bunlar grup mu? yoksa söyleyen kadının ya da erkeğin ismi pink, soy ismi martini mi hiçbir fikrim yok.
pink floyd açayım derken fark ettim hemen yanındaki dosyada pink martini denen eğlenceli şeyi.
hayır, bilmiyor değildim, türkiye'ye gelip konser bile verdiler ama hiç merak etmedim. oysa ben bunları seviyormuşum dinlemiştim önceden zira. ancak bilmeden, yani şarkıyı söyleyenin o olduğunu bilmeden. neyse şimdi biliyorum. eşleştirme tamam.
ilk olarak bonus track denen bonus ile başladım dinlemeye. sanırım ispanyolca söylüyorlar. olee ve perfavor
* dışında zerre ispanyolca bilmiyorum. ama alıp götürdüler beni küba'ya.
gece gece sayelerinde; sıcak küba sokaklarında yalınayak dans ettim, bir elimde mohito denen "iç beni, ben aslında gazozum" diyen kandırıkçı içki, öbür elimde güzel latin kızlarının dizlerinde sardıkları puro, saçlarımda koca koca çiçekler, üstümde çiçekli desenli rengarenk eteğim. galiba rüzgar esmez oralarda, ama eteğimin etekleri yine de uçuşuyor çünkü dans ediyorum etrafımda her renkten kübalı ile birlikte.
sonra çok dinledim sanırım bu parçayı kendimi fazla kaptırıp, birden sıkıldım. işte o an korkunç bir şey oldu, "
cubana"dayım gibime geldi benim. kendime geldiğimde aynı kadın, fransızca bir şeyler anlatıyordu parçada. biraz daha dikkat edeyim dedim, dinlerken baktım ingilizce de var repertuarda. hatta "
kikuchiyo to mohshimasu" isimli; insanı içine döndüren, çakrasını zirve yaptıran, evde japon çayı eşliğinde kimono giymesini zorlayan, dur gideyim bir aynaya bakayım çekik gözlü nasılım acaba diye düşündüren, korkunç parça sonrası; "amaan" dedim "pink martini de bozdu, zaten jüpiter'i de gezegenlikten çıkarttılar". (emin de olamadım jüpiter mi yoksa başka bir tanesi miydi, bu da sinirimi bozdu)
o japon şemsiyesinin ardından dinlediğim şarkıda napoli kelimesi geçiyordu, sanırım italyancaydı parça, albüm adının "
hang on little tomato" olduğunu ise oldukça geç fark ettim. kızdım bunlara "tomato, napoli filan ne bu yemek tarifi mi ne ayıp" dedim, ayrıca italyanca bilgim ile ispanyolca bilgim bence kapışabilirler ve berabere biter maç.
nasıl yüz kere dinlediğim de beni küba'ya götüren parçayı ispanyolca bilmeden anlayabildiysem, bu tomato soslu napoliten makarnayı anlatan, arada quandoto derken bence karabiberdi kastedilen, parçayı da anlayabildim. parçanın sonunda ısrarla söyledikleri içerno liporto cümlesi de "iç onu liberta" şeklinde emir kipi de içeriyordu. yani kabalar bi de bunlar.
ayrıca anna, veronica, lily ve clementine isimli şarkılar ise kadın düşkünlüklerini de gösterdi. kadın düşkünlüğü neyse hadi, ama bir de gecenin üçünde beni dertlerin en gücüne sürükleyip clementine diyerek çocukluğumuzun korkulu rüyasını yeniden hatırlattılar. neyse işte kızdım bunlara bi güzel.
efkârlandım hemen, dedim aç orhan gencebay, desin sana "hatasız kul olmaz".
düşündüm de martini içeceğim ben, ayrıca bunların dediği gibi rengi pink de değil biliyorum filmlerden görmüştüm.