bacanga'ya iyi niyetle yönelttiğim "altıncı nesil misin?" sorusunu "demek altıncı nesilsin, seni ezik seni nihoahahaha" şeklinde zikredilmişçesine anlayıp serversirverme'nin de verdiği gazla oracıkta ağzıma sıçıvermiş yazar. valla ben onu en saf ve temiz duygularla sorduydum vurmayın noolur! saygılar*.
edit: bunların hepsi latife, hiç de öyle kasımpaşalı eli maşalı değil kendisi. hem fotoğrafçılık dersleri veriyomuş, her önüne gelene höt diyecek biri olsaydı kimse ders almazdı di mi, evet.
onunla konuşurken hiç kasmana gerek yok. o da kasmaz çünkü, içinden ne gelirse söyler. yeri gelir sıkıntısını içli içli anlatır, yeri gelir şen kahkasıyla senin sıkıntını unutturur. küfürlü konuştuğumuz bile olur çoğu zaman, hiç öyle gereksiz kibarlık triplerine girmez. öyle ki doğal, öyle ki samimi. belki de onunla böyle rahat olabildiğim için bu kadar seviyorum onu.
muhabbeti ayrı, kişiliği ayrı, müzik zevki ayrı güzel; birçok özelliğiyle sevilesi insan vesselam. ne de olsa o da bir aslan. arkadaşım olduğu için mutluyum.
bana süper şarkılar -misal quiet- keşfettirdiği için de ayrıca müteşekkirim. öperim. -im'ler tam uyak-
yahu ben bu kızı görünce nickiminden utandım arkadaş! bana kazulet diyenler birde onu görsünler! eğer kabul ederse kendisine bağışlamak istiyorum nickimi ya da alsın göbek nicki olsun, bu nedir yahu!
kendisi dağ gibi; sağlam, yüksek. bir yanlışın varsa korkarsın yani, öyle birşey.
ama dış görünüşünden değil, bu kızın yüreği de dağ gibi. o dağlar nasıl oluşur bilirsiniz yüzyıllarca sıkışır, deprem olur, yanardağ patlar, çöker, yükselir, işte bu dağda öyle oluşmuş, şimdi üstünde rüzgar esiyo, yağmur yağıyo, şimşek çakıyo sadece, ne olurki dağa...
bir bakıyorsun karşında konuşan kız kocaman bir anne gibi, her şeyi bilen, koruyan, her şeyi yapabilecek ve özverili.
sonra bi bakıyorsun küçük bir kız çocuğu, yaramazlık yapmaya hazır muzur bakışlı, kahkahalarıyla dünyayı sallamayan...
nasıl bir enerjiyse artık kızın içinden, gözlerinden, dudaklarından fışkıran, 100 metrekarelik alana bomba düşmüş etkisi yaratıyor aurası.
aslında çok fazla yazacak birşeyi de yok. niye yordum ki parmaklarımı, cam gibi, su gibi birşey işte. şeffafbakman yeterli görmen için, anlaman içinde görmeyi bilmen lazım...
kendisine ufak bir sorum olacak, o nasıl güzel bir göz arkadaşım nerden öğrendin bakışlarınla konuşmayı, hem bu kadar zeki olup, hem içine hiç kurnazlık katmamayı?
keçi inadı var bunda keçi. ama allahtan varmış ki normalde içinden zor çıkılacak olayların peşini bırakmayıp kısa sürede çözüveriyor. evet acayip iş bitirici aynı anda. hep demişimdir, bazen birşeyi beceremezsen bunun için bir kadın dokunuşu gerekir. ahada bu dokunuş photographer'da mevcut.
canayakınlığıyla beni benden almış zirvede çençen işyerinde çilekeş hatun.
yol saçını başını şıllığın, gerçi bedenen ihtiyacın yok lakin yardım lazımsa çağır kuzum.
karşılaştığımız gün beni duygudan duyguya savurmuş yazardır . ilk gördüğüm de sempatik tavırlarıyla dikkatimi çekmiş , daha sonra muhabbetiyle güldürmüş , biraz daha kaynaşınca gülmekten öldürmüş , sonra hindi gibi kabararak şaşırtmış , üstüme yürüyünce ürkütmüş , ama ayrılırken sımsıkı sarılıp ' beni bul ' diyince samimiyetiyle beni benden almış yazardır . umarım hep gördüğüm gibi neşeli ve mutlu olur . ayrıca bir daha görüşeceğimizi garantiledik ben çok memnunum .
evlencez galiba dört beş yıla kadar. öyle gözüküyor. ona en güzel ismail yk şarkıları hediye edicem. çiğköftenin içine de yüzük koyup evlenme teklif edicem.
edit: arkadaş olduğumuzu belirt sözlükte kimse bilmesin dedi. sadece arkadaşız biz.
her zaman çok aşırı yoğun olan kimse.
her gun oglen vakitlerinde, akşam 8de zıbarıp yatacam diye, 8 sonrasına randevu vermeyip kendini şartlasa da gene eve 11den önce giremez.
fotoğrafçı. ama öyle böyle değil arkadaşım senin benim baktığım gibi bakmıyor dışarıya, sanırım burdan geliyor onun bu güzelliği ve tatlılığı ve yine bu yüzden onunla konuşurken çok eğleniyorsunuz. benim için o bir bumblebee
"bizler makinenin ardındaki makineler değiliz. fotoğrafı çekmeden önce düşünürüz, fotoğrafı çekerken düşünürüz-az da olsa-, dolayısıyla sonrasında da düşünmeliyiz!"
ruhunda esen sert rüzgarların etkisinin dışa vurumu sanırım bu kadar enerjik oluşunun nedeni. çocukluğumda çok sevdiğim (cevabını hep bildiğim için tabi ki) bilmecenin yeni cevabı ;
çat orda, çat burda, çat kapı arkasında nedir(kimdir) bu?
nasıl hep güleryüzlü olmayı başarıyor, herşeye ve heryere yetişecek zamanı ve enerjiyi nasıl buluyor, her zaman bu kadar mükemmelliyetçi mi?
bu soruların cevaplarının çoğunu bilsem de arkadaşlığını kaybetmemek için hala bulamamış gibi yapmak işime geliyor.*
gayet hoş sohbet bir insan olduğunu yaptığı kaçak yayınla anladığım insan.ben öle fotoğraflar sadece filmlerde oluyor zannediyordum.en yakın zamanda stüdyoya girme sözü aldım.bu sözler havada kalmasın sözlük şahitsin.
ilk gördüğünde, "anaaa olcü ? sen misin olm" gibi beni yaran tepkisiyle geceme süper başlama sebebiyet vermiştir, süper bir organizatör olduğunu, yaka kartlarımızdan elindeki(heryerde unuttuğu, en son dinçerin arabasında kalmıştı) katılımcı listesinden bellidir efendim, sanal ortamın katlarcası derecede sempatik hoşgörülü hoşgülüşlü tat yumağı biridir, daha uzun sohbetler, teknik muhabbetler etmek isterdim ama hiç de eglencemizi bozmayıp, daha sonraya saklamak gerekiyordu efendim.. iyi oldu çok hoş oldu. ankara zirveleri için kendine de çok hevesli bi yardımcı buldu*