kendisi türk edebiyatının çok önemli yazarlarından biridir.bütün romanları süper psikolojiik tahliller içerir.yalnızız ve dokuzuncu hariciye koğuşu okunası kitaplarıdır.bu zat zamanında nazım hikmet,aziz nesin,nurullah atac gibi yazarlarla ünlü polemiklere girmiştir.
bir kişi ya da mekan tasvirini 2-3 sayfa sürdürebilen nadir yazarlardandır. öyle muhteşem bir anlatım sergiler ki, bahsi geçen kişiyi görmüş ya da bahsi geçen mekanda bulunmuş gibi olursunuz. tasvir konusunda bir de dostoyevski iyidir.
yıllarca çeşitli mecmualarda denemeleri yayınlanmıştır. ötüken yayın evi bunları derleyerek seri oluşturmuştur. bu denemelerde peyami safanın sadece romanlarda psikolojik tahlillerden oluşan bir edebi kişiliği olmadığı görülür. mesela; 20.asır avrupa ve biz adlı kitabında şuan birçok aydının düşünmeye fırsat bulamadığı konuları işlemiştir ve hepsinde sağlam bir mantık vardır, inandırıcılık ön plandadır. peyami safanın sağlam bir fikir adamı olduğu kanısına varmamak elde değil, okuyan görecektir.
edebiyatçı olarak önemli bir insandır. ama kişiliğiyle ciddi bir tartışma konusudur peyami safa. aziz nesin'in peyami safa'ya yazdığı bir yazıdan alıntıdır.
"peyami safa! ben, ikinci dünya savaşı sırasında üç yıl çadır altında yatarak trakya sınırında, üç yıl da doğu sınırında kars kalesi’nde askerlik yaptım. askerliğimi nasıl yaptığımı komutanlarım, arkadaşlarım bilir; sicilimde de yazılıdır. benim bu yaptığım kahramanlık değil, o yaşta her türk’ün yaptığı gibi vazifemdi. ama ben sınır boylarında kendi küçük rütbem içinde yurt savunmasındaki yerimi aldığım zaman sen ne yapıyordun? söyliyeyim mi ne yaptığını? hitler’in, musollini’nin kandırılmış zavallı faşist sürüleri, aç kurtlar gibi bizim de içinde bulunduğumuz demokrasi cephesine saldırırken, dünyayı kana bularken, milyonların canına kıyarken, sen onlara destanlar yazıyor, övgüler düzüyordun. o zamanki yazılarını çıkarayım mı birer birer ortaya? başka ülkelerde senin fikir arkadaşların nüremberg mahkemesinde bütün birleşmiş milletler’e hesap verdiler. sen paçanı kurtardınsa bunu, türkiye’nin savaşa girmemiş olmasına borçlusun.
bir tek kelime almanca bilmediğin halde, savaş yılları boyunca her gün radyodan büyük bir vecd içinde hitler’in nutkunu dinlediğini, bir gün de hitler’in azgın naralarında çoşup, birden fırlayarak.
- kahahayy! diye iki elini havaya kaldırdığını, sonra yüzü koyun yere kapaklanıp, sar’a nöbetleri içinde titreyerek, ağzın köpürerek çırpındığını, sonra da donup kaldığını, cumhuriyet gazetesinde görenler, bilenler var."
biri peyami biri server bedii olmak üzere iki yazar barındırır bünyesinde. hayatı kavgalarla geçmiştir. nazımla da necip fazılla da haşimle de kavga etmiştir mesela.
yorum yapmadığı yazı yazmadığı alan yok gibidir. felçli olan eşini aldatmak üzere bir aşığına gideceği bir akşam eşi olayı fark etmiş "cenazen gelir inşallah" demiştir. peyami o akşam ağzından kan gelerek (aşığının evinde) ölmüştür.
"imansız ilim ile ilimsiz iman tek ağızlı makas" demiş; yahya kemalin, ömer seyfettin'in ve faruk nafiz çamlıbel'in teşvikleriyle türk edebiyatına kazandırılmış büyük üstad.
insanların ne kadar alçalabileceğini, hastalığı, hasta psikolojilerini, karamsarlığı, kuşkuyu ve insanlarla ilgili daha bir çok şeyi sert bir üslupla anlatan şahane yazar.
rahatsız eder, bunaltır, kasar sizi... ama sabredip okursanız, pişman olmazsınız ve bir tanesini daha okumak için sabırsızlanırsınız (yalnız biraz hazmetmeniz lazım önce). kaybolursunuz sayfalarında, hep yeni bir şeyler keşfettirir.
eğer kitabını bitirebilenlerdenseniz büyük bir sabır testinden geçmişsiniz demektir *
"bazen kalabalıkların ortasında, tek başına kaldığımız vakitlerinkinden fazla yalnız değil miyiz?" sözünün düşünsel kaynağı. insanın beyin kıvrımlarını sivrileştiren sözler sahibi.
nâzım hikmetle baya bir kapışmış edebiyatçı. hatta nazım'ın komünistliğini de eleştirmiştir.
