|
|
- "personal identification number"ın kısaltılması, itü otomasyon sistemi tarafından da okula kayıt anında daha sonra başımıza ne işler açacağını bilmeden elimizie tutuşturulanzarfta bulunan 6 rakamdan oluşan numara.
- bir the yeah yeah yeahs parçası. klibi son derece güzeldir. sözleri de şöyledir:
things are feeling thin i know, i know
lost my seat again where i'll go, i'll go,
pushing in the pin
i know, i know
we're gonna go back in
we're gonna go go go
bah bah bah bah bah bah bah bah
dono dono dono dono
i like to sleep with them
pushing in the pin
i like to sleep with them
i know, i know
we're gonna go back in
we're gonna go go go
we're gonna go back in
we're gonna go go go
bah bah bah bah bah bah bah bah
dono dono dono dono..
- pınar isimli kişilere zaman zaman takılan lakap
- (bkz: pın)
(bınar, 17.04.2005 00:59)
- iğne.
- zıplamamanın günah olduğu yeah yeah yeahs parçası
- (bkz: lga775)
(marsh, 29.08.2007 16:00)
- (bkz: pins and needles)
- bowlingde lane in sonunda topla devirdiğimiz, akça ağaçtan imal edilmiş ve dayanıklılığını arttırmak için üzeri plastik v.s ile kaplanmış lobut.
- cep telefonlarında puk kodundan önce gelen şeker sorucuktur. şöyle ki 3 tahmin hakkınız vardır. yarı yarıya ve telefonla aramak istiyorum joker hakkınız yoktur. zaten telefonla sorabilecek durumda olsaydınız pin'i bilmenize gerek olmazdı dimi ama. seyircilere sormak istiyorum joker hakkı geçerlidir ama tavsiye edilmez. elin adamı komple sallayana kadar sen zihninin köşesindeki pin numarası kırıntıcıklarını birleştirip doğru kodu tutturmaya çalışırsan daha kolay olur. ama eğer pin kodunuzun 67486 olduğunda ısrarcıysanız ve ilk denemenizde yanlış kod girdiğinizi söylüyorsa rica ederim inatlaşmayın. sonunda kazanan teknoloji olacaktır uzatmanın anlamı yok. çünkü üç defa azimle aynısını girerseniz sonunda kol gibi puk kodunu sorar. puk kodu pin'e nazaran daha uzundur ve siz sim kartı ilk aldığınızda verdikleri kutucuğun içindeki kağıdı kaybettiyseniz sallayıp tutturulması da oldukça meşakatlidir. yani pin'i bildin bildin.. ya öyle işte.
- ing. iğne; iğnelemek.
- son kullanıcıların ellerindeki elektronik cihazlara şifre yazmalarını ve büyük bir merkezi sisteme giriş yapmasına imkan veren şifre diye götümden genelleme yapabilirim. bu sistem ilk olarak ingiltere'de; bankalardan veznedar kontrolünde olmadan müşterilerin para çekebilmeleri için geliştirilmişmiş.
mikro işlemci bulunduran veya mini bilgisayar içeren elektronik sistemlerdeki yerel hafızada tutulan bilgilere erişmek için, localda tutulan şifreler de olabilir. kredi kartının pin'i merkezde tutulurken, cep telefonundaki sim pin'i ise localda tutulur (gsm hattının pin'i yoktur, sim'in pin'i vardır diye biliyorum).
"pin kodu" da sanırım anlatım bozukluğu içeren bir kullanım. nitekim "pin" kendisi zaten personal aydentifikeyşın number demek. pin kodu dersek, numaranın bir de kodunun olması söz konusu olur ki çift katlı bir güvenlik bariyeri oluşturur bu da. yani bu çift şifreli sistem daha çok rakam demek ve gezegenimizdeki milyonlarca sarışının atm kullanamaması, telefonlarının şarjı bittiğinde safdışı kalmaları anlamına gelir ki, üzülürüz di mi benjamin.
|