1. döndüğünde bir mekanizmayı işleten bir eksene dikey olarak bağlanmış, iki veya ikiden çok kanattan yapılmış alet.
2. tarih: selçuklularda ve ilhanlılarda has, zeamet, tımar ile ilgili olarak verilen ferman.
(bkz. http://www.tdk.gov.tr)
murat çeliğin seyyah albümündeki çok güzel bir parça. sözleri:
bakışın düştü içim lal oldu;
dudağımdan bal eğledim gönlüm söz oldu;
gözlerin bir ateş ben pervaneyim;
bıraktım kendimi ateş gül oldu;
gözyaşlarım tenine bir çocuk bıraktı;
kaybolan neydi ki beni böyle ağlattı;
ben bende değilim ki ben sende ki beni sevdim;
bana senden gelen acıyı gönlüme zikir eğledim;
zuhal olcay'ın başucu şarkıları 2 albümünün ilk parçası. hiçbir insan evladının bu mükemmellikten uzak kalmasını istemem, indirin bulun çalın çırpın dinleyin, yok böyle bir şey.
parçanın söz ve müziği özdemir erdoğan'a aittir ama tanrının türk milletine bir hediyesi olan bu kadının yorumuyla mükemmel olmuş.
ben bal arısı gibiydim senden önce
bak pervanelere döndüm seni görünce
yana yana kül olsam her an, yine de senden ayrılamam
yoluna adadım ömrümü ben sensiz olamam
yana yana kül olsam her an, yine de senden ayrılamam
bin yıl yaşasam yine sana doyamam
sana gönlümü verdim ey nazlı güzel
seni almazsam gözlerim açık gider
bana ellerini ver hayat seni sevince güzel
yoluna adadım ömrümü ben gel kaçma güzel
bana ellerini ver hayat seni sevince güzel
sana gönlümü verdim nazlı güzel
sana gönlümü verdim ey nazlı güzel
seni almazsam gözlerim açık gider
bana ellerini ver hayat seni sevince güzel
yoluna adadım ömrümü ben gel kaçma güzel
bana ellerini ver hayat seni sevince güzel
sana gönlümü verdim nazlı güzel
ayrıca başucu eserleri 2 albümünün çıkış parçasıdır. klibi can özbaturtarafından istanbul'da çekilmiştir. istanbul'un güzel sokaklarından biri mekan seçilmiştir. zaten zuhal olcay hem sesinin, hem yüzünün duruluğu ile yetiyor da artıyor bile. şahane bir şarkı; sözleriyle, melodisiyle her şeyiyle.
beni benden alan bir yüksek sadakat parçası, bana göre albümün (bkz: yüksek sadakat) en iyisi. daha girişinden nağmeyle parçalayan, devamında ise, özellikle nakaratıyla öldüren bir parça. sözleri (şarkının tek kötü yanı):
yürüyorum sokaklarda
sen evinde uyurken
saatten haberim yok
belki geç,belki erken
kaderin cilvesinden
şarabın öfkesinden
anladım ki kaçış yok
bu aşkın pençesinden
işten eve dönerken
susayıp su içerken
her daim aklımdasın
hayat akıp giderken
sen parla ben döneyim
aşkının etrafında
bir yanıp bir söneyim
alacakaranlıkta
"pervane içlerindeki sesleri 'dışa vuran', aşk etrafında yanıp tutuşan 'biçare gönülleri' bir nebze olsun ferahlatmak şöyle dursun daha fazla yanabilmenin erdemini anlatmaya çalışan bir albüm..."
erol parlak'ın solo albümlerinden biri. erol parlak gibi bir üstada böyle kötü bir albümü yakıştıramadığım için "içeriği şudur, şöyle çalmıştır, böyle yemiştir" gibi cümleler sarf etmeyeceğim. önünüzde internet var, arayın, görün.
dönmek, her defasında dönmek... akıp gidercesine, dönerken yanarcasına dönebilmek. evveliyatındaki aşka çizilmiş yanık yüreklerin temsili niyetine kendisine biçilmiş bu, acı ile gelen övgüyü üzerinde taşıyan ve taşıyabilen harikadır bence. bilinç ve bilinçsizlik onda bu kadar uyumlu iken, düşüp kalkmak ve her defasında, aşk (ateş) ile buluncaya dek bedenini o ışık süzmesi dairede hep tekrar etmek ve hep bile bile...
bir gece pervaneler dar bir yerde toplanıp, mum aramaya başladılar.
hepsi birbirlerine, “istediğimizden birazcık da olsun haber getirecek birisi gerek,” dediler.
pervanelerden birisi uçup gitti, uzakta bir saray gördü. sarayın içinde mumun parıltısını buldu
geri döndü, defterini açtı, anladığı kadarıyla onu vasfetmeye başladı.
o topluluğun içinde ileri gelen, yüce bir pervane vardı, “bunun mumdan haberi yok,” diye pervaneyi eleştirdi.
bir başkası gitti, mumum ışığını geçti, kendini mumun alevine attı.
kanatlarını çırparak mumun alevine girdi, mumla başa çıkamadı.
o da geri döndü, birazcık sır söyledi, mumla olan visalini anlattı.
yüce pervane yine konuşmaya başladı: “azizim, bu bir alamet değil! sen de diğeri gibi nasıl haber vereceksin ki?”
bir başka pervane kalktı, mestane bir halde raksederek gitti, ateşin üzerine kondu.
ateşe sarıldı, onu kucakladı ve kendisini onda güzelce yok etti.
ateş pervaneyi baştan ayağa sardı, tüm vücudu ateş gibi kıpkırmızı kesildi.
diğerlerini kınayan ulu pervane, uzaktan nurun o pervaneyi nuruyla kendi rengine boyadığını görünce, “işte sadece o pervane gerekeni yaptı. kim ne bilsin ki, mumun hakikatini yalnızca o kavradı” dedi.
bir ışıktı varlık, en yücesinden bir sarılıştı iç dünyaya. karanlık hiçbir zaman olmadı zaten, olmayan sadece ışıktı; aydınlıktı. ruhlar bihaber kaldı.
-----------------------------------------------
bir yoktum ben, bir var olmak istedim ben. dilsuhte dolanırken en avare cihetlerinde cihanın, ışık olmadı birden. aradım gönül yordamıyla, kendimi burada buldum. uçar dururum şimdi yanık kokan kelimelerin üzerinde.
------------------------------------------------
kendini ve varlığını kaybeden işte o pervane, topluluk içinde hakikatten haberdar oldu.
cisim ve can ile ilgini kesmedikçe, canandan haber alabilir misin?
yüksek sadakat ve yansımalar grubunun albüm adıdır, aynı zamanda iki grubun da albümlerinde aynı adlı şarkılar vardır. yüksek sadakat in nakaratı aşık bir insanın tüm duygularını ifade edebilir. "sen parla ben döneyim aşkının etrafında bir yanıp bir söneyim alacakaranlıkta", yansımalar ın parçasında doğal olarak söz yoktur, insanı dinlendirir diyim ben size.