persepolis 

 sayfa  / 3
adana çık aradan

  1. mustafa denizli nin bir dönem futbol klubünü çalıştırdığı aynı şehrin takımıdır.
    (sarmalak, 06.03.2007 02:39)


  2. insanların popüler kültür objesi olan herşeyle ilgilenip arkasına hiç bakmadığı günümüzde, 300 filminde anlatılan xerxes ve atalarının kurduğu insanlık mirası şehir. iran tarafından müslüman olunmayan döneme ait hanedanı çağrıştırdığı için midir bilinmez, aynı hasankeyf teki gibi bir baraj yüzünden sular altında kalacaktır.
    (tom joad, 24.04.2007 22:37)
  3. 2007 fransız-amerikan ortak yapımı animasyon film. filmekimi'nde galası yapılacak sonra da sinemalarda gösterime girecekmiş.

    konu iran'da geçiyor. iran şahı'nın devrilmesi sonrası daha iyi bir hayat yaşamayı umanlar bu sefer mollaların rejimi yüzünden sıkıntı yaşıyorlarmış. bu ortamda genç bir kızın yaşadıkları anlatılacakmış.

    oldukça ilginç bir filme benziyor fragmanlarından izlediğim kadarıyla. cannes'da altın palmiye'yi kaçırmışlar ama jüri özel ödülünü kapmışlar.

    el emeği göz nuru kendi yüklemem olan teaser'ları(türkçe altyazılı, aslında üstyazılı denebilir);

    (bkz: http://www.youtube.com/...)
    (bkz: http://www.youtube.com/...)
    (sycrone one, 19.08.2007 12:00)
  4. emperyalist saldırganlığın güncel ihtiyaçlarını karşılamak maksadıyla hazırlandığını düşündüğüm animasyon.

    edit: filmi izlemeden yaptığım yorumun yanlış olduğunu yine filmi izlemeden, ancak çizgi romanını okuduktan sonra anladım. hem bana ders olsun, hem de bu filmi envai çeşit sinema programında "iran'da özgürlüklerinin peşinden koşan kadınların şeriat baskısı nedeniyle yaşadıkları sıkıntıları anlatan bu animasyonda..." diye cümleler kuran sunuculara.
    (chaghdash, 19.08.2007 12:16 ~ 15.02.2008 03:41)
  5. filmekiminin biletleri ilk tükenen filmidir.ek seans konmuştur bu yüzden.
    kemalistlere pek bir şey vermeyen bir film olduğu söyleniyor.özellikle kemalist kesimin islama ilişkin hoşgörü konusunda "iran da da böyle olmuştu,komünistler şahı devirmak için mollalarla birleşti ve sonuçta kellesi giden yine onlar oldu.bizde de böyle olacak" tezini doğruluyormuş film.
    (sophie, 24.10.2007 00:06)
  6. sadece ankara ve istanbul'daki sinemalarda gösterime girmiş olan eleştirel animasyon filmi. testere 4'e verilen 8,6'lık puana karşılık, persepolis'e giden 4,7 puan dikkatimi çekmedi değil.
    (jellicle, 27.10.2007 15:12)
  7. filmde attığı nokta vuruşlarıyla en başından saran film. toplumsal değişimi, dönüşümü ve geriye gidişi birey yaşantısı üzerinden anlatan filmden etkilenmeden çıkmak olanaksız..
    türkiye'ye benzerliği konusuna gelirsek. türkiye ile iran toplumsal yapı olarak benzerlikleri var. ancak anadolu topraklarının kattığı bir başkalık var bu ükede. dolayısıyla, türkiye iran olmaz belki ama giderek içine kapanan, bambaşka bir örnek olur. mollalar türkiyesini değil ama ılımlı islam türkiyesini yaşarız. (yaşanmayacağına dair umudu içimde barındırarak bu yorumları yapıyorum).
    öncelikle türkiye bir dönem de olsa bağımsızlık rüyasını gerçekleştirmiş bir ülke. tarihsel yapıları ve dokuları bu ülkelerin birbirinden farklı...ancak dikkat edilmesi gereken günlük yaşantıda yaşanan değişime toplumun giderek alışmasıdır.
    değişim ileri giderse iyidir, geriye doğru evrilen değişim, kötüye gidişi gösterir.
    persepolis kötüye evrilen değişimi anlatan eleştirel bir film. eleştirel yanının başarısı da nokta vuruşlarıyla toplumsal ve bireysel değişimi göstermesinde saklı.

