldürülmesini bir kalemde silip atacak mıyız? neyin mücadelesi verildi? bunların hesabını kim verecek? yooo bu kadar kolay olmamalı... bu vatanın her bir karışı için kanlarının son damlasına kadar savaşan atalarımızın kemiklerini sızlatmaya hiç kimsenin hakkı yok.
    direk kafalarına sıkalım, bitirelim olayı demek isterim ama bununda onlara benzemekten farkı yok. demokrasiyi ağızlarına dolayıp pkk partizanlığı yapan barış ve kardeşlik kelimeleri ağızlarına bile yakışmayan dtp ile masaya oturmaktansa binlerce şehit daha verir benim vatandaşım ve döner arkasına bile bakmadan "vatan sağolsun" der.
    (cevizağacı, 13.10.2008 14:51)
  20. misal; yemek masası.

    (bkz: yalçın küçük)
    (azwepsa, 13.10.2008 14:54)
  21. pkk ile hiç bir zaman masaya oturulmayacaktır. pkk'nın alttan alta işaret edeceği siyasi kimliklerle oturulacaktır. bunların kim olacağı ve masaya oturulduğunda ne şekilde kalkılacağı pkk ile gizli görüşmeler yapılarak kararlaştırılacaktır. sonra falanca partiyle "güya" masaya oturulacaktır ya da falanca partinin "önerdiği" reformlar gündeme gelecektir, ve tüm meclisin onayıyla geçecektir ve olaylar durulacaktır vs vs. böylece pkk ile masaya oturulmamış olacaktır.
    (earendill, 13.10.2008 15:05)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil