|
|
- fransızca asıl anlamı 'kapıcı' olup kapıcıların fransada sadece merdivenleri silip kalan zamanda hiç bir halt etmemeleri sırf çene yapmalarından yani tam olarak herbirinin kapıcılar kralı olmasından kaynaklı, 'geveze, çok konuşan' insanlar için de kullanılan bir tabir.
'pipelet' maskulan 'pipelette' feminan halidir.
- dördüncü nesil yazar.*
- hem güzel,hem akıllı,hem zeki.galatasaray üniversitesi'nin kültürlü kızı.kızım olsa pipelette'ye benzese bana anne dese.dünya cennet olurdu...
- taklit yaparken izlenesi insan yaşayarak karakter değiştirerek o durumu size en iyi şekilde anlatmak için kıvranır durur güzel de yapar ama siz bu sırada noldu ya bu hanım hanımcık kıza diye düşünürsünüz, bu arkadaş kahve dünyasındaki çikolota şelalesinin(!) taklidini yapar gelin siz düşünün..tanınası yaşanası sevilen insandır..
- eğer sınıfta kalmak gibi bir çılgınlık yapmazsam kendisiyle daha uzun yıllar birlikte olacağım kardeş dost arkadaştır lakin kendisinden haber alamıyoruz telefonlarımıza çıkmıyor,sözlükte görünmüyor gün ortasında atılan tek bir mesajla idare etmekteyim "çok sıkıldım" kendisine hiç bi' şey senden değerli değildir derken bunu asla sallamayacağını adım gibi bilirim üzülürüm
- (bkz: tersdönenşemsiye/!pipelette)
nickaltında da belirttiği gibi kendisiyle mesajlaşamıyorduk uzun süredir kendisi bana mesaj gönderiyor lakin benim ki gitmiyor ona ne olabilir diye düşündüm "beni cibilliyetsizlere eklemedin değil mi?" diye sordum kendisine o da "yok abi ne alaka" dedi ve az önce(benim zorumla) yaptığı kontrole göre ben şahsın cibiliyetsizlerindeyim o da benim kanka listemdedir.
burdan kendisine "böyle mi olacaktık" şarkısını göndermek istediğim yazar.her ne kadar nickaltı istemese de hayatını buraya yazacağım yazar
- nicki "piplet" olarak okunan yazardır.
- (görsel: fırat/14240)
- birinin hayatında sıradan insanlar vardır, özel insanlar vardır. neye göre bu ayrım yapılır? hislere göre. aynı şeyleri sevmeye gerek yoktur. aynı şeyleri düşünmeye gerek yoktur. belki sizin kara dediğinize o ak der, belki bazı konularda bu sebeple atışırsınız bile ama hisler devreye girdiğinde bu farklılıklar insanları uzaklaştırmaz aksine daha çok yakınlaştırır. paylaştığınız her an dan ayrı bi keyif alırsınız. özel insanlardır bir hayat boyu yanınızda olacak insanlar. sonuç olarak, benim için özel olan insandır, par deuxmdür, candır, dosttur.
- buralardan uzakta küçük bir dünya turuna çıkmıştır -ne kadar abartmış olsam da- özletecek yazardır kendisini.
- küçük dünya turundan dönmüş yazardır. yaz ortası giderken istanbul üzüntüden ağlamış, dönerken de istanbul gökleri bu kez de sevinçten ağlamıştır.
yaz ortası gidişide dönüşüde istanbulu suya sele boğmuş, şemsiyesiz, yağmurluksuz yani hazırlıksız yakalananların canına okumuş, milleti ıslak fareye döndürmüştür. hoşgelmiş, safalar getirmiştir. yalnız bir daha öyle uzak diyarlara ta dünyanın öbür ucuna gideceği tutarsa gene , belediye hoparlörlerinden hakla yanında şemsiye ve yağmurluk alması için uyarı anonsları yapılmasını önereceğim. ülkemiz küresel ısınma yüzünden susuz kalırsa eline uçak bileti verip her gün kanada' ya gidiş erkesi gün dönüş yaptıracağım. görün bakın barajların dolması ne demek ülkeyi sel basmazsa şaşarım.
tekrar hoşgelmiş. gözümüz aydın olmuştur.
- gördüğümde büyük ihtimalle, yanlışlıkla 'nerelerdesin seeeen!!' diye sağ kulağına doğru bağırıp onu da sağır edeceğim yazardır, bana temkinle yaklaşmalıdır..
