pierre loti   

adana çık aradan

  1. 1850-1923 yılları arasında yaşamış, bir dönem istanbul'da askeri ataşelik yapmış, dünyanın dört bir yanını gezmiş fransız yazar. (bkz. aziyade)
    (stocky2001, 12.05.2004 11:31)
  2. fransız deniz subayı ve yazar..
    istanbul hayranı, türklerden hoşlanan ve o dönemki fransız özentiliğine tepki gösteren yazar..
    (zerdust, 12.05.2004 16:34)
  3. (bkz: pierre loti kahvesi)
    (atlantis, 24.11.2004 21:32)
  4. selanikte bir türk kızına aşık olduktan sonra, kızın istanbula taşınmasıyla onun peşinden istanbula sürüklenen fransız yazar.daha sonra bu aşkını aziyade romanıyla kitaplaştırmıştır.
    balkan savaşları sırasında bütün avrupa kamuoyu ağız birliği etmişçesine, türkleri katil, suçlu ilan ederken,onların arasından yükselen tek muhalif ses -kendi halkı tarafından afaroz edilme pahasına- pierre lotiye aittir.
    evet pierre loti istanbulu ve türkleri çok sevmiştir. ancak bu sevgi karşılıksız değildir. istanbulda her gittiği yerde büyük sevgiyle, muhabbetle karşılanmış ve hatta onun için resmi karşılamalar düzenlenmiştir. loti türklerin bu yapmacıksız,içten vefa duygusundan hatıralarında sıkça söz eder.
    (janissary, 13.03.2005 16:24)
  5. "esrar!
    tevekkül!
    kısmet!
    kafes, han, kervan
    şadırvan!
    gümüş, tepsilerde rakseden sultan!
    mihrace, padişah,
    bin bir yaşında bir şah.
    minarelerden sallanıyor sedef nalınlar,
    burunları kınalı kadınlar
    ayaklarıyla gergef dokuyor.
    rüzgarlarda yeşil sakallı imamlar ezan okuyor!’
    işte frenk şairinin gördüğü şark!
    işte
    dakikada 1.000.000 basılan
    kitapların
    şarkı!
    lakin
    ne dün
    ne bugün
    ne yarın
    böyle bir şark
    yoktu,
    olmayacak!

    şark
    üstünde çıplak
    esirlerin
    aç geberdiği toprak!
    şarklıdan başka herkesin
    orta malı olan memleket!
    açlığın kıtlıktan öldüğü diyar!
    ağzına kadar
    buğdayla dolu ambar!
    avrupa’nın ambarı!
    asya!
    amerikan dretnotlarının tel direklerine
    senin çinlilerin
    uzun saçlarından
    sarı mumlar gibi asıyorlar kendilerini!
    himalaya’nın
    en yüksek
    en dik
    en karlı tepesinde
    britanya zabitleri cazbant çaldırıyorlar,
    kara tırnaklı ayaklarını daldırıyorlar,
    paryaların
    beyaz dişli ölülerini attığı ganj’a.
    anadolu baştan başa
    armistrong’un
    talim meydanı oldu.
    asya’nın bağrı doldu.
    şark
    yutmayacak
    artık.
    bıktık be bıktık.
    içinizden biri
    can verebilse bile
    açlıktan ölen öküzümüze,
    burjuvaysa eğer
    gözükmesin gözümüze.
    hatta sen
    sen piyer loti.
    sarı muşamba derilerimizden
    birbirimize
    geçen
    tifüsün biti
    senden daha yakındır bize
    fransız zabiti.
    fransız zabiti sen,
    o üzüm gözlü azade’yi
    bir orospudan
    daha çabuk unuttun.
    kalbimize diktiğin
    azade’nin taşını
    bir tahta hedef gibi topa tuttun.
    bilmeyenler
    bilsin:
    sen bir şarlatandan başka bir şey değilsin.
    şarlatan!..
    çürük fransız kumaşlarını
    yüzde beş yüz ihtikarla şarka satan
    piyer loti!
    ne domuz bir burjuvaymışsın meğer..
    maddeden ayrı ruha inansaydım eğer,
    şarkın kurtulduğu gün
    senin ruhunu
    köprü başında çarmıha gerer
    karşısında cıgara içerdim.

    ben elimi size verdim
    size verdik biz elimizi
    kucaklayın bizi
    avrupa’nın san-külotları
    sürelim yan yana bindiğimiz al atları!
    menzil yakın
    bakın
    kurtuluş günü artık sayılı.
    önümüzde şarkın kurtuluş yılı
    bize kanlı mendilini sallıyor.
    al atlarımız emperyalizmin göbeğini nallıyor."

