adına nazım hikmet tarafından "ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkında ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında" diye sözler yazılıp, yakınan üzerine cem karaca tarafından şarkı bestelenen kadın.
nazım hikmet'in yazdığı ve bir süre sonra da şarkı haline getirilen, benim fikrimce en iyi yorumcusunun su gibi bir sese sahip olan hakan yeşilyurt olduğu, dinlerken o aşka, özleme tanık olduğunuz hissi uyandıran hüzünlü nefis şarkı..
bulutlar geciyor haberlerle yuklu agır
buruşuyor hala gelmeyen mektubun avucumda
yürek kirpiklerinin ucunda
benim bagirasim gelir
piraye piraye diye.
nazim hikmet
hakan yeşilyurt da seslendirmiştir.hatta öyle bi seslendirmiştir ki acaba onun sevgilisinin adı da piraye mi diye düşünmedim değil. o kadar hisli söylüyo kanımca.
hakan yeşilyurt ne güzelde yorumlamıştır pirayeyi....kemanın sesi , parçayı dinleyen insanı zaten nazım yapmaktadır.
insanın bağırası geliyor piraye piraye diye...
en güzel deniz :
henüz gidilmemiş olanıdır.
en güzel çocuk :
henüz büyümedi.
en güzel günlerimiz :
henüz yaşamadıklarımız.
ve sana söylemek istediğim en güzel söz :
henüz söylememiş olduğum sözdür...
bu şiir 24 eylül 1945te pirayeye yazılmıştır ve piraye de böyle güzel sözleri hakettiği için kıskanılası insandır.
piraye, daha 16 yaşındayken eleştirmen vedat örfi’yle evlendirilir, iki de çocuğu olur. fakat kocası iş için yurt dışına çıkıp geri dönmeyince yıllarca kocasını sabırla bekleyen piraye, sonunda umudunu keserek ailesinin evine geri döner.
kısa zaman sonra nazım hikmet’le tanışır, hoşlaşır. fakat henüz kocasından ayrılmadığı için bir süre nazım’dan kaçar. ailesi de zaten komünist olduğu için nazım’ı istemezler. nazım’ın ailesi de iki çocuklu ve dul pirayeyi oğullarına layık görmezler.
piraye bir türlü dönmeyen kocasından ancak 13 eylül 1932’de ayrılabilir. bu sırada nazım bursa’da cezaevindedir, ancak 31 ocak 1935’te evlenebilirler. kadıköy evlendirme dairesi’nde sessiz sedasız bir nikâh kıyılır.
ne yazık ki birkaç yıl sonra nazım 28 yıl 4 ay’lık cezasına çarptırılacaktır.
yıllarca vedat beyin yurt dışından dönmesini beklediği gibi nazım’ın da cezaevinden çıkmasını bekler piraye, bir kızıl saçlı bacıdır piraye, yarım kalmış şarkıdır piraye, sabır taşıdır piraye... ne vedat bey döner, ne de nazım geriye…
nazım hikmet’le tanıştığında 24 yaşında olan, 16 yaşında evlilik yapmış suzan ve mehmet fuat adında 2 çocuğa sahip ve paris’e gidip bir türlü geri dönmeyen bir adamla evli fakat boşanmak üzeredir.
ey,
kızım, annem, karım, kardeşim,sen
başında güneşler esen
altın gözlü çocuk
altın gözlü çocuğum benim:
deli çığlıklar atıp avaz avaz
burnumun dibinden gelip geçti de yaz,
ben, bir demet mor menekşe olsun
getiremedim sana!
ne haltedek,
dostların karnı açtı
kıydık menekşe parasına.
bu nazım hikmet’in piraye’ye yazdığı ilk şiirdir. piraye ise o sırada mor menekşeden ziyade iki çocuğu olduğu için kararsızdır yeni bir evliliğe. ailesi de "komünist bir şairle" evlenmesine karşıydı, bu yuzden 2 yıl boyunca nazım hikmete "evet" dememiştir.fakat 1932 yılının başında artık razı olmuştur ve o yıl evlenmeye karar vermişlerdir. fakat piraye boşanamadığı için evlenememişlerdir. o sırada savcılık nazım hikmet’in gece gelen telgraf isimli kitabı için toplatma kararı almıştır. ve bundan 2 hafta sonra komünizm propogandası yapmak ve gizli örgüt kurmak suçlarından tutuklanıp 1 haziran’da yargılanmak üzere bursa hapishanesine gönderilmiştir.
bir tanem!
son mektubunda
"başim sizliyor
yuregim sersem!"
diyorsun.
