önden çarpma şeklindeki kazalarda yolcularını korumak için kendini feda eden, gayet güvenli bir araç. bizzat yaşadım, oradan biliyorum. şimdi nasıl oldu derseniz; anlatacağım. saçma sapan bir kazayı okuyarak zaman kaybetmek istemeyen yazarlar,
spoiler çakması
kaza uyarısının bittiği yerden devam edebilir.
---
kaza---
mevsimlerden kış. bursa'ya kar yağmış, 1 hafta da yerde kalmış o kar. babam güvenemiyor kendine, arabayı otoparkta bırakıp otobüsle işe gidiyor. bana da her gün bir şekilde araba lazım oluyor, alıyorum çıkıyorum. bütün ara sokaklar karla kaplı, ben bir de buzla sıvanmış uludağ yoluna falan çıkıyorum utanmadan. lastikler bildiğin 4 mevsim lastiği, zincir falan da yok. güveniyorum hem kendime, hem de arabaya.
abs,
esp,
ebd,
çekiş kontrol sistemi, ne ararsan var. üstüne benim usta şöförlüğümü de ekledin mi tamamdır, yollardaki en güvenli arabalardan biri de benim altımdaki oluyor haliyle. çoğu virajı kayarak dönüyoruz, zaten asıl tehlikeli olan da aracı kaydırmamaya çalışmak. sen daha en başında arabayı kaydırmaya başlayıp drift yapar gibi virajı aldığında, senden güvenlisi olmuyor.
gel gelelim, en iyi şöförü bile yanıltabilecek bir unsur vardır ki; o da
gizli buz olayıdır. çoğu kişi bilmez bunu, onu gizli yapan faktörlerden biri de budur zaten. yola karşıdan bakılınca sadece ıslak gibi görünür, ama aslında orada buz kristalleri de vardır ve gerçek buz kadar olmasa da yine kaygandır. tam da karların eridiği zamanlarda ortaya çıkar, en tehlikeli anlarda yani. ben de 1 haftadır buz üstünde slow danslar yapmaktan fena halde sıkılmışım, karlar eridiği gibi basmışım gaza. derken bir s-virajına geldim. ben bekliyorum ki önce sağ, hemen ardından sol yapınca "belki" arabanın arkası biraz atar. ama daha viraj girişinde sağa kırdığım anda arabanın arkası öyle bir savruldu ki ben bile inanamadım. zaten ben ne olduğunu, direksiyonu sonuna kadar kontra yönüne kırıp da gaza abandıktan sonra idrak etmeye başlamıştım. ne yazık ki hayatımın hatasını yaparak o viraja büyük vitesle girmiştim, o yüzden gaza basmamın hiç bir anlamı kalmamıştı. araba yan yan giderken
esp devreye girdi, sağa dönen virajda kaydığı için arabayı sağa doğru çekmeye başladı. yalnız bir sorun vardı, artık yol sola dönüyordu ve ben büyük bir hızla yol kenarındaki koca koca billboard'ların, uzun ve keskin metal ayaklarına doğru gidiyordum. dahası, artık hiç bir kaçış yolum kalmamıştı.
arabanın burnu billboard'lara yönelik halde, yengeç misali yan yan yola devam ederken o devasa direklerin bana gittikçe yaklaştığını fark ettim. bir tanesi önümde soldan sağa doğru geçti gitti, ikincisi biraz daha yakındı, üçüncüsüne temas edeceğimi anladığımda içimden "gitti ön tampon, babam beni sikecek" diye geçirdim. o sırada farkında olmadığım şey; o panik anında zamanın benim için çok yavaş aktığıydı. meğersem direklere çok daha hızlı yaklaşıyormuşum. tam çarpma anını göremedim, çünkü önümde pat diye hava yastıkları açılmıştı. hava yastığı da güzel bir şey bu arada, yumuşacık. yalnız onların arasından dışarıyı görmek biraz zor oluyor. sadece başınızı yukarı kaldırıp gökyüzünü görebiliyorsunuz, o kadar. gerçi benim önümü göremememde motor kaputunun araya girmesinin de etkisi vardı da, neyse. sonuç itibariyle arabanın kendi etrafında dönüşünü bir süre seyrettim ve sonunda durduk.
---
kaza---
burnu %70 oranında parçalanmış arabanın iç mekanında, açılmış hava yastıkları dışında bir değişiklik yoktu. elektronik sistemler olduğu gibi çalışır vaziyetteydi, ekranda bir takım uyarılar vardı ve dörtlü flaşörler çalışıyordu. camları kapatıp kapıları kilitledim ve arabanın burnuna baktım. motor bloğu olduğu gibi açıktaydı, yerlere motor yağı ve radyatör suyu akıyordu. ön tekerlekler çok garip açılarla duruyordu. yolun her tarafına parçalar saçılmıştı. sevindirici olan tek şey, ön cam da dahil olmak üzere yolcu kafesini oluşturan hiç bir parçada en ufak bir hasar oluşmamasıydı. aracın aldığı darbenin bütün enerjisini öndeki parçalar emmişti ve güvenlik kafesi tamamen sağlam kalmıştı. haliyle bende de en ufak bir hasar yoktu.
nitekim, peugeot 307 bir kaza anında yolcularının can güvenliği için kendisini nasıl da kahramanca feda ettiğini başarıyla kanıtlamış oldu. kasko da görevini yaptı ve sanki arabayı tertemiz satmışız gibi, 2. el bedelini çatır çatır ödedi. üstüne çok küçük bir fark koyarak, başka bir 307'yi 2. el aldık. şimdi yine güvenle yolumuza devam ediyoruz işte...
not: yukarıdaki kaza anında arabada yalnızdım, emniyet kemerim takılıydı ve çarptığım şey de bir billboard direğiydi. bu kazadan sağlam çıkmış olmam demek değildir ki bir peugeot 307, hatta herhangi bir araba hızlı kullanıldığında kaza yapsanız bile kimsenin canına bir zarar gelmeyecek. açık açık söyleyeyim, ben çok ucuz yırttım bu kazadan. o günden sonra da asla eskisi kadar manyakça araba kullanmadım. ama sen sevgili okur, o kadar ucuz yırtamayabilirsin. her şeyden önce adam gibi kullanmak, her an uyanık olmak, ayrıca emniyet kemerini de mutlaka takmak gerekiyor...