belki ilginizi çeker
  1. · pius
  2. · paralel iletişim arabirimi
  3. · fince
  4. · attila ilhan şiirleri
  5. · acibadem
  6. · bunu bana yapmasalar
  7. · aşk
  8. · yüzünü görmeden aşık olmak
  9. · tarz ı kadim
  10. · piatonik aşk
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · sözlük yazarlarının hayalleri
  2. · annelerin yakışıklı anlayışı
  3. · uykusu olup da uyumayan insan
  4. · domuz gribi
  5. · ahmet kaya
  6. · gece yarısını geçtiği halde sözlükte dolaşan kız
  7. · 21 kasım 2009 beşiktaş fenerbahçe maçı
  8. · akp nin parti müziği
  9. · bbc co uk

pia  

  1. pia

    ne olur kim olduğunu bilsem pia’nın
    ellerini bir tutsam ölsem
    böyle uzak uzak seslenmese
    ben bir şehre geldiğim vakit
    o başka bir şehre gitmese
    otelleri bomboş bulmasam
    içlenip buzlu bir kadeh gibi
    buğulanıp buğulanıp durmasam
    ne olur sabaha karşı rıhtımda
    çocuklar pia’yı görseler
    bana haber salsalar bilsem
    içimi büsbütün yıldız basar
    bir hançer gibi çıkıp giderdim
    ben bir şehre geldiğim vakit
    o başka bir şehre gitmese
    singapur yolunda demeseler
    bana bunu yapmasalar yorgunum
    üstelik parasızım pasaportsuzum
    ne olur sabaha karşı rıhtımda
    seslendiğini duysam pia’nın
    sırtında yoksul bir yağmurluk
    çocuk gözleri büyük büyük
    üşümüş ürpermiş soluk
    ellerini tutabilsem pia’nın
    ölsem eksiksiz ölürdüm

    attila ilhan
    (baal hammon, 18.01.2005 12:45)
  2. abidik bir yerin mitolojisinde "pia"; geceleri dev balıkların oynaştığı buzdan bir ada imiş. antarktika ve balinalardan bahsediyorlar her halde.
    (azureel, 02.05.2005 06:05)
  3. (bkz: 1 ytl)
    (bkz: eşref adalı)
    (anfinindistortiondugmesi, 02.05.2005 15:04)
  4. (bkz: paralel iletişim arabirimi)
    (ephendy, 13.05.2005 18:13)
  5. istiklal caddesi'nde olağanüstü güzel yemekler yenebilecek, nefis kahveler içilebilecek, sonra da bütün parayı hesaba verip dımdızlak kalınabilecek mekandır aynı zamanda. kendisiyle tanışıklığım, lisede dersi kırdığımız bir vakit çay kurabiye vs. yemek üzere önümüze gelen ilk yere girdiğimiz, sonrasında gelen hayvani hesap nedeniyle de saat 9 sularında başlayan laylaylom günümüzün 11'den sonrasında aylak aylak gezmek dışında bir şey yapamadığımız gün olmuştur. ancak yemekleri gerçekten çok güzeldir, tavsiye edilir.
    (bkz: olsa da yesek)
    (iris, 23.10.2005 17:19)
  6. attila ilhan'ın hiç bir zaman bulamadığı ama hep bir yerlerde var olduğuna inandığı aşkının ismi.
    yılmaz erdoğan'ın sevebilme ihtimalini sevmesi gibi,attila ilhan da birilerinin varolabilme ihtimalini sevmiştir.
    (tuesflagellumdei, 03.05.2006 11:12)
  7. fincede bir kız ismi.
    (salmiakki, 03.05.2006 11:58)
  8. latincede dindar demektir. bu yüzden sık kullanılan bir kız ismidir. erkek versiyonu için (bkz: pius) ayrıca kartacalı bir azizenin ismidir.
    (chrystal, 03.05.2006 12:08 ~ 12:09)
  9. ismini pakistan hava yollarından almış şiirdir..
    (gölgeningücü, 18.05.2007 23:32 ~ 23:32)
  10. bir rivayete göre de pakistan international airways'in bürosunda çalışan bir hatuna üstad platonik bir şeyler hissetmiştir.kızın ismini bilmediği içinde ona kurumun baş harflerininden oluşan bir mahlas uydurmuştur.bu da pia'dır.sonra da her platoniğin içinde hissetiği her şeyin tercümesini bulabildiği harika bir şiir yazmıştır.
    (tangocu kedi, 19.08.2007 03:30 ~ 03:33)
  11. bir zamanlar bakırköy tren istasyonun üstündeki pastane.buzlu çayı istanbul'luluların büyük kısmı ilk kez orda içmiştir.
    (onurum, 06.10.2007 17:29)
  12. istiklal caddesinde yer alan, ahşap zemininden gıcır gıcart gucurt sesinin eksik olmadığı, kibrit ve kibrit kutularının güzel olduğu pahalı, loş mekan.

