günde en az bir öğün yaptığım ve yediğim,tereyağlısının makbul olduğu,son zamanlarda üzerinde çılgın denemeler yaptığım ( soğan soslu,biberli,turşulu ) aş.asla vazgeçemediklerimden.şehriyesiz asla olmaz.
çinlilerin yaptığı götüme benzer.* pilavdan çok tuzsuz pirinç lapasına benzediği için çubukla neyin rahatlıkla yenir. sadece hindular bizim usül tane tane yaparlar. meksikalılar da güzel yapar ama nasıl yapıyorlarsa onlarınki kırmızı oluyor. yapabilen için öğrenci dostu yemektir ayrıca. makarnadan sonra öğrenci sofralarının ikinci kralıdır.
pirinçler bir su bardağıyla ölçülerek yaklaşık bir saat ılık suda bekletilir. sonra tereyağı eritilir ve şehriye yağda rengi bir miktar koyulaşıncaya kadar kavrulur. üzerine pirinç ölçüsü kadar ılık su eklenir ve fekat şehriyelerin payı unutulmaz. katılan su et suyu olabileceği gibi, et suyu olmaması halinde içine etsu tableti atılarak tamamen erimesi sağlanır. etsu tableti atıldıysa tuz oranına dikkat etmek gereklidir. su kaynadıktan sonra pirinç eklenir. altı iyice kısılarak kapağı kapalı pişirilir. burada unutulmaması gereken nokta pilav tamamen suyunu çekmeden ateşten almaktır. daha sonra tencerenin ağzına kağıt havlu konur kapak kapatılır ve pilav ılık bir yerde ve yahut kalınca bir örtüyle sarılarak en az yarım saat dinlenmeye alınır. sonra afiyetle yenir. nefis pilav buna denir. ertesi güne kalan pilav da ziyan edilmeyerek yoğurt, un ve yumurta sarısıyla terbiye edilmek ve üzerinde eritilmiş tereyağı gezdirilmek suretiyle yayla çorbası olarak olarak servis yapılabilir. (bkz: ekonomik ev hanımları)
çalıştığınız iş yeri restoran, otel ve benzeri hizmet veren bir yerse, her türlü yemeğin yanına garnitür şeklinde konulmasından dolayı, her zamam hazır bulunmasıyla alakalı olarak, personel menüsü vazgeçilmezi. özellikle pirinç katkılı olanı.
menüde buna ikame olarak değişik bişey ** çıkarsa personel sevince boğulur.
bazı arap ülkelerinde avuçla yenilen, kuru fasülye başta olmak üzere birçok yemeğe çok iyi eşlik eden, tereyağlısı daha bir güzel olan yemek (bkz: olsa da yesek)
yerken bir gün tanelerinin boğazıma kaçıp öleceğimden korktuğum yiyecek. kendi adıma konuşacak olursam pilav yemek ayrı bir işkencedir benim için, çatalla yemek ölüm, alırsın çatala yarısı geri dökülür tabağa, 5 dakikada bitmesi gereken yemek yarım saat sürer, hele o allahın caponu çinlisi bu mereti nasıl çubuklarla yiyor, onu anlamıyorum. velhasıl bütün yemekleri hamburger şekline soksalar ne güzel olurdu, yemeğe ayıracak vakit azalırdı.
makarnanın değişik olanı. ikisi de tek başlarına pek lezzetli sayılmazlar, hatta gereksiz tadlar oldukları söylenebilir ama kuzeni makarna kimileri için ton balığıyla pilav ise kuru fasülye ile kesinlikle es geçilemeyecek bir yemektir. fazlası aşırı şişkinlik yapar, taş yutmuşa çevirir insanı.
ölçüler bire bir buçuk şeklinde olursa(bir bardak pirince bir buçuk bardak sıcak su)
ve de piştikten sonra kapak ve tencere arasına kağıt havlu konup bekletilirse "pilav"a benzeyecek olan lapa.
yıkandıktan sonra ılık suda yarım saat bekletilip,bir bardak pirince tam 1 bardak su ölçüleri kullanılarak yapıldığında muhteşem olan yiyecektir.şöyle ki;
suda bekletip süzdüğümüz pirinçleri tencerede yağda -tereyağı kullanılırsa daha iyi olur- pirinçler zıplamaya(!) başlayıncaya kadar kavurup,suyu ekliyoruz.kaynamaya başladıktan sonra ocağın altını kısıp,üzerine kağıt havlu kapatıyoruz.
afiyet olsun...* not:tuzu unutmayın!
çatalla yendiği zaman daha bir medeni oluyormuş insan. öyle diyorlar.
(bkz: yok öyle bir şey)
kuzum, pirinç mevzubahis, taneli bir şey icabında, çalakaşık yiyiniz rica ediciim.