pişman değilim   

adana çık aradan

  1. bir hayaldin biliyorum. ellerime hüthüt kuşlarının konmasını beklemek kabilinden; hiç ölmemeye bel bağlamak; bir pembe gül olup zemheride açmak veya bütün bütün anne karnına dönüp orada sakince doğacağın günü beklemek türünden bir hayal. ne ki; hayal kurmak değil ve fakat o hayali gerçeğe dönüştürmek imkansız kılınmıştır. ne ki; kendi kendine yarattıklarını bir başkasına aktarabilmek ve hatta aktarsan da o bir başkasının senin kurduklarını ayniyle anlamasını beklemek hayal olarak tanımlanmıştır.
    aslında bu yazı hayaller üzerine kurulmuş da değildir. gerçekte hayal kurmaya dair elde edilen umutsuzluklar, yüzüne çarpılan kapılar ve yanında bütünüyle zihni dolduran acı hatıralardan sonra iyice zor gelmeye başlayan yaşamın yüzüne haykırılmak istenen onca zehir zıkkım söze ilişkin olabilirdi. ancak ne var ki; gerçeklik peşinde koşmanın zorluğu gözönüne alındığında hayale sarılmanın akli bir yaşam felsefesi olarak görülmesi kaçınılmazdır. ve hayallerin hegemonyasında sergilenmeye çalışılan onca sonu yok çabanın negatif kazançlı bir oyuna dönüşmesi; pembe kelimelerin henüz doğmadan kara elbiselere bürünmesi; "belki bir umut" zorlaması ile doğurulan onca gözyaşının ardından dışa vurulacak –kimine göre- en adi, en aşağılık ve belki de bir insanın en zayıf noktalarını ifşa eden içe doğuşları yansıtmalıydı bu yazı. ancak pişmanlık ismi verilen bu içe doğuşların gerçekliğine ne kadar güvenebilirdi insan, eğer olmayan sevgiliye ulaşmak için harcanan bütün çabalar bilinçli ve saf aklın bir dışa vurumu olarak sergilenmekte ise? ya aklı zorlamalı, sorgulamalı ve hatta bütünüyle yok saymalı ya da pişmanlık ismi verilen umutsuzluklar çevrimine hiç girmemelidir.
    nereden bakılırsa bakılsın, rasyonel yol ve yöntemler uygulanarak gerçekleştirilen çabaların-ki bu çabaların sonu başarısızlık da olabilir-, hiçbir şekilde pişmanlık doğurması beklenemez. ancak hemen eklemek gerekir ki; saf akılla hareket edilen bir dönemde eğer verilen kararlar etraflıca bilgiye dayandırılmamışsa, bu durum başarısızlıklar doğurabilecektir. böyle bir durumda bile elde edilen başarısızlıkların bütünüyle kendi eksiklerinden doğduğunu kabul etmesi gerek bireylerin, pişmanlık hissine kapılmak yerine; yaşadıklarından ders alarak bir sonraki seferde daha başarılı sonuçlara yazılmaları gerekmez mi?
    evet ben pişman değilim. pişman olmamı gerektirecek hiçbir argümana sahip değilim çünkü. biliyorum ki; yaptığım herşeyi iradi olarak, bilerek ve isteyerek ben gerçekleştirdim. ben pişman değilim zira; pişman olamayacak kadar asil bir düşünüşe, başarı arzusuna, güce ve cesarete sahibim. ondandır "ne yaptımsa işte bu ellerle yaptım, senin en çok sevdiğin!" demem. aslında çoğu pişman olandan anladığım şudur ki; insanlar kendi korkularından -belki de kendilerinden korktuklarından-, kendi elleriyle yarattıkları kayıplarından ötürü pişman olmaktadırlar. pişmanlık işte tam da bu yüzden bir vazgeçiştir, yılgınlıktır, kopuştur ve hatta terk ediştir. bu noktada durup durup "seni sevdiğime pişmanım" desem mesela; seni sevmiş olmaktan korktuğumu itiraf etmiş olmaz mıyım? yaşanan bunca anı, ortaya konan bunca değer, yapılan bunca hesap ve bir şekilde paramparça edilen onlarca hayal; beni nasıl olur da seni sevmiş olmaktan kaçırabilir? ve peşine sıralamam gereken şu sorulara kim, hangi akılla cevap bulabilir?
    -senin uğruna harcadığım/harcayacağım çabaların boşa gitmesinden dolayı mı pişman olmalıyım aslında?
