pirinç kullanılarak yapılan lezzetli bir yemek.tereyağlı yapılmalıdır, yanında yoğurt da yenebilir.
üzerine kuru fasulye koyup yemek ayrı bir lezzetlidir.
ben kaşıkla zor yerken, çinlilerin cubukla yediği pirinç yemeyi.
yemekhanede her gün çıkan yemek
(lethe, 25.03.2004 21:58)
pilavından yerim deyiminin esin kaynağı
*(sensey, 13.04.2004 17:14 ~ 17:15)
günde en az bir öğün yaptığım ve yediğim,tereyağlısının makbul olduğu,son zamanlarda üzerinde çılgın denemeler yaptığım ( soğan soslu,biberli,turşulu ) aş.asla vazgeçemediklerimden.şehriyesiz asla olmaz.
bi amcamız vakti zamanında pilav argoda ipne demektir demişti
güzel yapanı az bulunan yemek
çinlilerin yaptığı götüme benzer.
* pilavdan çok tuzsuz pirinç lapasına benzediği için çubukla neyin rahatlıkla yenir. sadece hindular bizim usül tane tane yaparlar. meksikalılar da güzel yapar ama nasıl yapıyorlarsa onlarınki kırmızı oluyor. yapabilen için öğrenci dostu yemektir ayrıca. makarnadan sonra öğrenci sofralarının ikinci kralıdır.
pirinçler bir su bardağıyla ölçülerek yaklaşık bir saat ılık suda bekletilir. sonra tereyağı eritilir ve şehriye yağda rengi bir miktar koyulaşıncaya kadar kavrulur. üzerine pirinç ölçüsü kadar ılık su eklenir ve fekat şehriyelerin payı unutulmaz. katılan su et suyu olabileceği gibi, et suyu olmaması halinde içine etsu tableti atılarak tamamen erimesi sağlanır. etsu tableti atıldıysa tuz oranına dikkat etmek gereklidir. su kaynadıktan sonra pirinç eklenir. altı iyice kısılarak kapağı kapalı pişirilir. burada unutulmaması gereken nokta pilav tamamen suyunu çekmeden ateşten almaktır. daha sonra tencerenin ağzına kağıt havlu konur kapak kapatılır ve pilav ılık bir yerde ve yahut kalınca bir örtüyle sarılarak en az yarım saat dinlenmeye alınır. sonra afiyetle yenir. nefis pilav buna denir. ertesi güne kalan pilav da ziyan edilmeyerek yoğurt, un ve yumurta sarısıyla terbiye edilmek ve üzerinde eritilmiş tereyağı gezdirilmek suretiyle yayla çorbası olarak olarak servis yapılabilir. (bkz:
ekonomik ev hanımları)
çalıştığınız iş yeri restoran, otel ve benzeri hizmet veren bir yerse, her türlü yemeğin yanına garnitür şeklinde konulmasından dolayı, her zamam hazır bulunmasıyla alakalı olarak, personel menüsü vazgeçilmezi. özellikle pirinç katkılı olanı.
menüde buna ikame olarak değişik bişey
** çıkarsa personel sevince boğulur.
(tricky, 25.01.2006 10:10 ~ 10:18)
bazı arap ülkelerinde avuçla yenilen, kuru fasülye başta olmak üzere birçok yemeğe çok iyi eşlik eden, tereyağlısı daha bir güzel olan yemek (bkz:
olsa da yesek)
tavuk suyu eklendikten hemen sonra henüz karıştırılırken eklenen karabiberin lezzet devrimi yarattığı yemek türü(ymüş).
(gxix, 08.04.2006 16:48 ~ 03.02.2007 19:19)
yerken bir gün tanelerinin boğazıma kaçıp öleceğimden korktuğum yiyecek. kendi adıma konuşacak olursam pilav yemek ayrı bir işkencedir benim için, çatalla yemek ölüm, alırsın çatala yarısı geri dökülür tabağa, 5 dakikada bitmesi gereken yemek yarım saat sürer, hele o allahın caponu çinlisi bu mereti nasıl çubuklarla yiyor, onu anlamıyorum. velhasıl bütün yemekleri hamburger şekline soksalar ne güzel olurdu, yemeğe ayıracak vakit azalırdı.
