stephen kingin korku dolu kitabı.yanılmıyorsam 8 sene önce de sinemaya uyarlanmıştı.kedinin ölümü ve dirilişi,çocuğun kamyon altında kalışı,dirilerek olmadık katliamları yapması.yatağın altından çıkıp topuk kesme sahnesi yüzünden bir dönem her karanlıkta yatağın altına bakmama sebep olan harika film.bazen ölümden beter durumun aslında ölememek olduğunun kanıtı.
on yıl aradan sonra geçen gece arsızca izlediğim,stephen king'in aynı adlı kitabından uyarlanmış film..kamyon ve tırların esrarlarını anlayamadım,o ayrı mesele.
orijinal adı "pet sematary" olan ve çok güzel bir filmi de çevrilen stephen king eseri. devam filmi de çekilmiştir fakat ilk filmin yanına bile yaklaşamamıştır. ilk filmde senaryoyu da stephen king yazmıştır.
kitabın konusu kısaca şöyle:
sessiz sakin bir kasabada, otoyol kenarında güzel bir eve yerleşen küçük bir ailemiz var. baba, kasabanın okuluna doktor olarak gelmiştir. iki tane sevimli çocuk, anne, baba ve sevimli bir kediden oluşan ailemizin kendi içlerinde de küçük problemleri vardır. kadının ailesi damatlarını kesinlikle sevmemektedir. ayrıca kadının kronik menenjitten ölen ablasıyla ilgili kötü anıları ve bu anıların kötü etkileri vardır. taşındıkları kasabada hemen yolun karşısında, yalnız yaşayan bir ihtiyarla dostluk kurarlar. ihtiyar onlara kasabadan ve hayvan mezarlığından bahseder. fakat asıl hayvan mezarlığının hemen yanında başka bir mezarlık vardır. kızılderelilere ait kutsal bir mezar. bu mezara gömülen ölülerin tekrar dirildiğine dair inançlar vardır. gülüp geçerler tabi... sonra birgün kasabada bir kaza olur ve bir genç ölür. doktor çok çaba gösterir fakat yarası ağırdır. o günden sonra doktor halüsilasyon görmeye başlar. kazada ölen çocuğun hayaleti adama musallat olur ve sürekli ona uyarılarda bulunur. kesinlikle kızıldereli mezarlığına girmemesi gerektiğini söyler. toprak bozulmuştur. sen bana yardım ettin ben de sana ediyorum diye açıklar bunu... sonrasında evin kedisine kamyon çarpar ve kedi eşek cennetini boylar. bunu küçük kızına kabul ettiremeyecektir zira küçük kız her amerikalı çocuk gibi birtakım gerçekleri kabullenemeyip duygusal kabızlık hastalığına (kitapta depresif hareketler şeklinde geçiyor) tutulacağından baba çareler düşünmeye başlar. bu sırada komşuları olan ihtiyar ona kızıldereli mezarlığından bahseder. kediyi gömerler ve kedi ertesi sabah mart kedisi azgınlığıyla geri döner. kedimiz hafiften psikopata bağlamıştır. kriz geçici olarak atlatılmıştır fakat kedi bir hayli huy değiştirmiştir. ama baba bu durumdan memnundur. bu arada hayalet ona sürekli uyarılarda bulunmaya devam etmektedir. derken evin küçük veledi çok feci bir şekilde bir kamyonun altında kalır. (filmdeki sahne çok çarpıcıdır) tüm aile şoktadır. baba ise kafayı sıyırmıştır. ihtiyar komşunun ve hayaletin uyarılarına kulak asmayan doktor baba çocuğu mezarından çıkarır ve kızıldereli mezarlığına gömer. ve ardından okuyucu ya da izleyici korkuyla tanışır...
filmden çarpıcı aforizmalar:
bir erkeğin kalbi toprağıdır ve erkeğin kalbi taşlıdır.
ölüm bazen daha iyidir.
her engel aşılmak zorunda değildir. bazı engeller aşılmamalıdır....
hayvanların yeniden dirilince deli gibi sağı solu parçaladığı, bir nevi frankenstein misali film.
filmin bir sahnesinde satanist imajıyla bir tır şoförü de vardı, hatta aracın yanında 666 yazıyordu. fesüpanallah!
stephen king'in en çok bilinen romanlarından bir tanesi. ancak en korkutucu ya da başarılı romanı olmadığı kesin. yeni taşındıkları kasabada bazı sıradışı olaylar yaşayan bir ailenin ürkütücü günleri işlenir. ölülerin gömüldüğü ve kısa bir zaman sonra dirildikleri rivayet edilen bir mezarlık vardır yakınlarında. ve her şey bu ailenin kedilerinin ölmesi ve malum mezarlığa gömülüp tekrardan dirilmesiyle başlar.
ok, wir spielen ein lied für euch und für joey ramone, der zu ostern leider verstorben ist.
under the arc of the weather stain boards
ancient goblins, and warlords
come out of the ground, not making a sound
the smell of death is all around
and the nights come and the cold wind blows
no one cares and nobody knows
ı don't want to be buried in a pet cemetery
ı don't want to live my life again
ı'll follow victor to a sacred place
there ain't no dream ı can escape
molars and fangs and clicking of bones
spirits moaning among the tombstones
when the night has come and the moon is bright
someone cries and something ain't right
ı don't want to be buried in a pet cemetery
ı don't want to live my life again
oh no
the moon is full, the air is still
all of a sudden ı feel a chill
victor is grinning, flesh rotting away
skeletons dance, ı curse this day
and on the night when the wolves cry out
listen close and you can hear me shout
ı don't want to be buried in a pet cemetery
ı don't want to live my life again
oh no
pekala, sizler ve aramızdan üzücü bir şekilde ayrılan joey ramone için bir parça çalıyoruz.
hava yayının altını leke kaplıyor.
romalılar döneminden cinler ve savaş tanrıları.
ses yapmadan alanın dışına gel.
