piknikte kuzu sevip kuzu etinden mangal yapmak   

adana çık aradan

  1. duygularla ihtiyaçların çatışmasıdır..ya da teoriyle pratiğin örtüşmemesi bir anlamda..pikniğe gidersiniz..temiz hava (bol gıda lafına sonra geleceğim), yemyeşil çayırlar, ağaçlar ve alabildiğine mavi bir gökyüzü...derin derin içinize çekersiniz doğayı...çayırda otlamakta olan bir koyun sürüsüyle karşılaşıldığında, mini minnacık kuzuları sevmek istersiniz...çobandan izin alıp, zar zor yakalayarak da seversiniz...aman da hayat ne güzel, doğa ne güzel derken, pikniğin olmazsa olmazını yapmak zamanı gelir..yakarsınız mangalınızı, atarsınız kuzu etlerini üzerine, cazur cuzur pişerken etler, bir kadeh rakınızı da doldurur, içinde minik kuzuların da bulunduğu manzarayı seyre dalarsınız keyifle...

    kendini zorlayıp da vejeteryan olamamış biri olarak, zaman zaman benim de içine düştüğüm bir çelişkidir bu... çok sevilen sevgilinin ağzına sıçmanın hayvan sevgisi açısından bir benzeri gibi gelir bana...
    (karlar kraliçesi, 06.07.2007 16:45)
  2. hayvan sevgisi başkadır, etini yemek başkadır. yaratılış amacına yönelmek gerekir. aynı anda sevip, yandaki masada yemek garip karşılansada acı gerçek.
    (madhate, 06.07.2007 16:49)