"seni asarlarsa
seni kaybedersem;"
diyorsun;
"yaşiyamam!"
yaşarsin karicigim,
kara bir duman gibi dagilir hatiram ruzgarda;
yaşarsin kalbimin kizil sacli bacisi
en fazla bir yil surer
yirminci asirlilarda
olum acisi.
olum
bir ipte sallanan bir olu.
bu olume bir turlu
razi olmuyor gonlum.
fakat
emin ol ki sevgili;
zavalli bir cingenenin
killi, siyah bir orumcege benzeyen eli
gecirecekse eger
ipi bogazima,
mavi gozlerimde korkuyu gormek icin
boşuna bakacaklar
nazima!
ben,
alaca karanliginda son sabahimin
dostlarimi ve seni gorecegim,
ve yalniz
yari kalmiş bir şarkinin acisini
topraga goturecegim...
karim benim!
iyi yurekli
altin renkli,
gozleri baldan tatli arim benim
ne diye yazdim sana
istendigini idamimin,
daha dava ilk adiminda
ve bir şalgam gibi koparmiyorlar
kellesini adamin.
haydi bunlara boş ver.
bunlar uzak bir ihtimal.
paran varsa eger
bana fanila bir don al,
tuttu bacagimin siyatik agrisi,
ve unutma ki
daima iyi şeyler duşunmeli
bir mahbusun karisi.
cumhuriyetin 10. yılı sebebi ile af çıkmış ve 1.5 yıllık tutukluğunun ardından ağustos 1934’de nazım hikmet salıverilmiş ve 31 ocak 1934’de hatice zekiye pirayende sonunda nazım’ıyla evlenmiştir.
canan tanın şu anda bayağı popüler olan romanı.bende kitap fuarına gidince alıyım dedim aldım okudum.ilk başta gerçekten ipek ongunun kitaplarına benziyor böle gençlikten sıyrılmayı bekleyen bir genç kızı anlatması falan ama sonlara doğru işte evlenip diyarbakıra yerleşmesi ve oluşan olaylar kitabın çok özgün olduğunu açıklıyor.güzel kitap okunması tavsiye edilir.
sevmiş de ne olmuş? hapislerde, sürgünlerdeyken "mavi gözlü dev" onu aşkla beklemiş de ne olmuş? terk edilmiş. üstelik nazım, ona istinaden yazdığı şiirde "en fazla bir yıl sürer/ yirminci asırlılarda ölüm acısı" demiştir. oysa piraye, nazım'ı hapisteyken de, başka kadınlar uğruna onu terk ettiğinde de ve tabi ki ölümünden sonra da sevmeye devam etmiştir.
oğlu mehmet şöyle der: "annem bir daha asla evlenmedi, nazım'dan sonra kimseyi sevemezdi ki!!!"
canan tan'ın çok sevilen romanının adıdır.okumuş olup herkese tavsiye ettiğim romanın konusu özellikle gençlere hitap edip ders çıkarmaları için uygundur.yazarın yüreğim seni çok sevdi ve eroinle dans adlı kitapları da çok okunanlar listesindedir.
canan tan ' ın edebi yanı olmayan, 400 sayfalık romanı. hiç bir benzetmeye yer vermeden habire ruh halinin tekrarlaya tekrarla sayfaları doldurmuştur. içeriği bilindik bir konu, sonu şaşırtıcı değil aksine. bilindik bir aşiret- aşk öyküsünde olan sondur. sıla dizisinden bilindik olaylar.