(bkz:
yaşamak için yemek)
(bkz:
yemek için yaşamak)
1 ölçü pirince 1,5 ölçü su konularak yapıldığında ideal kıvamı tuturulan, sofraların vazgeçilmezi bir lezizdir kendisi.
makarnanın değişik olanı. ikisi de tek başlarına pek lezzetli sayılmazlar, hatta gereksiz tadlar oldukları söylenebilir ama kuzeni makarna kimileri için ton balığıyla pilav ise kuru fasülye ile kesinlikle es geçilemeyecek bir yemektir. fazlası aşırı şişkinlik yapar, taş yutmuşa çevirir insanı.
mercimek ve bulgurla yapılan çeşitleri olsa da söylendiğinde akla pirinçle yapılanının geldiği leziz yemek.
(dali, 05.03.2007 01:10 ~ 01:17)
ölçüler bire bir buçuk şeklinde olursa(bir bardak pirince bir buçuk bardak sıcak su)
ve de piştikten sonra kapak ve tencere arasına kağıt havlu konup bekletilirse "pilav"a benzeyecek olan lapa.
yıkandıktan sonra ılık suda yarım saat bekletilip,bir bardak pirince tam 1 bardak su ölçüleri kullanılarak yapıldığında muhteşem olan yiyecektir.şöyle ki;
suda bekletip süzdüğümüz pirinçleri tencerede yağda -tereyağı kullanılırsa daha iyi olur- pirinçler zıplamaya(!) başlayıncaya kadar kavurup,suyu ekliyoruz.kaynamaya başladıktan sonra ocağın altını kısıp,üzerine kağıt havlu kapatıyoruz.
afiyet olsun...
*
not:tuzu unutmayın!
çatalla yendiği zaman daha bir medeni oluyormuş insan. öyle diyorlar.
(bkz:
yok öyle bir şey)
kuzum, pirinç mevzubahis, taneli bir şey icabında, çalakaşık yiyiniz rica ediciim.
aşağıdaki tanım bana ait değil alıntıdır ancak yazan (kim olduğunu maalesef bilemiyoru) çok güzel yazmış sözlüğe eklemek istedim.
"efendim, pilav yapmanın 4 aşaması vardır: ayıklama, ıslatma, pişirme, demleme. bu aşamalardan önce biraz ana maddemiz olan pirinçten bahsetmek istiyorum.
beyler, marketten alış veriş yaparken paketlerin üzerini okuma alışkanlığınız yoksa bile pirinç alırken mutlaka okuyun. bu pirinç denen nimetin benim sayabildiğim kadarıyla 17.543 çeşidi var. marketlerde en fazla 10-15 tip bulunuyor ama olsun : baldo, lüks baldo, kırık, çıkık, yaseminli, jasminli( ukalalar) , öz hakiki baldo, pilavlık, dolmalık, çorbalık, salatalık, kepekli, glutenli, gluteni alınmış, gluteni alınıp sora yeniden koyulmuş, nişastası hafifletilmiş , ayıklanmış, ayıklanmamış, ayıklayacak çocuk gelmediği için üzerinde ayıklanmış yazmasına rağmen paketin üzerinden taşları görünen.......
hangisini seçmeniz gerektiğine siz karar verin, ben lüks baldo deneni kullanıyorum kendim alıyorsam. önemli olan hangisini seçmişseniz bir daha hep onu almak. çünkü bu pirinçlerin her birinin ayrı huyu var ve bütün tarifler bir yana, onu zamanla öğrenip doğru tadı buluyorsunuz.
"kendim alıyorsam" dedim ya, bizim bir yerlerde bir tanıdıklarımız varmış, onlar , sağ olsunlar, bize çuvalla gönderirler pirinci. annem de yarım çuvalı bana verir. (sanıyorum çinli bu tanıdıklar. ) dolayısıyla benim pirincin cinsi "annemin pirinci". tarifleri buna göre vereceğim.
bir de, tosya ( kastamonu'nun mis gibi çeltik kokan bir ilçesi) denen yerden geçiyorsanız, yol kenarında pirinç satanlara denk gelirsiniz. oralarda durup pirinç alacaksanız sakın muhabbet etmeyin, pirinçlerin adını sormayın, gözünüze kestirdiğinizden alın ve yola devam edin. zira inanılmaz şirin kastamonu şivesiyle size pirinçleri anlatmaya başlayan o teyze ve amcalar hayatınızın geri kalanında fobi geliştirerek pirinçten korkmanıza neden olabilirler : "sarıkız da alabülü, kılçıklı da. hepisinde az az verem, hepisi ayrı gözel. aha buna suyu az koya, buna yarım koya, aha buna bibıçık koya ama kavurmaya. bunu daşı oğmaz, bunda olu, ayıklamadan yüme. ba bundan da vere isteğsen. neççen sen, dolma diysen bununki güzel olu, pilav diye aha bu." anaaa, bizim bildiğimiz pirinç tosya'da destan olmuş da haberümüz olmamuş . beni dinleyin hemen "götün götün gaçıverü" oradan.