    nazım hikmet
    (mitya, 07.05.2006 06:51)
  6. mezunları normal francophone lise öğrencilerine nazaran çok daha iyi fransızca bilen ve denilene göre kapısından içeri adım atılınca fransız toprakları sayılan, ankara versyonu charles da gaulle olan okul. bac equivalent falan almazlar direk babalar gibi baccalaureatya girerler, mezunlarının çoğu fransada devam eder tahsil hayatlarına.

    edit:ingilizce hocaları hala değişmediyse mehmet ali erbilin bulunduğu eski hababam sınıfındaki mr.hasstir pizvinktir, kendisi aslen fransızdır.
    (kodcanavari, 07.05.2006 08:50 ~ 08:52)
  7. türkiye'yi batıya tanıtmakta büyük payı olan bir yazardır. bu arada, osmanlı türkleri'nin yaşayışını yakından incelemiş, o cağın geleneklerini, göreneklerini eserlerine canlı renklerle aktarmıştır. büyük fransız yazarı bu bakımdan bizi ilgilendirdiği gibi romanlarında ele aldığı konular, çizdiği portreler, bunları işlerken kullandığı uslup bakımından da xx. yüzyıl başı fransız edebiyatında kendine benzeri az bulunur bir değer kazanmıştır. görevi dolayısıyla dünyanın birçok yerinde bulunmuş, bu arada istanbul'da da uzun süre kalmıştır. ilk romanının konusunu türkiye'den aldığı gibi, daha sonra da aynı kaynaktan esinlenen eserler vermiştir. "les desenchantees" (hayal kadınlar) bunların başında gelir.

    asıl adı julien viaud olan pierre loti 14 ocak 1850'de fransa'nın batı kesiminde liman şehri rochefort'ta doğdu. çocukluğundan beri denizciliğe meraklıydı. onyedi yaşında deniz subayı oldu, fransız donanmasıyla okyanusya seferlerine katıldı. fransa'nın deniz aşırı topraklarından tahiti'de yerliler ona loti adını taktılar. büyük oynanus adalarında yetişen bir çiçeğin adıydı bu. julian viaud, daha sonra, yazarlığa başlayınca, eserlerinde kendisine bu adı seçti.

    pier loti, görevli bulunduğu gemilerle, dünyanın birçok liman şehirlerini görmüş, bu arada en çok istanbul'u sevmişti. buraya ikinci gelişinde(1876) daha uzun kalma imkanını buldu. hasköy'dekiraladığı evde oturuyor, haliç'in güzelliklerini doya doya seyrediyor, yakın kırlarda gezintilere çıkıyordu. bu ara da güzel bir türk kızını da tanıdı. ilk romanının esinini bu tanışmadan aldı. "aziyade" (azade).

    pier loti istanbul'a daha sonra da gelmiştir. bu sefer çemberlitaş'taki bir evde kalıyordu. bu evin yanındaki sokağa 1910'da pier loti caddesi adı verilmiştir. ayrıca, eyüp mezarliğı'nın yukarısında tepedeki kahve de onun adını taşır.

    emekli olduktan sonra,güney fransa'da hendaye'de bir kır evine çekilmişti. 10 haziran 1923'te orada öldü.
    (sunflower, 18.08.2006 21:42)
  8. özellikle istanbul da yaşadığı dönemde, türk halkına destek vermiş, yabancı basında yayımlanan yazılarıyla da, mücadelelerinde türkleri haklı kılmaya çalışmış, ve onlara yapılan haksızlıkları gün yüzüne çıkarmaya çalışmış yazardır. sempati beslediğim fransızdır ayrıca.