(epitaph, 13.09.2008 23:10 ~ 23:10)
- günde 9 saatten haftanın 5 günü toplamda en az 45 saat gördüğüm ve nerdeyse bunun 3 katı zaman konuştuğum yol arkadaşım.önceleri gezer eğlenirdik ,yemekler yerdik lakin şu sıralar bütün görüştüğümüz süre zarfında sadece içiyoruz.
içmek dediysem sigara ya da alkol değil biz kafein içiyoruz.
sabah dersten önce çay,ders araları çaylar,sütlü şekerli kaaveler,sütsüz şekersiz filtre kaaveler,bardakta çabuk çorbalar,kolalar(zero kırmızı karışık),sodalar,sıcak çikolata(şu sıralar makine çamurlu su verdiğinden ara verdik) ve tabiki su.
sonra eve geliyoruz msn de ya da sözlükte konuşurken karşılıklı çay,kahve,kola içiyoruz.
üstelik içerken yemiyoruz artık, bütün günü bi poaçayla geçirdiğimiz oluyor.
bu kadar içmeye bünye dayanmıyor tabi,eve dönüş otobüslerinde çiş nöbetlerine giriyoruz,zehirlenmeyle burun buruna geliyoruz.
içiş arkadaşım.
şu an içtiğim ice tea
şerefine...
- "silisyum ve zener diyotlarının eğrilerini çiziyorum da bunlar bir yerde sıfırlanıyor mu yoksa o teoride sıfırlanma mı? orjinal halinde, deneyde ufacık da olsa değerler bulmalı mıydım, nedir yani çizeyim gitsin mi sıfırdan yoksa değer aranmalı mı?böyle bir çalışma yapmış (o kadar şanslı mıyım ki?) ya da bu konuda bilgisi olan yazarlar bir fikir verebilirse her şey çok güzel olur..."
bu duyurunun sahibi yazar. cevap veriyorum:
silisyum ve zener kimyasalları osurukla açığa çıkan, kokunun esansını oluşturan temel diyotlardır. bunların eğrisi büğrüsü olmaz. bu ikisi birleşti mi ortaya kekremsi bi koku çıkar. teoride değil, pratikte. bu deneyin başlangıcı sağlam yemek, kötü sonucu ise bu kimyasalları birleştirmeye çalışırken sıçmak olabilir. bence çizilip gidilmemeli. değer aranmalı. "ne güzel kokuttum, evin havası değişti" şeklinde gurur duyulmalıdır. ben böyle bi çalışma yaptım. evde tavandaki oksijen maskeleri düştü. benim fikrim bu.
- bugün bölümümün en önemli dersinin vizesi vardı. heyecan dorukta, sınav tam gaz başlamış, herkes harıl harıl soru çözüyor, bende haliyle. sonra nasıl olduysa bi an geldi ve ben kendimi bu insanı düşünürken buldum.. ciddi ciddi düşünüyorum ama soruyu falan bıraktım o derece yani. bi de boğazımda bir iki düğüm hissettim. sanırım özledim.. (bu itirafım büyük ihtimalle kendisini korkutacaktır ama benden korkmasındır. arkadaşımdır canımdır*)
sınavdan düşük bi not alırsam seni sorumlu tutucam bu arada, şimdiden bilgilerine..
- bağlaç olan 'de' nin ayrı yazılması hususunu takıntı yapmış insan. beni de kendi takıntısına alet etmiştir. bu uğurda sınır tanımıyor, uyarıyor, uyarttırıyor..
(epitaph, 29.11.2008 14:46 ~ 15:27)
- bilgisayar başında gece yarısını beklerken uyuya kalıp da yaklaşık 50 dklık bi gecikme ile;
seni tanıdığım,senle olduğum ve olacağım için kendimi bazen dünyanın en şanslı insanlarından hissetmiyor değilim.
iyi ki varsın,iyi ki yanımdasın(her anlamda;sıra,ders,göbekten bağlı olma durumu...),
iyi ki her döndüğümde bana bi gün beni cinnetin eşiğine getirecek o bakışı atıyosun.(bkz: stephane gourmelen)
yazma konusunda yeteneksiz olduğumu bilirsin özellikle de böyle duygusal şeyler yazmada o yüzden direkt sonuca bağlanıyorum(pour continuer en français,...(belliydi kötü fransızcamın ortaya çıkacağı) neuf...)
gideceğin günü düşünüp de şimdiden sensiz günlerin acısını çektiğim,şimdiden seni özlediğim ,şimdiden seni özleyebilecek kadar çok sevdiğim için mutluyum.
hep yanımda ol daha nice seneler kutlayalım beraber bu güzel günü.
iyi ki doğdun.
dipnot:imla konusunda benim hatta etrafındakilerin hakkı devrim i olduğun aşikar.fazlasıyla çaba gösterdim hata yapmamak için eğer olduysa da bugünün hatrına hoş gör be hacı.
