italya'dan kudüs'e otostopla üzerinde gelinlikle barış yürüyüşü düzenleyen sanatçı(ydı).yaklaşık bir aydan bu yana bizim ülkemiz sınırları içerisindeydi sanırım,haber falan da alınamıyordu..
sonunda haber alınmış bu gece,gebzede çırılçıplak ölü bir beden..aferim lan..aferim..diyecek söz dahi bulamıyorum,gerçi bizim halkımız tavuğa tecavüz ederken öldüren bir halktı ya,bu kadını hayli hayli öldürürdü..
umarım kimse yine rezil olduk millete demez,ulan ne rezili..orada ölen bir beden varken,ne rezilliğinden bahsediyorsun sen..ordaki ölen bir can,mor bir sebze değil o..can..allah rahmet eylesin..en azından gelinlikle ölü bulunsaydı..
savaşlara dikkat çekip barış için arkadaşı ile otostop yaparak italya'dan yola çıkan ve geçtiğimiz hafta gebze yakınlarında kaybolan italyan sanatçı. malesef cesedi toprağa gömülü halde bulunmuş gebze yakınlarında. muhtemelen cinsel eğitimsizlik ve cinsel, dinsel, mahalle baskısı gibisinden baskılar yüzünden ütopikleşen normal cinsel ilişki ve sevgili kavramını tecavüz dışavurumuna dönüştüren canilerin yaşadığı ülkede yaşamaktan utanıyorum. fazıl say'a kızdık, haksızlık etmişiz meğer.
türkiye suç oranı en yüksek yerlerinden biri olan, gebze ilçesinde ölü bulunmuş sanatçı.. utanç verici bir olay değil mi? sen barış diye yola çık, o kadar yolu gel, gebze'de manyağın teki çıksın seni öldürsün.. sanırım kendisi dünyaya vermek istediği mesajı son derece net vermiştir.. işte bu kadar vahşi bir dünyada yaşıyoruz.. yazıklar olsun..
kocaeli emniyet müdürlüğünün gebze'ye ne zaman çare bulacağını merakla bekliyoruz.. ne alakası var demeyin, yaşayan bilir..
bugün güzellik yarışmalarında sadece "world peace" deyip sırıtarak puan kazanan mankenin, barışa silahsız savaş diyerek okunan malın, buna duyarsız kalıp konuyla ilgili 3-5 yazı yazanın haricinde haberi olmayan angutların oksijen tüketmeye devam ettiği sürece barış için çabalamaya gerek olmadığının göstergesi, cansız kanıtı ablamız.
stiv, elimizden de bi bok gelmiyo, dilimizden de, klavyeler, fareler; şu ara hürriyetin web'de verdiği uyarıcı-geciktirici reklamlarına yoğunlaşmış, onu hiç sorma...
italyan sanatçı belki bi şekilde sağ salim bulunur da gene adımız çıkmaz diye umud ediyordum.
ölü bulunduğu haberini okuyunca çoğrafyamın beni asla şaşırtamayacağına karar verdim.
midnight express gibi bu da üzerimize yapışınca kimse mızmızlanmasın. bu sefer cidden hakettik.
gerçek ismi giuseppina pasqualino di marineo idi.."gelinlik yolculuğu" adını verdiği ve savaş karşıtı bir temayı barındıran bir projesi vardı..8 mart günü milano'dan arkadaşı silvia moro ile bir yolculuğa başlamıştı..otostop çeke çeke akdeniz ülkelerinden, üzerinde beyaz bir gelinlik ile geçip, protestosunu yapacaktı..ama projesi türkiye'de istemediği bir şekilde son buldu..33 yaşındaydı..
ihtiyaçlardan, cinselliğin de bir ihtiyaç olmasından, hatta temel fizyolojik ihtiyaçlardan biri olmasından, yerine getirilemezse nasıl şeylere sebep olacağından bahsetmek bu kadına saygısızlık olur muhtemelen.
içinde yaşayıp da alıştığımız, unuttuğumuz, zaman zaman acı olaylarla hatırlatılan içler acısı durumumuzun resmi artık bu kadın. tüm dünya bilecekken, unutamayacağımız için, gözardı edemeyeceğimiz için bu sıkıntılı ruh hali.
