petrodolar döngüsü   

adana çık aradan

  1. öncelikle lütfen;

    http://www.milliyet.com.tr/...
    http://www.milliyet.com.tr/...


    görüldüğü gibi, amerikan ekonomisi, rekor yükseklikteki ticaret açığı ve yüz milyarlarca dolarlık bütçe açıkları gibi belirgin yapısal dengesizlikler edinmiş durumdadır. bu durumun kapitalizm tarihinde bir eşi daha yoktur. bir başka ülke bu kadar ciddi ekonomik problemlerle karşılaşsa, uluslar arası pazar mekanizmasının disiplinine uymak zorunda kalırdı. yâni abd hükümeti tarafından bazı yapısal önlemler alınması gerekirdi. deflasyon, işsizlikte kesin bir artış ve daraltıcı ekonomik uygulamalar gibi. bunun yerine abd uluslararası ödemeler açığını kapatmak için herhangi etkili bir tedbir almadan kendine özgü refahını sürdürebilmektedir.

    bu kadar ciddi yapısal problemlere rağmen bu nasıl mümkün olabilmektedir? şimdi burada biraz yardım alalım:

    “gerçek şu ki, 1945’ten bu yana amerikan dolarının gücü, onun uluslararası rezerv para birimi olmasına bağlıdır. böylelikle, küresel petrol alım satımları için resmi para birimi (petro-dolar) rolünü üstlenmektedir. abd bu resmi petro-dolarlardan yüz milyarlarca basmakta, bunlar daha sonra ülkeler tarafından opec üreticilerinden petrol/enerji alımında kullanılmaktadır. daha sonra bu petro-dolarlar opec’ten hazine kağıtları veya amerikan hisseleri, gayri menkuller, vb gibi dolara bağlı diğer varlıklar aracılığıyla yeniden abd’ye dönmektedir.

    abd, 1970’lerde doları, bretton woods’ta kararlaştırıldığı şekliyle altın karşılığından (onsu 35$ karşılığı) kopartmasından bu yana; dolar, yalnızca abd’nin resmen basabildiği küresel bir para birimi olmuştur.

    dünya ticareti şu anda, abd’nin dolar ürettiği ve dünyanın geri kalanının doların alabileceği şeyler ürettiği bir oyun. abd dışındaki ülkeler ihtiyaç duyulan “dolar olarak tanımlanmış” dış borç olarak hizmet edecek doları yakalamak ve iç rezervlerin karşılığı olan dolar rezervini toplamak için ihracatta yarışıyorlar. dünya merkez bankaları kendi paralarını spekülatif saldırılardan korumak için dolaşımda olan paralarının değerinde dolar rezervi oluşturmak ve bulundurmak zorundadır. pazar baskısıyla değeri düşen belirli bir para birimi, o merkez bankasının daha çok dolar rezervi bulundurması zorunluluğunu doğurur. bu, sonunda dünya merkez bankalarını daha çok dolar kazanmaya ve bulundurmaya iten, yerleşmiş ve güçlü bir dolar desteği yaratır ve doları daha da güçlü yapar. bu fenomen dolar hegemonyası olarak bilinir. fenomen, jeopolitik bir kendine özgülük tarafından inşa edilmiştir, ki bu petrol gibi kritik malların dolarla tanımlanmasına yol açar. herkes doları kabul ediyor çünkü dolar petrol alabiliyor.

    kural olarak, dolar rezervleri, abd ekonomisine sermaye fazlası yaratacak şekilde abd aktiflerine yatırılmalıdır. amerikan sermaye fazlası da karşılığında amerikan ticari açığını finanse eder. hatta, bölgesi önemsenmeksizin, dolar olarak tanımlanmış herhangi bir kâr aslında abd kârıdır. petrol dolarla tanımlandığına ve dolar da abd hükümeti tarafından basıldığına göre gerçekte abd, dünya petrollerine para vermeden sahip olmaktadır. ve böylece amerika daha çok dolar bastıkça, amerikan kârının (mal, mülk, yatırım) fiyatı daha çok artacaktır.

    amerikan ekonomik yapısındaki bu dengesizlikler bazı şartlar sağlandığı sürece desteklenebilir:

    1-) ülkeler enerji ve hayati ihtiyaçları için petrol arayış ve talebinde bulunduğu sürece

