hayatta pause ve geriye sarma tuşuna acil ihtiyaç hissettiren,uğurcum bi daha oynatalım için belki çok büyük şeyler feda edilebilinecek ve fakat doksan dakikanın dolduğu ve iyi oynayanın da her zaman kazanamadığı durum
içinizi kemiren, sizi içten içe eriten duygudur. pişmanlık duyduğunuz olayı bir an bile aklınızdan çıkaramazsınız. eğer başkalarına zarar verdiyseniz durumunuz daha da kötüdür. onları, onlara yaptıklarınızı düşünüp bin kat daha pişman olursunuz. değer miydi diye düşünürsünüz, bütün bunlara değer miydi?
en büyük aptallık kişiliğin en büyük düşmanıdır. pişman olmak olmamalıdır hayatta her yaşanandan acısıyla tatlısıyla ders çıkarmak olmalıdır. yalnış da bizim bir parçamızdır doğru da, iyi de biziz kötü de... dante araf'a girdiğinde arkasına bakmaması söylenir çünkü arkasına bakan araftan kovulur ve sonsuza kadar cennete gitme şansını kaybeder. pişmanlık arafta dönüp cehennemin kapılarını seyre dalmaktır.
bazen insan kendinden nefret eder, hem de öyle böyle değil baya nefret eder.sebebine gelince.bu insan istediği bir şeyin gerçekleşmesi için bir adım atar,bu şeye niyetlenir.lakin istediği şey gerçekleşmesi çok zor olan, gerçekleşmesi nerdeyse mucizelere kalmış küçük bir ihtimaldir.bunun için yaradana dua eder, yalvarır ne olur istediğimi yapmak için bana bir şans tanı, önüme fırsatını çıkar diye...veee derken...evet tahmin ettiğiniz şey gerçekleşir.bu kişi gerçekten şanslıdır,yaradan elinden geleni yapmıştır onun için, hatta fazlasını yapmıştır ve olabilecek ilk anda yapmıştır bunu.sıra dileği isteyen şahsiyetin niyetlendiği şeyi yapmasına gelmiştir.bu onun içini yemiş bitirmiş bir şeydir .artık bir ucundan yaklaşılmalıdır...ama kahramanımız donar kalır, hiçbirşey yapamaz.gelmesi için büyük hayaller kurduğu,gerçekten geleceğini ise hiç de ummadığı o an önüne çıktığında tamamen aklı başından gider ve hayattan kopar sanki.o anı, evet tam anlamıyla ** o anı durdurup uzun uzun düşünebilmek ister, eline sihirli değnek verilse bunu yapacaktır kesinlikle.dünyayı dondurup o anı uzun uzun yaşayacaktır.belki zamanı yeniden başlattığında yine afallayacaktır ama en azından o an bu kadar kısa sürmeyecektir.sindire sindire yaşayabilecektir.tabi ki sihirli değneği yoktur ve o an hemencecik geçip gitmiştir.yapılacak birşey kalmaz.işte bu artık onun bittiği andır.sırada ne vardır derseniz cevabı çok basit:büyük bir pişmanlık ve peşisıra gelen içsel sorgulama.çoktan içerde mahkemesini kurmuş ve kendisini ölümle cezalandırmıştır bile.kendisine yakıştırdığı sıfat; dilediği herşey, ettiği bütün dualar gerçekleşen ama kendisinden bir bok olmayacak bir sersemdir.bir de bu önemli an geçtikten sonra aynı şeyin bir kez daha gerçekleşmesini isteyebilecek kadar da yüzsüzdür.en çok da bu umutsuz umudunu farkettiğinde yanar içi.pişmanlık, pişmanlık, pişmanlık.kendini tekerrürden başka bir şey yapmayan kelimeler dolaşır zihninde.ama artık boşunadır yakınmalar.olan olmuştur.savurur kendine okkalı bir küfür ve beynini kemiren herşeyi unutmak için uyumaya çalışır...
ne zaman fark hissedeceğiniz belli olmaz kimi zaman otobüsten dışarı bakarken yoğun günün sonunda oturmuş olmanızın keyfine bile varmadan sizi buluverir bu garip duygu,ya da bir vize öncesi sabahlamışken tüm cabaya rağmen geçemeyeceğinizi anladığınızda -benimkisi böyle oldu-.birden dersi bıraktım zaten pekte şansım yoktu koyu bir kahve yqaptım kendime ilk kez gelmemişti üzerime bu sıkıntı bu sebeple temkinliydim,çok düşünmedim bu sebeple çokta sıkılmadım bu konu ve bana hissettirdikleri sebebiyle sonra saate baktım,kahvemi bitirdim ve tercihlerime boyun eğdim döndüm masanın başına bir dahaki pişmanlık istilasına dek.
öncelikle (bkz: şişmanlık)
"sofraya bir oturduydum mu siler süpürürüm ama sofradan kalkınca çok pişman olurum atılamayacak kilolara yenilerini eklediğim için" obez insan klişelerinden biri
düşüncelerin rüzgarıyla bir o yana bir diğer yana savrulan verilmesi muhtemel kararların bu rüzgarın içinde değerini yitmiş gibi göstermesi ile bizlere yanlış karalar vermeye zorlayan aklımız ve duygularımızın; bu evrenin ardından dinen rüzgarın yanıbaşında mantıklı düşünmeye koyulduğumuz anda "ulan ben ne yaptım!" demenin ardından içinde bulunacağımız hal-i ruhiyedir, can acıtır.
sonuç notu; kararlar tüm rüzgarlar dinince verilmelidir.*
keşkelerle dolu his yumağı. bu konuda en güzel laf söyledir:
"yaptığımız şeyler için pişmanlık zamanla geçer, ne var ki, yapmadığımız şeylere pişmanlığın çaresi yoktur."
sydney j. harris