pilavdan dönenin kaşığı kırılsın   

adana çık aradan

  1. bir kimse ile önemli ortaklaşa bir karar alındıkdan sonra,dönekliklere ve satışlara mahal vermemek adına karşı tarafdan teyit alarak desteklenen mecazi anlamlı söz.
    (beşamel soslu brokoli, 25.08.2006 10:28)
  2. şimdi kullanılan argo şekli: "satış koyan ibnedir"
    (warbringer, 25.08.2006 11:21)
  3. seçimlerden sonra anlıyorum ki; stratejik zamanlarda ortaya çıkan kitle refleksine vakıf olmak kolay değil. hiç de azımsanmayacak kadar fazla olan bir topluluk var ki evlere şenlik. atatürkçü olduğunu iddia eden ama halkın iradesini karalamak uğruna atatürk'ün kendi halkına verdiği değeri yadısımakta sakınca görmeyen bir kitle görüyoruz. yeri geldiğinde atatürkçülüğünü yere göğe sığdıramayan, buna mukabil aziz nesin'e "sen kimsin ki cumhuriyetin çocuklarına aptal diyorsun" diyerek tepki gösteren ancak şartlar değişince zaten üzerinde emanet olan duruşundan bir çırpıda vazgeçen, aziz nesin için şampanyalar patlatacak vaziyete gelen bir kitle. bu kitle sadece subjektif akıl yürütme yetisine sahip olmayan ve zamanla bu disiplini edineceğini umduğumuz kişilerden oluşsaydı büyük bir sıkıntı yaratmazdı.

    herkesin hayatının belli dönemlerinde sürüyle hareket etmenin verdiği rahatlığa boyun eğdiğini kabul edelim. ancak gerçekten düşündüğüne, araştırdığına ve sürekli kendini yenilemeye çalıştığına şahit olduğumuz kişilerin de bu rüzgardan nasibini almaları karşısında hayal kırıklığına uğradığımı kabul etmeliyim.

    akp'ye oy verenleri it, virütik yaşam formu, midesiz diye adlandıranları anlıyorum. hatta bir arkadaşımızın "anasını, bacısını, karısını, çocuğunu da verebilecek canlılar bütünü" demesine de şaşırmadım. sonuçta bir süre önce sormuştum: "insanların değerleriyle dalga geçerken; bunun kendinize ait sağlam bir duruşunuz olmadığından kaynaklandığının görülmediğini mi sanırsınız?" cevabını biliyordum tabii. ancak benim "duruş" sahibi olduğunu düşündüğüm kimselere de yine ve yine ve yine bruce'un ihanetine uğramış william wallace gözleriyle bakıyor olduğumu fark ettim.

    "amaç akp'yi iktidardan indirmekti. "güneşli günler göreceğiz çocuklar" diyebilmekti. fakat ne çare, kim bilir nelere gebe akp'li günler göreceğiz. pilavdan dönenin kaşığı kırılsın!" cüneyt arcayürek

    "akp'ye oy veren kesimleri özetlemek gerekirse şöyle diyebiliriz: en zenginler ve en fakirler... en zenginler, akp politikalarıyla daha da zengin oldular, bunun devam edeceğini düşünüyorlar. en fakirler de kaderci bir yaklaşımla "daha kötüsü olmasın" dediler!" mustafa balbey

    cumhuriyet gazetesinin ulusalcı aydınlarından bu kadar basit değerlendirmeler beklemiyordum. akademik kariyerleri olan kişilerin hırslarına yenik düşüp hali hazırda pimi çekilmiş kutuplaşmayı desteklemek için komik duruma düşmelerine şaşırdım. halka hitap etmenin eski bir taktik olan "sığ ve popüler" söylemlerle gerçekleşebileceği düşüncesini kronik obstrüktif beyin yaratımı haline getirmiş olmaları beni ürkütüyor, yalan değil. çünkü bu kişileri örnek alan aydın adayları sözlüğe aziz nesin'li çilingir sofraları kurarak vatan kurtarma peşinde. tabii "biz onları örnek almıyoruz, bu bizim subjektif tercihimiz" deniyorsa durum daha da hazin olur. "ezber bozmak" deyimi bana buna benzer örnekler sebebiyle başından beri heyecan verdi. hatta baskın oran'a oyumu da en başta bu sebepten verdim.

    genç, dinamik insanlarsınız. gözünüzün önünde yeni bir türkiye, yeni bir dünya kuruluyor. küfretmekten-saldırmaktan-yıkmaktan vazgeçip elinizi taşın altına sokmak durumundasınız. kutuplaşmaktan nemalanan tuncay özkan para babası oldu. nur serter, necla arat meclise girdi. siz neredesiniz peki? ne kâr kaldı size?

    ingiltere kralı napolyon ordularını kast ederek "biz namusumuz ve şerefimiz için savaşıyoruz, onlarsa toprak ve para için" dediğinde napolyon'un cevabı "herkes neye ihtiyacı varsa onun için savaşır" olmuştu. bir arkadaşımın deyimiyle "medya papağanlığını" bırakıp kutuplaşmaya karşı saf belirleme zamanıdır. iktidar partisi zaman zaman saçmaladıysa bunda bizim de suçumuz var. kurucu meclis döneminde şimdikinden çok daha fazla muhalif vardı. ancak o dönemin okumamış aşiret reisleri bile elele verilmesi gereken zamanı kestirebildiler.
    (evrimdışı, 23.07.2007 19:10 ~ 18.10.2008 12:43)
  4. kaşıkla pilav yiyen tuhaf insanlar tarafından ortaya atılmış sözdür.
    (karizmatik, 28.08.2007 13:01)