yapılamayan ödevler ve gözyaşları içerisinde özlenendir. bir gün oluyor, yanındaki insanı yadırgamadan, mutfağına girip tost yapıyorsun, soya sosu döküyorsun yemeklerine, kahve suyu koyuyorsun. kitaplığından kitap seçip okuyorsun. evinden sessizce çıkıp işe gidiyorsun. ve o zaman, hayat öyle oluyor. bir ömür o anda kalabileceğini, çok sonraları görüyor, zamanın geçişine yanıyorsun. elindeki tek şey, yan odadan aldığın paslanmaz çelik bıçak olduğunda, o soya soslu mutfağı özlüyorsun, forrest gump koşuşlarını özlüyorsun, uzun yaz gecelerini, saat 3te gidilen işi özlüyorsun. 19.45 vapurlarını. alışmıyor, alışmıyor, alışmıyorsun. habire aramıyor, bulamıyor, bulmuyorsun.
bir gün oluyor, naber demeyi özlüyorsun. naber naber naber. bir sonbahar, bir kış, bir ilkbahar, uzak, çok uzak. bir yaz, bir avuntu.
bir an varmış, uçup gitmiş işte. nasıl gitmiş. tek bir an. özledim seni işte. kimseyi değil, yalnız seni.
holden'ın her seferinde kendine yeni bir ikinci isim bulan kız kardeşi. holden'ın anlattığı kadarıyla zeki, düzenli bir kızcağız. holden'ı, onunla birlikte evi terk edecek kadar çok seven biri.