    2-) küresel petrol işlemleri için kullanılan para birimi abd doları olarak kaldığı sürece.”

    william clark/ocak 2003” konuşulmayan gerçeğin makro ekonomik ve jeostratejik çözümlemesi” adlı makalesi. kaynak: euro-dolar savaşı, otopsi yayınları, sf:93


    bir madde de ben ekleyeyim:

    3-) diğer ülkelerin sermaye fazlaları abd’ye akmaya devam ettiği sürece.

    devam edeceğiz…
    (mitya, 01.08.2006 20:11 ~ 14.08.2006 07:29)
  2. şimdi ben bu meseleyi açıklarken japonya örneğini vereceğim. siz diğerlerini de buna benzetebilirsiniz;

    diyelim ki japonya, abd’ye yüz dolarlık mal satmış olsun. amerikalılar bu yüz dolarlık malı( veya hizmeti) tüketir. böyle olunca da japonya yüz dolarlık alacaklı olur. japonlar bunun bir kısmını ithalata harcarlar, bir kısmıyla da abd’den hazine bonosu veya tahvil alırlar. ve bu döngü böyle sürer gider.

    şu oluyor; özellikle çin ve japonya gibi asya ülkelerinin dış ticaret fazlaları hazine bonosu veya başka yatırım araçlarıyla abd’ye getiriliyor ve abd kağıt üstünde bu ülkelere borçlanıyor. böylece yılda 800 milyar dolarlık mal ve hizmet bu ülkeye karşılıksız şekilde girmiş oluyor.

    abd dış ticaret açığı, borçla ayakta kalan bir küresel güç oluşturuyor. bunu dengeleyebilmek için dışarıya borçlanıyor. dış fazla veren diğer ülkeler (özellikle çin ve japonya) bunu finanse ediyor.

    sonuç olarak abd’ye yılda 800 milyar dolarlık bir mal ve hizmet akışı oluyor. bu çok büyük bir kaynak aktarımıdır abd’ye ve vazgeçilemezdir onun için. abd insanları çalıştırıyor ve onların ürettiklerini kullanıyor. bu şekilde hem kendi refahına katkıda bulunuyor hem de sermaye stoklarını sağlıyor. bunu da parasının egemenliği sayesinde yapabiliyor. parasının bu kadar güçlü olmasının nedeni de petrolün dolar üzerinden satılması, bu yüzden diğer ülkeler bankalarında rezerv para olarak dolar tutuyorlar. işte abd’nin büyük ortadoğu projesi vs. gibi olaylarla yapmak istediği de bu ekonomik düzenin devam etmesini sağlamak. petrol sadece bunun bir aracı.

    bilindiği gibi ırak savaşı öncesi saddam petrolü euro üzerinden satacağını açıklamıştı. bunun gerçekleşmesi birçok opec ülkesinin bu rotaya girmesini sağlayıp petrodolar döngüsünü bozabilirdi. bu olası gelişmeler üzerine abd el-kaide bahanesiyle ırak’ı işgal etti. böylece önemli petrol rezervlerine sahip ırak’ı kullanarak opec’in karar mekanizmalarına doğrudan etki etme fırsatı buldu.

    son olarak yine bildiğimiz gibi, geçtiğimiz yıl iran, petrolü euro üzerinden satmak üzere çeşitli girişimler göstermiş ve tahran petrol borsasını açacağını açıklamıştı. daha sonra da neler olduğunu biliyoruz. abd, iran’ın nükleer faaliyetlerini göstererek bunun önlenmesi için her türlü önlemi alacağını açıklamıştı.

    şu an varolan ekonomik düzen abd için vazgeçilmezdir. bu sayede nerdeyse bütün dünyanın tasarruflarını kendisi kullanıyor. yılda 800 milyar dolarlık ( yazıyla az görülebilir ama çok para bu, türkiye’nin nerdeyse 2 yıllık geliri bu kadar mesela.) kaynak aktarımını kaybederse eğer, büyük bir ekonomik gerileme yaşar. ki şu an yaşadığımız olaylar da (bop gibi) bunun olmamasını sağlamak içindir.

    yani abd, ortadoğu’daki bu değişiklikleri çok güçlü olduğu için yapmıyor, varolabilmek için yapıyor.

    öte yandan wallerstein gibi tarihsel analizcilere göre merkez devletlerin sağladığı hegemonya, eğer askeri güç kullanıyorlarsa ufak ufak azalmaya başlamıştır demektir. dolayısıyla gelecekte ilginç şeyler yaşanabilir, dikkatli olmak gerekli.
    (mitya, 01.08.2006 22:05 ~ 17.12.2007 03:04)
  3. konuyla ilgili şunlara da bakılabilir:

    http://sourtimes.org/...
    http://sourtimes.org/...
    http://www.zaman.com.tr/...
    http://www.evrensel.net/...
    http://www.radikal.com.tr/...
    (mitya, 01.08.2006 22:07 ~ 16.08.2006 16:18)
  4. şimdi hayal edelim ki bu döngü kırıldı. doar eski prestijini kaybetmeye başlayacaktır. değerini de yaaş yavaş yitirecektir. alalım mesela türkiye gibi bir ülkeyi. bu ülkenin dövizrezerleri 300 ytl'lik 200 dolar ve 200 ytl'lik 100 avro olsun.

    petrol, olur da avro ile satılmaya başlarsa avroya talep artarken değeri de artacaktır. 100 avromuz 240 ytl olurken, arzı artan ve değeri düşen 200 dolarımız da 240 ytl olacaktır.

    nispeten işe yaramaz hale gelen doları elde tutmanın zarar olacağı görülebilmektedr. lakin onları satıp avroyadönüştürmek mümkün mü? elbette mümkün. lakin bu dolar arzını artıracaktır. arzın yüksek olduğu bir yerde ufak ufak satıp dönüştürmek gerekecektir. netekim 100 dolarımızı 110 ytl'den satabileceğiz. bununla da 44 avro alabileceğiz.

    sonuçta elimzde döviz rezervi olarak 350 ytl değerinde 244 avro ve 110 ytl değerinde 100 dolar olacaktır. toplam dövizimiz azalmış biraz. avroya gre baya değer kaybetmiş ytl. ayrıca döviz rezervinin karşılığı da azalmış (350 + 110 = 460 < 500).

    ama düşünün ki ab üyesi bir ülke olsun. aynı durumda onun döviz rezervinde sadece dolar olacaktır. elindeki doları gönlünce satabilecektir. aslında satarsa ekime kadar, satmazsa sikine kadar. en önemli erji kaynağı maliyetlerini bir darphanenin işletme maliyetine kadar indirebilecektir zaten.

    ab'de olp da avro kullanmayan bir ülke de türkiye gibi ülkelerin yaşaığı sorunları çekecektir azıcık. o da ona göre hareket edecektir elbette.

    bu arada bu avronun, doların puştluğu da şu: bu para dışardan mal almak için kullanılacak para. olurda petrol fiyatı 2 avro/varil ve 3 dolar/varil denirse en başta ve bu fazla oynamazsa. süreç başında elimizdeki para ile 167 varil petrol alınabilirken (100 + 67) sonunda 158,7 varil petrol alınabilmekte (122 + 36,7). fakirleşti azcık.

    böyle de boktan bişeydir, allah kahretsin.
    (azwepsa, 26.12.2006 00:05)
  5. zamanında saddam'ın chavez ile beraber petrolü euro ile satarak yıkmaya çalıştığı döngü. amerikan ekonomisini tüketim ile beraber ayakta tutabilen yapıtaşlarındandır. eğer bu denge olmasaydı, 2007 yazında yaşanan mortgage olaylarında amerikan ekonomisi büyük darbe alırdı.
    (dünyayı kurtaran adam, 14.11.2007 17:54 ~ 17:56)
  6. ahmedinecad'ın son açıklamaları ile [" doların değersiz bir kağıt parçasına dönüşmesi " ] iran petrollerinin satışlarında %65 oranında euro, %20 oranında jpy %15 diğer para birimleri oranlarını kullanarak çomak sokmaya çalıştığı döngü. daha önce çomak sokmaya çalışanlar çok ağır cezalandırılmıştı abd tarafından. * bakalım şimdi neler olacak ?
    (dünyayı kurtaran adam, 11.12.2007 10:57 ~ 11:37)