    adıyla sahip olduğumuz pierre loti kahvesi de, eyüp ün dingin manzarasını, köpüklü kahve eşliğinde seyretmeye imkan veren, kadıköy-taksim tayfasınca pek bilinmeyen ya da tercih edilmeyen ki zaten de aman kimseler bilmesin diye umduğum, mezarlık içi kahvedir. mezarlığın içinde olması , kimisine itici gelmekle birlikte, fani dünyanın gamından, tasasından kurtulmaya olanak verdiğinden tercih sebebimdir. güzel bir yerdir.
    (emma, 13.02.2007 12:27 ~ 16.02.2007 13:04)
  9. (bkz: piyer loti)
    (ascella, 13.02.2007 13:22)
  10. hava karardıktan sonra en güzel anlarını yaşayan, şehrin ışıkları, temiz havası ve esen rüzgarı ile çayın yanına sigara yakma isteği uyandıran mekan.
    (joje, 12.05.2007 15:03)
  11. istanbul'da kaldığı sürede aziyade diye birisine aşık olmuştur. aziyade adında bir kitabı mevcuttur. bu aşkının kadın değil erkek olduğuna dair söylentiler vardır. pierre loti'nin bu gay olma ihtimalini akla getiriyor. hatta aziyade'nin mezarının eyüp'te olduğu, bu mezar yerinin bilindiği ancak açıklanmadığı ve bu kişinin gerçek adının hüseyin olduğu ve karşılık alamadığı, pierre loti'nin istanbul'dan ayrıldıktan sonra aşkını kaybettiği rivayet edilir.
    (endip, 19.06.2007 13:27 ~ 13:29)
  12. teleferik yapılmasıyla çıkmanın daha bir kolay olduğu güzel tepe.
    (psikopat yazar, 25.08.2007 23:47)
  13. istanbul'da haliç manzaralı güzel tepe. aşıklar tepesi olarak da geçer. manzaranın güzelliğini anlatmaya kalkmayacağım çünkü bunu becerebileceğimi düşünmüyorum. alt tarafta bir de mezarlık var ki sanırım burada yatanlara "şanslı ölüler" desek yanlış yapmayız zira o manzarada ölü bile olsan yaşarsın.

    velhasılkelam gayet romantik ve sakin bir yer işte pierre loti'nin adı verilen tepe. gidilsin, görülsün. mümkünse yanınızda önem verdiğiniz birileri olsun. denedim iyi oluyor.
    (cisim tamlaması, 26.08.2007 01:47)
  14. mütevazi ama ilahi mekan, yalnız günlerin mabedi, biricik sığınağınız, üstüne palasları tanımadığınız; pierre-loti'de içilen bir fincan kahveye bir ömür sığdırılabilir.
    (juliet, 22.05.2008 15:26)
  15. düzce'yi bilenler bilir, şehrin içinden "küçüksu" (isimde yanlışım olmasın?) denen adı gibi küçük bir su akar. işte bir keresinde bir grup arkadaşla bu mekanda otururken bir düzceli abim* "bizim küçüksu'yu özledikçe gelip burdan haliç'i seyrediyorum.." demişti de, istanbul'u tepeden seyredip "hey gidi istanbul, büyüdükçe bayburt'a benziyorsun." diyen yurdum bayburtlu'sunu o vesileyle yadedip, bu abimin düzce sevdasına gülmüştük.
    (meramise, 22.05.2008 20:43)
  16. fikret kızılok, nazım hikmet'in şiirini yorumlamıştır.
    şarkı olmuş kısmı şöyle:

    esrar
    tevekkül
    kısmet
    kafes, han, kervan
    şadırvan
    gümüş tepsilerde rakseden sultan
    mihrace, padişah,
    bin bir yaşında bir şah.
    minarelerden sallanıyor sedef nalınlar,
    burunları kınalı kadınlar
    ayaklarıyla gergef dokuyor.
    rüzgarlarda yeşil sakallı imamlar ezan okuyor.
    işte frenk şairinin gördüğü şark
    işte dakikada 1.000.000 basılan
    kitapların şarkı
    lakin
    ne dün
    ne bugün
    ne yarın
    böyle bir şark
    yoktu,
    olmayacak!
    (marjane und eudaimonia, 24.06.2008 20:41 ~ 20:43)
  17. teleferikle tepeye çıktıktan sonra hoş bir istanbul manzarası ayaklarınızın altındadır. ölüm ve yaşamın bir arada bulunduğu, insanı hayatın tezatlarıyla bir kez daha yüzleştiren mekan.
    (angina pectoris, 08.08.2008 22:48)
  18. istanbul'un eyüp ilçesinde bulunan haliç manzaralı güzel tepe.geceleri istanbul'un her mekanı gibi daha bi çekici olduğu kesin.rüzgar püfür püfür eserken manzaranın tadını çıkartmak,o havayı ciğerlerinize çekmek muhteşem bir duygu.

    not : pierre loti kahvesinde hava çok soğuksa ve ortam kalabalıksa çay,kahve içilmesi hiç mi hiç tavsiye edilmez.zira siparişiniz size gelene kadar buz gibi oluyor.tad almanız imkansızlaşıyor.
    (magnetic resonance, 27.09.2008 08:52)