izmir bayraklı'daki ana üretim tesisi, ekonomik krizde dara girdikten sonra sabancı tarafından satın alınmıştı. sabancı'nın aldıktan sonra buraya yatırım yapmayışı ve piyale'nin üretiminin yavaş yavaş marmara'daki tesislere kaydırışı, buranın yerinden dolayı satın alındığını ve başka yatırımlar düşündüğü söylentilerini çıkarmıştı. yerini bilmeyenlere - izmir'de olup da bilmeyen yoktur- izmir limanı'na çok yakın bir bölgede, stratejik bir kavşak noktasında.
şimdi yazan haberler de bu planı doğruluyor.
----------------------------------------
gıdasa yetkililerinden alınan bilgiye göre, izmir'in bayraklı semtindeki fabrikanın, bölgenin yeni imar planlarında turizm ve ticaret alanı olarak belirlenmesi nedeniyle taşınması yönünde karar alındı.
kapanma işlemlerinin sürdüğü fabrikanın alışveriş merkezi ya da turistik tesis olarak değerlendirileceği belirtildi.
yapılan açıklamada, piyale fabrikasının bulunduğu arsada ürün kalitesinin sürdürebilmesi için ihtiyaç duyulan yatırımları yapmanın artık mümkün olmadığı kaydedildi. üretimin son teknolojiyle kurulan hendek tesislerinde sürdürüleceğinin kaydedildiği açıklamada, yeni fabrikanın dünya standartlarında üretim yapma imkanı vereceği ifade edildi.
açıklamada fabrikanın bulunduğu alanın imar planına uygun olarak alışveriş merkezi ve/veya turizm tesisi şeklinde değerlendirileceği kaydedilerek ''izmir'e yakışan bir proje gerçekleştirilmesi için potansiyel yatırımcı çok sayıda firmayla görüşmeler sürdürülmektedir'' denildi.
-------------------------------------------------------
izmir'in ekonomisi giderek üretimden tüketim ekonomsine kayıyor. bir izmir'li olarak, bulunduğu kente ihanet edip terkeden, üretimini hendek'e taşıyan piyale'nin ürünlerini bundan sonra satın almayacağım efendim.
sıra hep son kadehe geliyordu
dudakların başkalarının masasında lâle
ben boynumdaki ipe bir düğüm daha atıyordum
peşinden başka gidecek yer yoktu
seni artık hiç sevmediğim halde
senin o eskisi olmamana imkân yoktu
ama inadından yapıyordun bunu cemile
inattandı hep o içip içip gitmeler
bense boşalttığın kadehleri satın alıyordum
enayilik ettiğimi bile bile
hele o çıkışın yok mu kapıdan
o allahın belâsı herifle
başkasının olmayı bir türlü beceremiyordun
millet arkandan gülüyordu
düştüğün hale...
önsözünde sembolizm düşüncesini andıran sözler yok değil; ama ahmet haşim'in, bu akımı benimsemediğini gösteren birçok şiiri gösterilebilir kolayca. sözcüğün yunanca anlamı, "biraraya toplamak, karşılaştırmak"tır. coleridge, "soyut kavramların bir resim diline çevrilmesidir ki, bu da, duyularımızın nesnelerinden yaptığımız bir soyutlamadır" diyor. bir imge, yeniden canlandırma yolu ile boyuna ortaya çıkarsa simge olur. bizde sembol, çoğun, 'allégorie' ile, 'métaphore' ile karıştırılmıştır. konuyu daha da açmaktan vazgeçip şunla yetineyim: "ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden" dizesindeki 'merdiven' bir sembol değil, düpedüz 'merdiven'dir.
piyale... yıllar önce izmir bayraklıdaki fabrikasında staj yapmıştım. farklı insanlar farklı hayvanlar vardı orada. mesela orada güvercin yoktu, uçan sıçan vardı. fare yoktu, onlar fare olamazdıda zaten. kocamanlardı. neyse... oranın bana kattığı tek şey sevdiceğile tanışmış olmam. orada gördük birbirimizi. o, uçan sıçanların gazabına uğramış üzerini temizlemeye çalışıyordu... tanıştık... sevdik birbirimizi... piyale denince aklıma tek bu gelir.
ulen ordaki uçan sıçanlar aynı anda havalanıp sizi bombalıyolardı ya... fareler bahçede sizle beraber dolaşıyordu... ne ilginç yerdi lan orası...