"nâzım şairdir. fakat bütün materyalist iddialarının aksine gayet romantik, lirik, cıvık, hassas bir şâirdir. mısralarının dibindeki gözyaşı birikintilerini keşfetmek için su mühendisi olmak şart değildir. hemen her eserinde babayiğit rolüne çıkan bu tulûat kahramanı, kulis arasında ahlayıp oflayan, ağlamaklı ve içli bir aile çocuğu, bir ana kuzusudur. büyün gayreti de bu mâsum ve çocukça lirizmini gizlemek için yufka yüreğinde sert bir materyalizm çeliği kaplamaktır. boş yere gizlemeye uğraştığı bu rikkati, bu kadınlaşmış hassasiyeti yüzündendir ki, perişan ve deryâdil hiçbir feslefî ve estetik fikir üzerinden cehde muktedir değildir.
kolayını arar. felsefesini karl marks'ın berber ve kasap çıraklarına kadar kolayca öğretilen umumî fikirlerinden; estetiğini ve nazmının artık her yerde, rusya'da bile modadan düşmüş üslûbunu ve şeklini, mayakovski isimli rus şârinden olduğu gibi almıştır.
bizim nâzım, kolay fikir, kolay sanat, kolay şöhret adamıdır." peyami safa
türk edebiyatında en geniş ve detaylı tasviri kim yapmıştır konulu bir araştırma yapılsa ki belki yapılmıştır sonucu eminim peyami safa olacaktır. bir insan bir odadaki bir eşyayı anlatmak için 4 sayfa yazı yazar mı?yazarmış . tasvirlerini okuduktan sonra o ortamı ve kişileri gözünde canlandıramayan kişide gizli gerizekalılık ararım der, eski bir türk atasözü.
edebi yönü kuvvetli olmasına rağmen düşünsel açıdan epey karmaşa içinde geçmiştir yaşamı. önce sıkı bir atatürkçü ,sonra da faşizme kayan bir sağ görüş hakim olmuştur bünyesinde.ama eğer intihar etmeden okuyamaya devam edebilir iseniz kitaplarından çoğu gerçekten okumaya değecektir.misal yalnızız.
ancak 12 yaşında okumayınız sonra kendinize gelemiyorsunuz,o yaşta meral in-sanırım adı buydu yanlışlıkla ölen baş kadın kahramanın- ölümünü hazmetmek zor geliyor.
malesef yaşamak için yazmak zorunda olan yazarlardan birisidir. para kazanmak için yazmak zorunda kalması kısa sürede çok yazı yazmasını gerektirdiği için kalitesinden ve çizgisinden sapmak zorunda kalmıştır. ancak kendisi yine de bu davranışı edebiyat adına hoş görmez ve para kazanmak için yazdılarını "server bedi" adıyla yayınlar zira o kitapları peyami safa'ya yakıştıramaz. fakat acıdır ki günümüzde bazı kitapevleri cinlik ederek server bedi adıyla yazılan kitapları peyami safa olarak yayınlamaktadır ki etik olarak doğru değildir kanımca.
peyami safa ile server bedi arasındaki ilişkiyi en güzel açıkladığını düşündüğüm anektod şudur :
bir gün necip fazıl'a sorarlar; "peyami safa'yı tanır mısınız?" diye. necip fazıl da şu cevabı verir: "evet tanırım, kendisi server bedi'nin evinde oturur."
've baktım: minderde üst üste konmuş iki yastık ( demek annem biraz rahatsızlanmış ve buraya uzanmış ). masanın yanında, rafın önüne çekilmiş bir sandalye ( demek annem en üst raftan bir ilaç şişesi almış ). ha… işte masanın üstünde bir şişe: kordiyal ( demek annem bir fenalık geçirmiş ). minderin üstünde ıslak, buruşuk bir mendil ( demek annem ağlamış ). benimde bu şişeye, iki yastığa ve bir mendile ihtiyacım var. ben de kordiyal alacağım, uzanacağım ve ağlayacağım..' 9. hariciye koğuşu..