    (bkz: kibrit kutusunun güzel olması)
    (enfazlaellikarakterolabilir, 25.03.2008 10:06)
  13. urduca pakistan ve hindistanda kullanılan bir dildir. pia urducada sevgili demekmiş, şiir masamda asılı dururdu, pakistanlı bir arkadaş pianın ne demek olduğunu sordu, sonra gerçek anlamını söyledi, şiir daha bir güzelleşti. attila ilhan'ın başka bir dildeki sevgili kelimesine atıfta bulunması çok hoş, bunu şiiri dilime tesbih ettikten sonra bir rastlantı sonucu öğrenmem ise daha hoş.
    (dbk21, 25.04.2008 17:37)
  14. gözlerine bakılamayan, elleri tutulamayan kadındır pia.
    (gece ve sancı, 26.01.2009 11:34)
  15. vişne şarabına bayıldığım mekandır. bazı arkadaşlarımı* bu mekandan haberdar edip, götürdükten sonra onlar da kendi arkadaşlarını götürür ve sayemde hava atarlarmış "bak burada güzel bi yer var,vişne şarabı da çok iyidir" diye. vallahi ben onların yalancısıyım*
    (yer yer çoğu zaman, 26.01.2009 11:51)
  16. varoluş sancısı ile karışık bir aşk özlemi...
    (sarc, 26.01.2009 11:52)
  17. ''atilla ilhan pia'yı hiçbir zaman görmemiştir.onun sadece sesine aşık olmuştur.'' diye anlatmıştı edebiyat öğretmenimiz zamanında..
    (sistematik duyarsızlaştırma, 26.01.2009 13:10)
  18. "pia, attila ilhan'ın şiirinde bir meçhulün adıdır.

    şair bir şehre geldiği vakit, pia başka bir şehre gider hep...

    o yüzden "ne olur, kim olduğunu bilsem pia'nın/ellerini bir tutsam, ölsem" der ilhan...

    üstada "içindeki kadınlar" soruyorlar; şöyle diyor:

    "belki de o kadın aslında pia... o hiç olmayan kadın... aklımda kalanlar, imkansız aşkların kadınları... yaşanmış aşklar kalmıyor. bitiriyorsunuz karşılıklı... hatırlanan, askıda kalmış aşklar..."

    gülay göktürk de hürriyet'te ayşe arman'a "aşk"ı, "karşındakini tanımamaktan, bilinmezlikten kaynaklanan bir duygu" diye tanımlıyordu:

    "aynı evde yaşayınca bilmeye, tanımaya başlıyorsun. aşk da uçup gidiyor".

    ne garip değil mi?

    kadın ve erkek, adem ile havva'dan beridir hep o "yasak meyve"nin peşinde koşup durdular. kim bilir kaç kuşaktır sabırla, özlemle, ümitle, ölesiye, birbirlerine kavuşacakları, bir yastığa baş koyacakları günü beklediler.