neyse efendim. pirincimizi seçtik artık. başlayalım pilavımızı yapmaya.
ilk aşama ayıklamadır dedik. malum "pirincin taşı" olur. bu taştan bir şey olmaz diyenler, samimi bir diş hekiminiz yoksa sözümü dinleyin, mutlaka ayıklayın. bu ayıklama işi için genişçe bir tepsi kullanılıyor. bir su bardağına pirinç doldurun ve bunu tepsinin bir kenarına tepeleme yığın. tepsiyi alıp aydınlık bir yere gidin. oturup tepsiyi dizinize koyun ve o tepeden ellerinizle pirinçleri yaya yaya tepsinin boş olan kısmına doğru çekin. o sırada taşları bulun ve alıp tablaya atın. pirinçlerin arasında gördüğünüz kahve tanesi, uzaktan kumanda tuşu, kırmızı kalp gibi nesneler muhtemelen tepsinizin desenleridir, heyecanlanmayı n. koyu ve düz renkli zemini olan bir tepsi bu iş için en idealidir.
"yok aydınlık yer, yok dizimize koyalım ne yahu bunlar. ben ayaküstü beş dakkada ayıklarım onu" diyen sevgili hemcinslerim, istediğiniz bütün yöntemleri deneyin. en sonunda varacağınız nokta benin tarif ettiğim olacaktır :)
ayıklama işi bitince pilav yapımının en ciddi ve en beceri isteyen yerine gelinir : "pirinçleri tepsiden ıslatacağınız kaba boşaltmak". hanımların "pıt" diye yaptığı bu işlem biz erkekler için tam biz zulümdür. o koskoca tepsiden, o kaba o pirinçler bir türlü geçmek istemezler. tezgahın üstünü ve yeri tercih ederler genellikle. bu işlemi tamamladıktan sonra ilk başladığınızın yarısından daha fazla pirinciniz varsa başarılı olmuşsunuz demektir.
pirinçleri kaba aldınız. onları iyice yıkamanız lazım. pirinç zor yıkanır. kabı defalarca suyla doldurup boşaltmanız ve pirinci bir kaç defa suda bekletmeniz gerekir. günümüzde büyük şehirlerde bahsedilen su sıkıntısında pirincin ciddi bir yeri vardır. ister inanın ister inanmayın.
yıkandığına kanaat getirdiğiniz pirinci şimdi "ılık" suda biraz bekletmeniz gerekir. bu sırada suya bir çay kaşığı da tuz atmalısınız. bu bekleme süresi pirincin cinsine göre değişecektir. ben fazla acele ettiğim zamanlarda 20 dakika kadar, zamanım varsa 1 saat kadar bekletiyorum. su ılık derler ama soğuk da olur. yeter ki sıcak olmasın, o zaman pişiyor çünkü.
ıslatma aşamasından sonra artık pişirme bölümüne geldik. ayıklanan ve ıslanan pirincimizin ıslatma suyunu döküyor, bir kaç kez daha yıkadıktan sonra :
1. tencereye alıp 10-15 dakika kavurur, yağ,tuz ve su ilave eder
2. tencereye su, tuz ve yağ ilave koyup, sonra pirinci üzerine ekler
3. tencereye yağ koyar, pirinci yağla iyice kavurur üzerine tuz ve su ilave eder
4. tencereye su koyar, su kaynayınca pirinci, yağı ve tuzu ekler
sonra kapağını kapatarak, kısık ateşte, suyunu çekinceye kadar pişiririz.
yukarıdaki 4 çeşit ve annenizden duymuş olabileceğiniz birkaç çeşit daha pilavın farklı pişirilme yöntemlerinden biridir. sonuçlar arasında ciddi farklılıklar olduğunu söyleyemeyeceğ im. tabi pirinçleri kavurduğunuzda renkleri siyaha dönmüş ve bir kısmı da patlamışsa bilemem :)
"annem yaptığında da arada koyu renkli pirinçler oluyordu ama" diyenler, onlar şehriye ;)
tavuk ya da et suyu kullanacaksanız haricen başka yağ koymayınız.