suudi arabistanda allaha küfür etti diye idama mahkum edilen terzi gibi bu kadın da. yasalarımızın olmasa bile teamüllerimizin kurbanı.
ne yaptın sen canım kardeşim? hem de gelinliğinle, hem de tek başına düşmüşsün yola. istanbul-gebze arasında hangi savaşa karşı oldun benim canım kardeşim? hangi barıştan yanaydın da seni hangisine davet ettiler? gelinliğinle, duvağınla, her açtığın kapıyı beyaz mı sanıyordun benim saf kadın kardeşim? burası öyle bir dünya, barış için insanları öldürüyorlar, bir gelini harcayabileceklerini hiç düşünmedin mi? bilmiyor muydun, hissedemiyor muydun? istanbul-gebze arasında sağ elinin belki sol elinin baş parmağıyla savaşa güzelce karşıydın, ah benim güzel kadın kardeşim, ama burası türkiye, yedirirler mi barışı sana böyle ucuza, böyle bedavaya? bedel ödemeden savaşa karşı mı gelinir, ha söyle selvi boylum al yazmalım?
barış uğruna dünya yolu katederek gelinliğiyle tek başına dünyayı değiştireceğine inanırken güzide ülkemde tecavüz edilerek çıplak bir şekilde gömülü bulunmuş insan. suçu idealistlik yapmak olan, suçu kadın olmak olan, suçu türkiye'yi modern bi ülke sanmak olan zavallı sanatçı. belki yaşananları ve yaşanacakları önleyemeyecek olan ama insanımın cehaletinin, cinsel açlığının, fakirliğinin ne boyutlarda olduğunu tüm dünyaya göstermiş olan varlık.
suçu kimde arasam bilmiyorum. hayvani içgüdüleri yüzünden kadının gözünün yaşına bakmadan tecavüz edip öldüren insan müsveddesinde mi, cinselliği canavar gibi gören, töre diyip kadınlarının gözünün yaşına bakmayan, modern bilimden anladığı kutsal kitap yorumlamak olan, kadından anladığı bir parça zar olan cahil cühela toplumumda mı yoksa tek derdi türbanlıların üniversiteye girmesi olan, eğitime yaptığı katkı kuzenini ilköğretim genel müdürü, asker arkadaşını bakanlık müşaviri yapmak olan, üç çocuk doğurun salığı veren başbakan ve hükümetin mi, yayınladığı birbirinden hipnotize edici programlarıyla, insanıma katkısı kutu tahmin ettirmek olan medyamın mı hiç mi hiç bilmiyorum. bildiğim bir şey var, arkasına sığınacak bahane aramak ucuza kaçar, elimizi başımıza koyup düşünmeliyiz çünkü bu utanç hepimize yeter...
* masumluğuna ve sevgisine güvenerek yola çıkmış bir insandır.
* tarihi boyunca tek övündüğü şey yakıp yıkmak-fethetmek(akabinde istanbul u almak) olan, "since 1453" tişörtleri giymek dışında (bir de yoğurdu bulduk deriz ama yoğurdun patentini yunanistan ve bulgaristan aldı) kültürü adına kendini gerçekleyebilecek hiç bir ezoterik birikime-materyale sahip olmamış/olamamış/oldurulmamış/oldurulamamış toplumun(türklerin): dünyada sahip olduğu barbar, işe yaramaz, pis ve "dünyadan yok olup gitseniz medeniyet ne kaybeder ?" temalı çirkin profiline +1 eklenmesine sebep olmuş olaydır.
* bize çirkin yüzümüzü bir kez daha göstermiştir. artık en güvenli, temiz dediğimiz şehirlerimizde bile güpegündüz taciz, laf atma korkularına gark olunan bir ülkedeyiz - ki yakın zamandır beliren hisler bunlar; zira arkasından " e karı buraya sikişmeye gelmiş türklerin iyi sikiştiğini duymuştur mnkym yarrak istiyodu o yarrraak. yarraktan ölmüştür orospu karı." dediklerini duyabiliyorum.evet.