- saat: 23:45.. az zamanım kaldı acele etmeliyim..
herşeyi son ana sıkıştırmak gibi bi alışkanlığım olduğundan bu daha önce yazılası giriyi şimdi hayata geçirebiliyorum. uzun iç savaşlarımdan sonra ben kendimi böyle kabul ettim, sen de('de' ayrı-tamam türkçe derslerine de gideceğim sen mutlu ol yeter ki) kabul et.
pipelette!
daha uzun seneler paroles, paroles'yi duyar duymaz birlikte şarkıya eşlik etmeye başlayacağım olmazsa olmaz(ondan başkasıyla da söylemek istemem, sanmıyorum),
sözleri aşıp bakışlarla süper anlaşamıyoruz belki(yoksa anlaşıyor muyuz? kendisi zamanında yakınmıştır "bir ted-barney olamadık" diyerek ama son günleri hatırlatıyorum ona) ama bir gün bunu başarıp nirvanamıza ulaşacağımızı düşündüğüm pek bir naif kişilik,
in a manner of speaking
la confession
lili
ve daha niceleri.. beni soft diyarlara sürükledi. farklılıklar güzeldir diye boşuna dememişler. yeni tadlar keşfetmemi sağlayan zevkli insan.
...
işte bu güzel insan yıllaaar yıllaaaar önce bugün doğmuş. o zamanlar dutluk olan yerlere şimdi gökdelenler dikmişler anlattı, duydum üzüldüm. (bkz: saçmalamak) daha çok genç o yanlış anlaşılmasın. benim de bir ay sonra gireceğim yaşta.
biz birbirimizi tanıyoruz artık bence. onu, hayatımda nereye koyduğumu az çok tahmin ediyordur.
önemli, çok önemli o. iyi ki doğmuş, iyi ki tanışmışız(okulun ilk günü yüzsüzce "hehe önüne geçtim" diyerek ön sırasına oturduğumu hatırlıyorum da o hatırlıyor mudur acaba?), iyi ki par deux'm olmuş bir zamanlar. (bir zamanlar? dediğini duyar gibiyim. bir zamanlar değil her zaman)
ben kendisine teşekkür ediyorum. boşluklarımı doldurduğu için. varlığı mutluluk. iyi ki doğmuş!
la vie est bréve
un peu de reve
un peu d'amour
et puis
"bonjour!"
son giri: 23 gün önce.
bana yazmak için bir neden verdiğin için de ayrıca teşekkür ederim sana pipelette.
ayrıca;
(ev adresin emin ellerde)
- bu "insanoğlu" günlerdir dilinde kılıçdaroğlu seçim şarkısı ile dolanıyor,dolanmakla kalmıyor etrafındakileri de bezdiriyor aynı zamanda yine aynı şarkıyla zehirlliyor(bütün gün içinizden aynı sözleri mırıldanıyorsunuz)
.bütün gün yanınızda
"geliyor geliyor kılıçdaroğlu hem temiz hem dürüst bi insanoğlu"
diye şarkı söyleyen birini düşünün,işte o pipelette. bi de şarkı ne kadar başarılı ki bi yapışınca çıkmıyor bütün sınıf hatta bütün koridor hep bir ağızdan söylüyor;
"geliyor geliyor kılıçdaroğlu..."
bu kadar şarkısını söyleyerek seçimlerde büyük destek verdiği kılıçdaroğlu nun verilmeyen ibb burslarını pipelette e toplu olarak vermesi de temennimiz.
- bilgisayarını camdan aşağı atması gereken insan. biraz daha söyletirse bu işlemi onun yerine ben de yapabilirim. elimde ev adresi var...
- şu saatlerde beni bırakıp gidenlerin son halkası oldu kendisi.
ondan önce haut parleurgitti staj için, neyseki 1 ay sonra dönecek.
sonra epitaph gitti.gözlerine en son elini bindiğim otobüsün camına koyunca gördüm.yaklaşık 5 6 ay sonra dönecek.
şimdi de pipelette gidiyor.onu da hafızama beşiktaş da ışıkların yanında sarıldıktan sonra bana bakışıyla resmettim. 5, 6 ay sonra dönecek o da.
ben mi? ben, her zaman arkada kalanım.sadece gidenlerin arkasından bakıyorum olduğum yere çakılmış gibi.
- kendine bu satırları armağan eden yazar...
sous le pont mirabeau coule la seine
et nos amours...*
- kendi kendine birşeyler yapan yazar, melodiyi bilmesem de anlıyorum sanırım, kendi kendine birşeyler yapmasın, bitsin de gelsin, bizi sevsin.
|