|
|
- lafla yürümeyen bir araç türü. ama denizde mi? karada mı? gittiği meçhul.
- çalışmalarını takdirle izlediğim ulaş başar gezgin in konuyla ilgili şiiri şöyle:
peynir gemisi yürütüyor lafla peynirci
kuruluyor pazarlar, dolup taşıyorlar amma,
boşalacak buralar kalmadan akşamına...
yok işte yeni bir şey, peynirci cephesinde...
dil peynirim var benim, dile benzer, kayar dilde...
dertlileri cezbedecek tatlı dilim de,
hoş sözler boşanacak bir ağzım da var...
bıraksanız, konuşayım bir?...
kelle peyniri var, koltukta... iki karpuz...
bir kalıbın yanına, bir çift zeytin koyunuz,
aç için bu dediğim, şah sofrası olacaktır...
şahın açlığı da, açlık sayılmalıdır...
ellerimle erittim şu eritme peyniri,
yani elim de var, kolum da var.
sarmalar kimi zaman, kimi zaman kol büker
bıraksanız, sayacağım nasırlarımı...
gençten çocuklar tanıdım, iplik peynirini,
boyunlarına doladıklarında kimbilir kaçıncı kez,
lanet ettim yaptığıma bu katil peyniri...
dinamitten pişman olan mucitlere sorulmalıdır...
bitişik kaşlıların olsun, kaşkaval peyniri...
çatılır kimi zaman bunca işe kaşlarım,
kendimi en çok ben, onlarla anlatırım,
bıraksanız, sığdıracağım, sitemdir kaşlarıma...
tel peyniri, bıyıkları tel tel çıkan delikanlılara,
inek cenahının imansız armağanı...
nasıl ki görülmemiş şimdiye dek, bıyık yiyen,
istemiyor olmalılar gençler, almayı bundan...
hangi eller daha iyi, yapar otlu peyniri,
kandilin ışığında yoğuran köylü kızdan...
van’ın kapanmış tüm yollarında kışları,
kentlilere inat olsun, büyücek otlar biter...
‘hangi eller’ diyorum ‘hangi eller’,
örebilir örgüsünü örgü peynirin, çözebilir
hangisi, kıyabilir hangisi çözmeye...
bana kalırsa bakır’ın peynirini, ben hiç
satmayacağım...
gizliyorum nasıl yapılır urfa peyniri...
gösteremem kimseye peynirhaneyi...
‘peynir ağacından topladım’ diyorum çocuklara,
ister inanın siz de, ister inanmayınız...
ellerine tutuşturduğum, vardiya çıkışı,
genç, yaşlı işçi kadınlara, tulum...
duman çekerlerse de günboyu onlar,
bir tulum parçasıyla salim olurlar...
size ne çok söyledim, loy kirli hanım,
‘peynirsiz yaşanmaz işte, yaşanamaz’ diyorum...
geçerse de bir çırpıda, tüm kiri elinizin,
kaşardaki delikleri kimseler tıkayamaz...
yıllardır kendime, şudur sorduğum:
teleme bir yana dünya bir yana,
hiçbir işe yaramaz, peyniraltı suyu muyum?
ben hep peynir şekeriydim belki daha çok...
bilmesin istedim, kimse bilmesin,
peynir hastalığına tutulduğumu...
öksürüğüm, peynir küfü yüzünden...
iplik peynirinde yürümede çocukluğum...
değil mi ya peynirdendi yatağım,
değil mi ya düşlerim hep peynirden...
değil mi ya, evim, bütün elbisem,
bütün dünya, yalan yok, peynirdendi...
atlasın o peynirden öbür peynire,
peynir kurdu hatta peynir sineği...
gücüm yok savaşacak, kurtla sinekle,
peynirleşmedeyim ben de, süt isem...
peyniraltı suyuna banınız varlığımı...
- peynir teknesi'nin alakasız ve duyarsızca yönlendirildiği başlık, halbuki peynir teknesi diye bir şey vardır ve gani müjde'nin hususi teknesinin adıdır.
- cem karaca'nın 1985'te çıkardığı merhaba gençler ve her zaman genç kalanlar albümünden bir şarkı. söz ve müziği cem akraca'ya aittir. içinde inek geçen nadir güzel şarkılarımızdan.
laf ile peynir gemisi
yürür mü a canım yürür mü
öküz altında buzağı
büyür mü a canım büyür mü
eşme eşeleme toz olur
deşme deşeleme söz olur
gelen ağam giden paşam
ver şu ineği bende sağam
alan razı satan razı
yok mu eden doğru kelam
ne sihirdir ne keramet
el çabukluğu marifet
sabrın sonuda selamet
doğdun sabret ölürsün sabret
bağdattan geri dönmez mi
yapılırsa yanlış hesap
bağdat’ı bilmem çarşıya
uymuyor evdeki hesap
suya gider susuz gelir
bankalardan faiz gelir
bu değirmenin suyu nerden
nerden akar nerden gelir
karacam olma avanak
çuvala sığıyor mızrak
dön önüne haline bak
bir mum alda derdine yak
- gani müjde'nin gazete köşesinin adıydı bir zamanlar. hala devam etmekte midir, bilmiyorum...
|