ölümü üzerine sağdan soldan duyduğum " o da kaşınmış ama" diye başlayan primitif adam sohbetlerinden midem bulanmaya başladı. bastırılmış cinselliğin, eğitimsizliğin de mi suçlusu o acaba?
insanların sanat adına yaptıklarını algılayamayan , sanatçının özgürlüğüne anlam veremeyen andavalların sığlığı beni artık şaşırtmıyor doğrusu . anlamadıkları nokta kendilerinin anlam veremediği şeylerin de aslında bir anlamının olabileceği gerçeği. ayrıca "başka ülkelerde de bir sürü manyak, sapık, katil var" mantığı da hedef şaşırtmak amacını güdenlerin zavallılık gösterisi sadece. "bu münferit bir olaydır" ya da "gizli servislerin türkiye'nin imajını zedelemek için tezgahladığı haince bir plandır " diyenlerin samimiyetsizliğine alıştık artık. daha yakın zamanda yaşanmış hadiseleri unutup balık hafızalı insanlar olmamıza güvenenler elbette var ve kısmen de haklılar. yine de sistemi eleştirme hakkına sahip olduğunun bilincinde olan insanlar olarak lütfetsinler de düşüncelerimizi dile getirebilelim.
kabul edelim ki aleyhimize olan şeylerin abartılarak yansıtıldığı dünya medyasının da ekmeğine yağ süren gelişmeler bunlar. yine de her şeye rağmen "herkes bize düşman zaten hep çarpıtıyorlar gerçekleri" düşüncesini bir kenara bırakıp, suçu işleyenin kimliğine bakmadan ona "şerefsiz" diyebilme cesaretini göstermek insan olmanın gereği sanırım.
"beyaz gelinlik yeni bir yaşama dair umutlarımızı temsil ediyordu. kötü olan , masumiyetin simgesini nasıl kirletebileceğini biliyordu. beyaz gelinliği çıkartıp barışı kirletti. tüm masum savaş mağdurları gibi onu da toprağın altına gömdü. kötü olan, barışı savunurken ölen kardeşlerinin aksine o mezarın içinde değildi;o mezarı kazan kişiydi. bütün bunları yaparken de bu gerçek aklının ucundan bile geçmemişti ."
not: kimseyi yüceltme amacında değilim...biraz insan olsanız ne güzel olacak oysa...
ölümü türkiye' de gerçekleşmiş diğer türistlerden biri. yalnız bir sorun var. türistlerin eceli gelince bizim ülkeye geliyorlar. dikkatinizi çekti değil mi? rastlantı olsa gerek.
edit: kötüleyen niye kötülediki anlamadım. ama kendisini anlamadan bunu yaptığı için saygılarımı sunuyorum.
yabancı olduğu için binlerce yerli aynı insanlık dışı olaylara mağruz kalan hemcinsi arasından sıyrılıp gündeme gelebilen; -talihsiz demek istemiyorum, insanlık ayıbına mağruz kalmış- iyi niyetli, türkiye'yi bizden çok sevdiğini göstermiş kişi. çok yazık, üzüldüm.
arkasından saygısızlık yapmak gibi olmasın, hangimiz güvenip de düşer o yollara o kadar iyi niyetle? sonrada olumsuz bir haber çıkınca itiraz etmesini biliriz, sanki bu olaylar hiç yaşanmıyormuş gibi. bu kadar gerizekalı olduğumuzu düşünmüyorum, ikiyüzlülük olsa gerek.
ayrıca, aynı insanlık ayıbına mağruz kalmış bir sürü kadınımız var. ne yapılıyor, önlemek için, kazanmak için? sadece polisiye çözümün yeterli olmayacağı gün gibi ortada. yine de hepimizin başı dik, çünkü boğazımıza kadar sosyolojik bir bok çukuruna battığımızı biliyoruz.*
* "başımız dimdik yürüyoruz; çünkü boğazımıza kadar bok içindeyiz" dario fo
bu bayanın başına gelen olayın arkasından öfkelenmemek, üzülmemek mümkün değil de, şunu kendimize bir soralım, kaçımız bu haberi ilk duyduğumuzda şaşırdık, güzel ülkemizde böyle bir vahşetin yaşanacağına inanamadık.herhalde hepimiz normal olabilir diye düşündük.esasında belki de en büyük problemiz bu, bizi artık böyle olaylar bile şaşırtmıyor, bir çoğumuz pippa bacca'nın kaybolduğunu ilk duyduğumuzda esasında sonun üç aşağı beş yukarı böyle sonuçlanacağını tahmin etmiştik.