ölümün kokusu her yerde.
ve geceler gelir ve soğuk rüzgar eser.
kimse aldırmaz ve kimse bilmez.
bir hayvan mezarlığında gömülü olmak istemiyorum.
hayatımı tekrar yaşamak istemiyorum.
kutsal bir mekana giden victor'u izleyeceğim.
orada hayaller yok kaçabilirim.
azı dişleri ve sivri dişler ve kemiklerin tıkırdamaları.
ruhlar mezar taşlarının arasında sızlıyor.
gece geldiğinde ve ay parladığında,
biri ağlar ve bir şey doğru değildir.
bir hayvan mezarlığında gömülü olmak istemiyorum.
hayatımı tekrar yaşamak istemiyorum.
ay parlak, hava hareketsiz.
birdenbire ürperdiğimi hissederim.
victor sırıtıyor, beden çürüyor.
iskeletler dans eder, bugünü lanetlerim.
ve gecenin üzerinde kurtlar ağladığında
yakından dinle bağırışımı duyabilirsin.*
bir hayvan mezarlığında gömülü olmak istemiyorum.
hayatımı tekrar yaşamak istemiyorum.
ah hayır.
*"close" kelimesi "yakından" anlamıyla birlikte aynı zamanda "mezarlık geçidi" anlamına da gelir.
kapağındaki kedinin korkunçluğuyla altıma sıçmama sebebiyet vermiş kitap. filmi de var tabii bilindiği gibi. fakat kediden başka hiçbir şey korkunç değildi nedense. küçüktük tabii, uyuyakalmışım.
stefan king'in en ünlü romanlarından biridir, ve 1989 yılında mary lambert tarafından sinemaya da uyarlanmıştır. ergenlik dönemime damgasını vuran bu etkileyici kitap uzun süre kedilerle arama mesafe koymama neden olmuştur. gerek kitabı, gerek filmi insanı geren hoş bir kalp çarpıntısı etkisinde olup bu türü sevenlere tavsiye edilir.
olağanüstü bir kurgu. film ve kitap hayvan mezarlığına gömülen ölülerin tekrar canlanmasını anlatmaz esasında, çünkü ölüler hayvan mezarlığına değil mezarlığın ilerisindeki gizli bir başka mezara gömülür. ilkin oğlu ölen ve buna çok üzülen baş kahramanımız bir kez hata yaptıktan sonra hatasını defalarca tekrar eder, hiç birisinden ders almaz ve küçük çaplı bir katliama vesile olur.
bir korku filmi hastası olarak hayatım boyunca izlediğim korku filmleri içerisinde beni en çok ürkütenidir.
ilkokul 2. sınıfa gidiyorsanız eğer, aynı yaştaki kuzeninizle* evde tek başınıza ışıkları kapatmış bu filmi izliyorsanız ve bulunduğunuz evin olduğu caddenin karşısında bir mezarlık* varsa hiç bir filmi konusu bu denli ürkütemez sanırım insanı.
filmi izledikten yaklaşık 9 yıl sonra kitabını okuma fırsatı buldum. genelde kitabını okuyup sonradan filmini izlediğim eserleri pek sevmem ama sanırım bu sefer tersini yaptığımdan olacak film daha bir etkileyici geldi bana. kitap olsun film olsun okumamış ve izlememiş olanlara şiddetle tavsiye edilir.
aşil tendonu neşter ile yarı yarıya kesilen birinin isterse koşabileceğini gösteren film.stephen king uyarlaması.
öyleyse achilles niye öldü sorusunu akıllara getirmekle kalmaz,cevap aratır...
stephen king ile karşılıklı bir hayranlık içinde bulundukları bilinen ramones grubunun güzel sözlere sahip bir şarkısı. ["karşıkıklı hayranlık içinde bulunmak" nasıl bir şey ola ki?]
stephen king'in aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan, korku-gerilim unsurlarını içinde barındıran yapım. çocukluk döneminde izlenmesi, kişiyi daha fazla etkileyebilmektedir. konu itibari ile ise; kızılderili inanışına göre kutsal sayılan bir bölgeye gömülen hayvan ölülerinin, yaşama kaldıkları yerden devam etmesidir. ancak o bölgeye gömülenler sadece hayvanlarla sınırlı kalmayacak ve geri dönenler eski karakteristik özelliklerini sergileyemeyeceklerdir. günümüz sineması göz önüne alındığı takdirde; istekleri tam anlamıyla karşılayacak bir yapım olmamasına rağmen; stephen king'in eserlerini sevenler için hoş bir eser.