burada önemli olan koyacağınız su miktarı. pilavla ilgili yapılan muhabbetleri uzaktan dinleyenler matematikçiler ya da bahisçiler aralarında bir konu tartışıyorlar sanabilirler, zira "bireiki, birebirbuçuk, önce bireiki koyup sonra yarım daha ilave ettim" gibi sözler sık kullanılır. burada bahsedilen ne kadar pirincin ne kadar suyla pişirileceğidir. en genel kavram "1 bardak pirince 2 bardak su" olanıdır. tabi burada sizin tepsiden kaba ve kaptan tencereye aktarmayı başarabildiğiniz kadar pirincin oranından bahsediliyor. ona göre 2 katı kadar su koyacaksınız.
bu oranın gerçek olanı zaman içinde kullandığınız pirince göre sizin tarafınızdan öğrenilecektir. hatta suyu az gelen pilava su ekleme ( pişmiş aşa su katma) tekniklerini de öğreneceksiniz zamanla. güzel pilavın sırrı ona zaman ayırmakta ve önceleri çok kötü pilavlar yemekte :)
pirinciniz suyunu çektiğini kaşıkla şöyle bir karıştırarak anlayabilirsiniz. ocağın altı kısık olduğu için bu su çekme yaklaşık olarak 20 dakika sürecektir. ocağın altını çok açarsanız su daha çabuk çeker ama pilav pişmez. arada tahta kaşıkla biraz tadına bakıp istediğiniz gibi olup olmadığını kontrol edin. size pişmiş geliyor ( muhtemelen yanılıyorsunuzdur ama olsun) ve hala suyu varsa kapağı ve ocağın altını biraz açıp kalan suyu daha çabuk buharlaştırabilirsini z.
"neden tahta kaşık kardeşim ben metal yemek kaşığıyla bakacağım" diyorsanız "bakın o zaman" derim. bakınca neden tahta kaşık dediğimi anlarsınız. (bkz : yanıkta acil yardım)
pilavınızın suyunu yeterince çektiğine ve olduğuna kanaat getirince altını kapatıyoruz. burada demleme aşaması başlayacaktır.
demleme dediğimiz "pilavın içindeki buharın , pilav sıcaklığını kaybetmeden, yoğunlaştırılarak pilavdan uzaklaştırılması tekniği"dir. yani "temiz bir bez ya da bir kağıt havluyu tencerenin ağzına koyup kapağı kapatın, 15 dakika bekleyin" demektir.
benim pilav için ayrı havlum var valla, sizi bilemem.
iyi bir pilavda pirinç taneleri normal hallerinde tek tek durmalıdırlar. kaşığı ( çatalla yiyenler de varmış) daldırdığınızda taneler serbest salınımla kaşıktaki yerlerine karar veriyor ve bazıları nazikçe tabağa geri düşebiliyorsa bu iyi bir pilavdır.
kaşığı daldırdığınızda, taneler kaşığın aralarına girmesine izin vermiyorsa, kaşığı kaldırırken tabak da birlikte geliyorsa, ağzınıza attığınız kısımdan kaşık geri çıkmıyorsa, ağzınızda çiğnediğiniz nesne ilkokul 4. sınıfta öğretmen sizi yakaladığında korkudan çiğnediğiniz kopya notlarınızdan daha kötüyse, pilavı bıçakla keserek yemeniz gerekiyorsa, pilav, pilav olmamış demektir.
burada kendi ürettiğim bir özlü sözü sizlerle paylaşmak isterim :"çok su lapa, az su lata"
şimdi beyler; oturdunuz yiyorsunuz, tadı gayet güzel olmuş, mutfak zemininde 70 ve mutfaktan oturduğunuz yere kadar olan mesafede sizi takip eden 30 taneden daha az pirinç var; kendinizi son derece başarılı ve hatta neredeyse mengenli hissediyorsunuz. o halde son bir test, elinizi üzerinizdeki pantolonun cebine sokun, oradan pirinç çıktı mı, çıkmadı mı ? :)
cümleten afiyet olsun :)
( beyler, sabah kalktığınızda yatakta bir kaç pirinç olacak; korkmayın. o normal :) ) "
(neva, 18.07.2007 23:08 ~ 23:10)