her gün ülkenin dört bir yanından böyle haberler duyuyoruz ki, basına, kamuoyuna yansıyanlar gerçekte yaşananların küçük bir kısmı sadece.sözlükte tecavüz yazın aratın onlarca başlıkla karşılaşıyorsunuz, kundakdaki bebekten, 80 yaşındaki ninelere kadar... bu haberlerle hergün karşılaşıyoruz ve artık kanıksıyoruz, ne zaman böyle ayrıksı bir olay yaşanıyor içimiz sızlıyor öfke ve acı dolu yazılar kaleme alıyoruz ama kısa bir süre içinde yine unutup gidiyoruz.
belki de artık oturup ciddi ciddi tartışılma zamanının geldiği bir sorundur.bu topraklarda yaşayanlar hep böyle miydi yoksa zaman içinde mi bu noktaya sürüklenmeye başladık? nasıl bir toplum olma yolundayız nasıl insanlara dönüşüyoruz bunu sorgulamak lazım.birde tabi şu var.memleket hızla muhafazarlaşırken cinsel sömürünün yoğunlaşması acı bir tezat olsa gerek.
türkiye'de kaybolduğunu duyar duymaz akıbetinin ne olabileceğini tahmin etmiştim.ne acı değilmi?eminim çoğunuzda tahmin ettiniz..
üzülüyorum.elden bişeyde gelmiyor.
allah rahmet eylesin.barış için çıktığı yolculukla bu şekilde ölmek...
uçkurumuz uğruna daha ne kadar rezil olacaz merak ediyorum..
allah belasını versin böyle insanların..
sonu herkes için acı bir yolculuğun baş kahramanı...
bildik taa öncesinde gelen kaybolma haberiyle sonucun nasıl olduğunu,pek de şaşırmadık zira.
beyaz gelinlikte güzergahtaki kültürlerin izleri olduğunu düşlerken hepsini örten bir kan lekesi...
velev ki türkiyedendi bu iz.kültür izi...
belki de en güzel delildi içimizde var olan,böylesi durumlarda patlak veren rezaletlere..
bildiğim duyduğum tüm olaylarla sorguladım bu olayı da...
bir duygu hissetmiştim yıl başında toplu tacize uğrayan yabancıları duyduğumda.
güney bölgelerimizde türlü işkencelerle öldürülen turist bayanlara dair haberleri okuduğumda.
işte o duygunun en yoğununu hissettim bu seferse.ülkende yaşayanlardan utanmak mı?
tam değil.
ama şundan eminim ki bu olay kesinlikle münferit değildir...
yukarılardan gelen edit:
evet..aynı düşüncedeyiz.
kimi zaman fark etmeden aynı şekilde ifade edildiği de oluyor.
o hayvan ki hadi dünya görüşü o kadardır. başka şanslar altında doğsa, başka şekilde yetiştirilse, başka bir eğitim alsa muhtemelen düşünen hayvana evrilecektir. işin acı yanı benim ülkemde çoğun şansı olanın da saplantıları, sapkınlıkları aynıdır mağarada yaşayanının da.
kafamda o iğrenç dakikaları canlandırıyorum. hissettiklerini karşı cinsinden olmama rağmen aynen hissetmeye çalışıyorum, maalesef hissedebilmek çok kolay. empati kurmak o kadar kolay ki, ve bu o kadar çok yürek burkuyor ki.
eminim hayatta bırakılsaydı o rezil varlığı bile affederdi.
kayıp haberini duyar duymaz kaçımız ırzına geçilmiş olabileceğini düşündü?
kaç kişi gelinlikle yola çıkmış yabancı bir kadının buralarda başına "çok şey " gelebileceğini aklına getirdi?
balkanları da aynı usulle geçmiş olmasına rağmen türkiye'de kaybolmasına hangimiz hayret etti?
sırasıyla
hepimiz
hepimiz
hiçbirimiz
istisnalarımızı ayırıyorum. hakkında bu kadar kolay mutabık olabileceğimiz unsurları olan kaç olay var?