    http://www.sonypictures.com/...
    (bambirella, 30.10.2007 01:30 ~ 01:35)
  8. animasyondan hazzetmeyen benim gibi muhafazakar bir sinemasevere bile kendini beğendiren animasyon filmi. film, iranlı çizgi romancı marjane satrapi'nin özyaşamöyküsünü anlattığı çizgi romanından uyarlanmış. satrapi filmin yapımında da yer almış.

    abd'nin iran politikası malum. filmin zamanlamasını buna bağlayan yorumlar da var. ancak şunu söylemek gerekir ki, filmin kesinlikle içerik ve anlatım olarak emperyalist ihtiyaçlarla alakası yok. iran tarihi filmde akıcı ve basit bir şekilde anlatılırken, başvurulan yol ezilenlerin dili oluyor. misal, iran-ırak savaşı anlatılırken emperyalistlerin her iki tarafa da sattığı silahlar mevzu bahis ediliyor.

    özyaşamöyküsel olmasının sağladığı bir avantaj olarak, iran kadar avusturya özelinde avrupa'yı ya da batı'yı da görüyoruz. iran'da şah'ın devrilmesini müteakip yerleşen islamcı diktatörlüğün iran'ı değiştirdiği süreçte, batı'daki günlük yaşamın yozluğu ve yabancılaştırıcı durumu izleyiciye sunularak, niyet belli ediliyor.

    satrapi, kişisel bir hikayeden geneli anlatmayı çok iyi başarıyor. iran'ın islam devrimi'yle yaşadığı dönüşüm, gündelik hayatın zindanlaşması, kadının türbana hapsedilmesi, devrimci/solcu/komünist muhaliflerin yaşadığı -şah devrini aratan- zulüm gibi iran gerçeklerini abartmadan mütevazı sayılabilecek bir anlatımla seyredenin zihnine zerk ediyor.
    (kronstadtlı ölü denizci, 30.10.2007 18:15 ~ 18:21)
  9. altın portakal'daki gösterimi sırasında ayakta alkışlamaktan kendimizi alamadığımız film...çoğu yarışma filmine taş çıkarır güzellikte,temiz çizgiler,mükemmel bir anlatım...
    (basima trajik bir olay gelsin istiyorum, 30.10.2007 18:19 ~ 18:20)
  10. hiç bir duygu sömürüsü yapmadan, ağlak edebiyatı kullanmadan sırf gerçekleri yüzünüze vurarak, o bütün 'çizgifilmde de ağlanır mıymış' ahkamlarıma rağmen ağlatan film.
    (choochoo, 07.11.2007 10:55)
  11. biyografik niteliğine rağmen abartıya yer verilmediğini iddia edemeyiz. batıda yaşayan satrapi'nin hikayesi biraz oksidentalizmden nasiplenmiş. satrapi'nin ailesi marksist öğretiyle beslenmiş ve iran'ın savaş dolu yıllarında kızlarını avrupa'ya gönderebilecek ekonomik güce sahip. iran'daki değişim önemli ölçüde öznel bir şekilde aktarılıyor ve bu yüzden birkaç yerde aksıyor film. eleştiriden batının da artık nasiplenmek zorunda olduğu yerlerde bile (batı ülkelerinin iran-ırak savaşında iki ülkeye de silah satması) filmin menşei sahibi fransa'nın esamesi okunmuyor.

    bu tarz filmlere ideolojik perspektiften bakmak zorunda değiliz tabii ki ama es geçmek de eserin kendisine saygısızlık. o dönem bakirelerin idam cezasına çarptırılamaması sebebiyle gardiyanlar tarafından bekaretlerinin alınması doğru değilse bile ortadan ikiye böldü. yasemin kokulu babaanneyi unutamam herhalde. sevgililerin "tek beden" olduğu zikredilirken birinin içtiği sigaranın dumanını diğerinin üflemesi güzeldi.

    ayrıca kemalist devrimle ilişkilendirmek biraz abartı olur. modern zaman devrimleri birbirine biraz benzer zaten.
    (evrimdışı, 14.12.2007 01:25)
  12. güzel bir film. bu türde, yani biyografik, politik alanlardan bahseden gördüğüm belki de ilk çizgifilm. birkaç şey dışında herşey mantıklıydı, kimsenin propagandası yapılmadı:

    --spoiler---
    kızımız batıda kimse yüzüne bakmaz sokakta ölürsün diyor. iyi de iran'da da ailen kimsen olmazsa büyük ihtimal ölüyorsun. saçma bir argüman olmuş. ya da çevirinin azizliğine uğradık.

    edit: veyahut anlatilmak istenen avrupa'da siklememezligin daha hasin oldugu, bilemicem gotumden uretiyor da olabilirim.hmmm.