karıma mektup (volkan konak seslendirmesi ile)
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda...
yaşarsın kalbimin kızıl saçlı bacısı
en fazla 1 yil sürer 20. asırlılarda ölüm acısı...
http://www.youtube.com/...
piraye nin hikayesini duyunca bi zamanlar direksiyon hocamın söylediği söz geldi aklıma
yastığın yüzü değişse de kaderi değişmez, demşti
o zaman pek anlamasam da piraye ile bir kez daha anladım. bekledikleri değişse de bekleyen olmaktan başka şansı olmamıştı pirayenin de...
marmara üniversitesi diş hekimliği fakültesi öğrencisi olan piraye şiiri çok sevmektedir.nazım hikmet'in eşi piraye'ye çok özenen piraye, hayat sahnesinde de piraye rolünü oynamak ister ve karşısındaki adamın nazım olmasını ister.bu yüzden karşısına çıkan çoğu erkeği reddeder.üçüncü sınıftayken aynı fakültenin beşinci sınıf öğrencisi, diyarbakırlı bir aşiret reisinin oğlu olan haşimle tanışır.haşim ve piraye birbirlerine aşık olurlar.piraye, mezun olunca haşim de askerliğini yapınca evleneceklerdir.yıllardır derin bir aşkla piraye'ye bağlı olan ömer, piraye'yi haşim ağa'ya kaptırdığı için çok üzgündür.her fırsatta piraye'ye duygu sömürüsü yaparak onu haşim'den ayırmak ister.piraye ve haşim evlenip diyarbakır'a yerleşirler.bir muayene açarlar.bir gün haşim kıskançlık krizine girer ve sırf piraye, yaşlı bir adamın dişlerine dolgu yaparken maskesini takmadı diye piraye'ye tokat atar.piraye evi terk eder ve diyarbakır'daki arkadaşlarının yanına yerleşir.haşim hatasını anlayıp piraye'yi bulur ve beraber evlerine dönerler.haşim ve piraye aralarındaki buzları eritmek için tatile çıkarlar.mutlu günlerine dönen çiftin bir kız çocukları olur.fakat haşim'in ailesi, soylarının yürümesi için piraye'nin bir oğlunun olmasını isterler.piraye, yaptırdığı tahlillerin sonucunda bir daha hamile kalamayacağını öğrenir.bunun üzerine haşim'in ailesi oğullarına zorla kuma aldırır.haşim'in yeni eşinden olan kızı sakat doğar.haşim, piraye'ye hala aşıkltır ve onun gönlünü almak için kızlarıyla tatile çıkar.tatil dönüşü piraye, diyarbakır'ı terk edip kızıyla beraber baba evine döner.beş ay sonra haşim, istanbul'a piraye'yi ve kızını gömek için gelir.piraye hamiledir ve bir erkek çocuk beklemektedir.haşim, kendisini affettirmek için yalvarır ama piraye affetmez.haşim, yaşamaktan çok ölmeyi istediğini söyler ve son isteğinin doğacak oğullarının isminin haşim olmasını ister.piraye, hamileliğinin son günlerinde aldığı acı bir haberle yıkılır.haşim, aşiretler arasında çıkan bir çatışmada vurulup ölmüştür.daha doğrusu bile bile kendini çatışmanın ortasına atmıştır.piraye, eşinin son isteğini yerine getirir ve oğlunun adını haşim koyar.
nazım hikmet'in pirayesine yazdığı şiirdir.taci uslu tarafından bestelenmiş sonrasında aradan uzun yıllar geçtikten sonra(15-20 sene) hakan yeşilyurt tarafından farklı bir düzenlemeyle tekrar hanemize kazınmıştır.ikinci versiyonun bu kadar etkili olma sebebi kemal sahir gürel adlı manyak adamın aşmış düzenlemeleridir.
keman resmen ağlamaktadır şarkıda..lise yıllarımı aklıma getirdi yine,ne de çok dinlerdim ben bunu yaw..