    "aşk-ı memnu", gözünü vuslata dikti asırlarca...

    bu marazi tutku, şiirlerden, masallardan koca bir külliyat doğurdu.

    sonra...

    gün geldi; devir değişti. "sevenleri ayıran zalimler" devrildi.

    eros, tutuksuz yargılanmak üzere salıverildi.

    sevenler nihayet kavuştular.

    ve buluştukları anda aşk, uçarken bahar kokuları saçarak rengarenk parıldayan narin bir sabun köpüğü gibi sönüp dağıldı avuçlarında...

    anlaşıldı ki vuslat, aşkın miladı değil, celladıymış.



    * * *



    yüzünü bile görmediği sevdalısı için dağlar delen ferhat, asrımızda nihayet vuslata erince şirin'e dönüp bakmaz, internet başından kalkmaz oldu.

    sevdalısını bir kez görebilmek uğruna yıllarca pencerede bekleyen leyla, evleneli beri, mecnun'u kafaya takmaz, merak edip cama çıkmaz oldu.

    o zaman anlaşıldı ki, aşk gücünü kıstırılmışlığından alıyor, karşılıksızlığından, naçarlığından besleniyor.

    aşıklar yakınlaştıkça, aşk uzaklaşıyor.

    nazım "sende ben uzaklığı, sende ben imkansızlığı seviyorum" diye yazmıştı sevdalısına... çünkü veysel'in değindiği gibi, deryaya akan bir nehir, aslında deryaya değil, mütemadiyen ve hararetle ona doğru çağlamaya tutkundu.

    cazip olan, maksut mahalden ziyade; bizatihi seyahatti.

    aşk bir tahayyüldür.

    ebediyen müptelası olacağınız bir serap...

    dokununca dağılan bir kumdan kale...

    ben bu sırra ilk kez metin erksan'ın "sevmek zamanı"nda ermiştim. duvarda fotoğrafını görüp vurulduğu kızın gerçeğiyle karşılaşınca dünyası yıkılan boyacı halil, sonunda kendi tahayyülünün hakikatin sıradanlığıyla aşınmasına izin vermemiş, kızı bırakıp sevdiği fotoğrafla göle açılmıştı.

    zor olan da budur zaten:

    aşkı her daim kendinde yaşatabilmek...

    bu anlamda aşk tek kişiliktir.

    bizim icadımızdır. meçhule adanmışlığımız... gönüllü esaretimiz... bir muammanın peşinde tarumar olmayı göze alışımız...

    insanoğlu birbirine varıp birbirini tükettiğinden beridir, ancak kafasındaki hayale tutunarak mutlu olabiliyor; her gördüğünde o hayali arıyor, her sevdiğini o hayal sanıyor, her hayal kırıklığının kahredici keyfinden melankolik bir haz alıyor.

    ve yeniden mecnun'a dönüyor.

    bugün "aşk devri"nden kalma bir sihirli lambayı umarsızca ovalayıp duruyorsak o yüzdendir...

    belki pia ansızın çıkıp gelir diye..."
    (lastrose, 15.02.2009 15:30 ~ 15:31)
  19. vaktiyle, şiir diye okurduk.

    sonra, turgut, edip, ece üçlüsünü okumaya başladık, attila ilhan şiiri, müsamere manzumeleri gibi geldi.

    edip cansever'in, tomris uyar'a yazdığı şiir, -sahiden imkâsız bir aşkmış-, yirmili yaşlarında, dünyayı gezen hafiften uçarı bir genç çocuğun, bir kere gördüğü-görmediği-sesini duyduğu kıza yazdığı şiirden çok daha anlamlı ve güzel geliyor bana.
    (pembe diş macunu, 13.07.2009 12:59)
  20. alışık olunan rahat deri koltuklara sahip olmayan, mantar gibi her tarafa şube açıp kaliteyi düşürmeyen nostaljik izler taşıyan mekan. gündüz gözüyle camın ötesinde kötü bir manzaraya sahip olsa da içerideki sıcaklıkla bunu kolayca kamufle etmektedir. fiyat açısından biraz tuzlu gelse de taksim'in keşmekeşinden kaçmak isteyenler için ideal sığınak.
    (naringergedan, 29.10.2009 23:46)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil