|
|
- italyan lastik üreticisi şirket.
bir de takvimleri var (bkz. pirelli takvimi)
- logosundan dolayı küçükken uzun süre firelli olarak okuduğum lastikçi. sloganı çok güzeldir bu firmanın.
(bkz. kontrolsüz güç güç değildir)
- fiyatları bilindik lastik üreticileri *** arasında en makul olan markadır. hatta neredeyse lassa ile kafa kafayadır diyebiliriz. ürün kalitesi olarak da iyi sayılabilir,ne de olsa pirelli'dir.
- pirelendiği için kedime taktığım isim.
- izmit köseköy'de de bir fabrikası bulunan lastik fabrikası. fabrikanın halini gördükten sonra, sahibinin(massimo moratti galiba sahibi) parayı takvimlere ve futbola yatırdığını daha net anladım.
idari kadro üzerinde yapmış olduğum gözlemler sonucu;çoğunun italya hastası olduğunu ve italya'da tuttukları futbol takımının inter olduğu gözlemine vardım.
79 yılından beri pirelli bünyesinde çalışan ibrahim abinin yeri ise ayrıdır gözümde. o futbolun bütün endüstriyelleşmesine, pirelli'de bulunan o kadar inter hayranına inat torinonun renklerine gönül bağlamış bir futbol emekçisi. italya günlerinde torino'nun maçlarını anlatırken adeta tekrar yaşıyor o günleri adam.
yürü be ibrahim abi. son kale sensin yıkamazlar seni. senin bu duruşun bizi daha da kuvvetlendiriyor.(hazret, 20.11.2008 10:30 ~ 10:30)
- izmit'in 42 evler mahallesine türk pirelli ilköğretim okulunu yaptırmışlardır. hayır olsun diye. gün gelmiş okul büyümüş, ilkokuldan-ilköğretim okuluna dönüşmüş ve bir ek bina yapılması gerekmişti. pirelli aslanlar gibi onun da masraflarını karşıladı. bu arada tarihten bir kısa not: pilot okuldu. 8 yıllık eğitime geçişin denemeleri yapılıyordu. sene ben diyeyim 91 sen de 93. o aralar bi yer.
açılış için,doğru hatırlıyorsam, alberto pirelli namındaki büyük patronu geldi italya'dan. çocuk aklımızla adını bilmediğimiz için biz de uydurmuş olabiliriz adı. merasim yapıldı, müdür alberto amca'yı kürsüye davet etti. siyah kıvırcık saçlı, bıyıklı ve güleryüzlü bir amca kürsüye çıktı. başladı konuşmaya. epey de konuştu. laf lafı açtı, konuştukça konuştu. ama paso italyanca konuştu. konuşmanın sonunda, sonu geldiğini öğretmenlerin dürtüklemesiyle anladık; bayılmak üzereydik, alkışladık. seri adımlarla kürsüden indi ve arabasına gitti. tam arabasına binip gazlarken koşa koşa yetiştik. öğretmenler bir buket çiçek yaptırmış. verdiler elimize, "alberto amca'nıza verin." diye. ama adam kürsüden hızla inip arabaya topuklayınca buket elimizde kalakaldık. peşinden koştuk adamın. yetiştik arabaya. açtı kapıyı; buketi aldı ve geri kapattı. sonra vııınnnnnn!
şimdi düşünüyorum da... küfür mü edip kaçtı lan yoksa bize? küfürse senin #$@€#$@€@$#$½##€@#½
bu da böyle bir anımdı.
|