    -yoksa bütün bütün boşa geçen zaman olarak ifade edilecek bir süreci bir şekilde kolaylıkla kaldıramaz mıyım?
    -hep iddialı söylemlerim olmuştur biliyorsun. şimdi bu iddialı söylemlerimi gerçekleştiremediğimden dolayı utanmalı mıyım?
    -yoksa bu pişmanlık yüreğimi ve dolayısıyla umutlarımı paramparça eden istenmemek gerçekliğinden kurtulmaya, kaçmaya dönük bir hareket olarak mı algılanmalı ruhumun derinliklerinde?
    -belki biraz daha dar ve bencil bir daireden bakıp; aslında inançlarıma muhalif şeyler yaptığımdan ötürü cezalandırılmak korkusuna kapılmam mı doğurmalıdır pişmanlığımı?
    ben aslında ben olsam; seni sevmiş olmaktan asla ve kat'a pişman olmazdım. zira yaşamımın en güzel anlarıydı seninle paylaştıklarım. içimdeki bene danıştığım onca zamanda, hep senin doğru kişi olduğun tavsiyesini aldığımı nasıl gözardı edebilirim? bu benim kendime söyleyebileceğim an adice ve basit yalan olmaz mıydı?
    soruları sevmiyorsun biliyorum. ama seni, beni sevmekten alıkoyan kendince temellendirdiğin kısıtların; nasıl olur da aynı zamanda, benim seni sevmiş olduğum gerçekliğini ortadan kaldırabilir veya olumsuzlayabilir? evet kendimce daha bir çok gerekçe bulabilirim sana yöneltilen sorular halinde, pişman olmadığımı ispat edebilecek.
    ve bir yandan da düşünmelidir ki; umutla bu yazıya sarılmışsam, hala içimde seninle yaşadıklarıma dair herhangi bir pişmanlık duymamaktayım. aslında itiraf etmem gereken şey belki de tüm insanlığa; kendi ellerimle çizdiğim bir resmin çirkin, yakışıksız, albenisiz olması; benim onun ressamı olduğum gerçeğini hiçbir zaman ortadan kaldırmayacaktır. ve ben cesaretle bir kez daha haykırmak istiyorum ki; bana çizilen rotayı izledim şu veya bu şekilde. şimdi ellerime doldurulan şu anlamsız ve koca sıfırlar, beni pişman edecek etkiye sahip değiller. kaybetmek, benim inancıma göre; kazanmanın ilk basamağıdır. ve kaybetmeye yazılamıyorsan cesaret ve ümitle kazanmanın kapısını aralamak konusunda hayal kurabilmen imkansızdır. tıpkı senin korku ve karamsarlıkla imkansız olarak isimlendirdiğin şeyler de görüldüğü gibi.
    pişman değilim zira, zihnime kazıdığım bütün her şeyine hala bağlıyım. pişman değilim zira, seni ben tanımladım, güne hep sana dair renkli cümlelerle başladım. pişman değilim zira, ne planlanmışsa benim için ben onları yaşadım. pişman değilim zira; ben ilk defa acıyı böylesi zevk ile karşıladım.
    pişman değilim zira, seni tanıdım, sevdim ve sarmaladım.
    (fempusay, 30.07.2005 16:22)
  2. kendinden emin, yaptıklarının arkasında duran insan tipinin en sevdiği söz olsa gerek.
    (dedim ve noktayı koydum, 12.06.2008 16:43)
  3. (bkz: pişman değilim olabilirim olabilirim olabilirim)
    (closer, 12.06.2008 19:30)
  4. (bkz: pişman değilim, yaptım, yine olsa yine yaparım)
    (amaranth, 12.06.2008 20:07)
  5. bir cengiz kurtoğlu şarkısı..

    elveda dedim her sevgiliye
    kırgınım sadece düşman değilim
    şöyle bir bakınca dönüp maziye
    içim buruk ama pişman değilim
    şöyle bir bakınca dönüp maziye
    kalbim buruk ama pişman değilim

    kara sevdalıydım kimle olduysam
    inkar edecek bir insan değilim
    mutlaka haklıydım kimi kırdıysam
    içim buruk ama pişman değilim

    yaşadığım onca sevda içinde
    utancımda olur övündüğümde
    şimdi o günleri düşündüğümde
    içim buruk ama pişman değilim
    şimdi o günleri düşündüğümde
    içim buruk ama pişman değilim

    kara sevdalıydım kimle olduysam
    inkar edecek bir insan değilim
    mutlaka haklıydım kimi kırdıysam
    içim buruk ama pişman değilim
    (cherry on baby, 30.10.2008 23:21)