ırz düşmanlığı ve zenofobi, halihazırda kavram olarak ayrımcılık ve önyargı içeren stereotipleştirmeye dahil edilmesi istenecek en aşağılık özellikler olsa gerek. insana olan düşmanlığımızda çığır mı açıyoruz ne?
çok geçmeden katil zanlısı tecavüzcü ibnenin, 3-5 sene yatıp çıkacağı, cinselliğe aç ülkemin bir başka kurbanı. bir de 3-5 seneyi f tipi hücrede geçirirse, koğuş sistemindeki gibi intikamda alamazlar katil zanlısından. efendim insan hayatı kutsal filan, idam olmamalı cart curt, geçin bu entel dantel ayaklarını... sen 3-5 senede bir af çıkartıp, salarsan bu itleri sokağa, o zaman idamı kaldırmayacaksın... şimdi diyeceksiniz ki "yavrum boş konuşuyorsun, verirler 30 sene içeride çürür gider, insanın yaşama hakkı kutsal", siktir çekmek istiyorum o halde sizlere ve popüler bir örnek veriyorum. hani barda filmini izledik ya, filmden kat ve kat ağır olayların yaşandığı, filmin esinlendiği gerçek olayı kaçımız biliyor? hani kadın, erkek, köpek demeden işkence üstüne tecavüz olayını? o heriflerin hepsi aramızda şu an yarın belki seni sikecek, belki beni sikecek, biliyorsun değil mi? http://www.hurriyet.com.tr/... okuyun, sonra "abi haklıymışsın siktir çekmekte" diyebilirsiniz...
kardeşim bir insan sebepsiz yere, cinsel dürtüleri ile başka bir insanın hayatını sonlandırıyorsa (ki öldürmese de geçerli bu tanım) ben o adamı çatır çatır asarım, anlatmayın bana yaşama hakkı kutsal diye...
birkaç gün önce vatan caddesi'ndeyim. tapu - sicil müdürlüğünde işim var. istanbul emniyet müdürlüğü'nün o devasa binalarının önünden sakin sakin yürüyorum ve karşıma hıncal çıkıyor, ''istanbul çok güvenli bir şehir, teşekkürler türk polisi.'' diyor. sonra ebru gündeş çıkıyor, aynısını tekrarlıyor. sonra roberto carlos, sonra hakan şükür... midem bulanıyor birden, kusacak gibi oluyorum. yediklerim dokundu sanırım.
birkaç gün sonra haberlerde taksim'de 1 mayıs kutlamalarının yapılamayacağını açıklıyor değerli valimiz muammer güler. aradan günler geçiyor. ofiste çalışırken rap - rap diye sesler duyuyorum. sonra da trampetler falan. taksime çıkan bazı yollar kapatılmış, trafik kilitlenmiş, polisler polis haftasını kutluyorlar. aklıma valinin açıklaması geliyor. altıncı kattayım, yükseklik korkumdan olsa gerek, yine midem bulanmaya başlıyor.
ardınan, önemli birisinin, kaç çocuk yaparsam ülkeme faydalı olacağımı anlattığı bir konuşması geliyor aklıma. başım ağrımaya, zonklama başlıyor. gece iyi uyuyamamıştım zaten.
sonra bir sabah uyanıyorum. bilgisayarımı açıp günün gazetelerini karıştırıyorum. suudi'lerin, adamın birisini, sırf allah'a küfrettiği iddia edildi diye idam edeceklerini okuyorum. başım dönmeye başlıyor. değil kan görmeye, düşüncesine bile tahammül edemem ki ben.
birden fare kayıyor ve yanlışlıkla açtığım bir sayfada bir kadının yüzüyle karşılaşıyorum. beyaz, uzunca bir yüz. gebze'de tecavüz edilip öldürülmüş. italyanmış ve üzerinde gelinlik varmış. barış eylemi mi yapıyormuş ne. hayret ediyorum, afallıyorum. nasıl olur? sonra, aklıma mevlana'nın şu meşhur sözleri geliyor: