bu konuda hayranlık, zaman ve mekana göre değişim gösterir. mesela ben çocukluğumda çok iyi bir trt fm dinleyicisiydim. tabi o zamanlar televizyonda kanal değiştirme ya da günümüzdeki ismi ile zapping imkanları kısıtlı. bu yüzden kulağı radyoya endekslemiştik. (bkz:
80 lerde çocuk olmak)
neyse efendim, o zamanlar trt fm kah türk sanat müziği ile kulağımızın pasını alıyordu kah potborilerle coşturuyodu. o dönemlerde hatırlıyorum da radyoda sevgili müzeyyen senar da ahmet özhanlar,yıldırım bekçiler kadar olmasa da hatırı sayılır sayıda radyomuzda eserlerini seslendiriyordu. dedem bu kadın çıktığı zaman daha bir keyifle gazetesini okurken, benim hareketlerimde tuhaflıklar meydana geliyordu. ruh halimdeki hezeyanlar önce halılardaki kimi figürleri birbiriyle kavga eden yaratıklara dönüştürüyor ardından bu yaratıklar birer askere dönüşüyor ve sanki az önce kavga edenler sanki onlar değilmiş gibi birlik olup beynimimin içinde darbe yapıyorlardı. anlaşıldığı üzere şarkılar iyi kafa yapıyordu bende. aslında bu bile sevgili müzeyyen senara hayranlık duymak için bir nedendi;ama ben bir türlü beceremiyordum.
artık büyüdük de adam mı olduk ne! ben de artık müzeyyen senarı artık zihnimdeki denklemde yerine koyup çözebiliyorum. tabi güzel döşenmiş bir masa ve masanın tamamlayıcısı aslan sütü de olursa deymeyin keyfimize müzeyyen ablayla.lakin devir de değişti. şarkıların tadı da değişti. osuruktan teyyare kanalların meşhur ettiği, ruhuma hiçbir marjinal faydası olmayan bir müzikle eziyetini çektiğim birçok tip türedi. petek dinçöz de bu dönem ortaya çıkmış ve bu tiplere göre biraz daha torpilli ve biraz daha katlanılabilir bir tarzla ortaya çıkmış şarkıcılarımızdan biri. tabi bunu bendeniz diyor. bir yandan da bu kadının şarkılarını ezbere bilen, dinlerken ve söylerken büyük bir huşu içinde kendinden geçen 15 yaş ve altı gençlerimiz var. şarkılarını dinlediğim zaman çarpım tablosunu unuttuğum çağdaki çocuklar da doğal olarak dedeleri müzeyyen senarı dinleyerek kendinden geçerken "petek dinçöz varken müzeyyen senar a hayran olmak,hah!" diyebilirler. gerçi petek dinçöz dinledikten sonra bu cümleyi kurup kuramayacakları kafamda ayrı bir soru işareti..anlatılmak istendiği üzere hayranlık üzerinde yaş faktörünün etkisi büyük olacaktır.
bu durumu bir de askerliğe taşırsak farklı tespitlere ulaşmak mümkün olacaktır. 15 ay askerlik yapan bir eri düşünelim. ayların biriktirdiği bir zehir var bedende. bunun panzehiri kuşkusuz! t=(aylar sonra bir yaz gününde) petek dinçözün alaya teşrifi olacaktır.hayran duyulacak kişi o gün odur.buradan yetkililere sesleniyorum ve bu konuya ayrı bir önem vermelerini rica ediyorum ayrıca. bir de doğuda askerlik yapan bir astteğmeni düşünelim. nişanlısından binlerce kilometre uzaklıkta bu astteğmen için belki de teselli iki gönüle de kazınmış bir müzeyyen senar şarkısı olacaktır.. (bkz:
cana rakibi handan edersin)