    --spoiler---
    (keyif pezevengi, 10.01.2008 09:40 ~ 24.07.2008 20:12)
  13. -spoiler-

    marjane'ın eye of the tiger'la gaza geldiği bölüm son zamanlarda bir filmde beni en çok güldüren sahne olmuştur.

    http://www.youtube.com/...
    (kısaveacısız, 15.01.2008 03:02)
  14. iran-ırak savaşının yıllarca bir hiç uğruna yapıldığına dem vuran film. 1 milyon kişinin ölümüne neden olan bu savaştan sadece her iki tarafa silah satan batılı ülkeler kazanç sağladı deniyor filmde. bu kısımları zaten bizim yıllarca duyduğumuz gerçek hayattan kesitler sunan masallar gibi. gerçek olduğunu biliyoruz ama bizler için masaldan öteye geçemiyor..

    şarkiyatçılığa ve ötekileşmeye göndermeler barındıran bu filmde en çok dikkatimi çeken film boyunca koca iran'da bir tek samimi müslümanın resmedilmemesi. samimi sıfatının tabii ki genel-geçerliği yok ama sırf inandığı ve başını örtmesi gerektiğini düşündüğü için başını örten bir kadın ya da dayatmacı zihniyete "dur" diyebilen bir erkek film boyunca karşımıza çıkmıyor..

    iran'daki köklü değişikliği, iran'ı bu sürece iten gerçekleri, bir doğuluya batılının bakışını iyi resmetmesi filmin artılarıyken, islam'ı sadece iki sakallının "başını düzgün örtmezsen seni duvara dayar sikerim" diyişinden ibaret göstermesi filmin eksileri...

    filmi izleyip "işte türkiye de böyle olacak, tehlikenin farkında mısınız?" diyenlere ise kıçımla gülüyorum...
    (malpolitikası, 18.01.2008 18:03 ~ 18:19)
  15. film marjane satrapi'yi eksen aldığından özneldir. bu nedenle her konuda nesnellik beklememek gerek. islamcı diktanın zorla başını örttüğü ve sosyal yaşamdan soyutladığı bir kadının bireylerle değil de sistemle uğraşması doğal geliyor bana. yani, anlatılan islam değil, onun siyasal uygulama sahası olan islamcı diktatörlük. bunları ayırmak gerekiyor önce.

    filmin temel derdi müslümanlığın zorbalığa dayandırılarak kişinin özgürlük alanlarını işgal etmesi. bundan dolayı "az" olan samimi müslüman değil, "çok" ve muktedir olan şeriatçılar resmediliyor. sonuçta, kabak tadı vermiş nazi hikayeleri anlatılmıyor.
    (kronstadtlı ölü denizci, 18.01.2008 19:26 ~ 19:32)
  16. marjane satrapi'nin kendi hayatını yazmış olduğu çizgi diziden animasyon filmine çevrilen, iran hakkında söyledikleri yeni bir şeyler öğretmemekle beraber, zaten asıl amacının da küçüklüğünden itibaren yaşadığı dünyayı, yaşadığı zamana göre, kendi bakış açısı ve espirili bir usulle yansıtmak olan bir yapım persepolis. dediğim gibi beni etkileyen asıl nokta, iran hakkında söylenilenden çok, ilişkiler; duygular ve kişiler üzerinde baskının sebep olduğu türlü davranışlar hakkında fevkalade başarılı olan espirili anlatıştır. filmin batı'ya olan göndermesi ise çizgi diziden daha az olmuş diye okudum; ama daha çizgi dizisini bitiremediğim için bu konuda yapacağım yorum yanıltıcı olur.

    türkiye iran'a doğru gider mi, aynıları bu ülkede de olur mu sorusunun cevabını aslında filmde bulmak mümkün. unutulmaması gereken nokta, iran'ın bu duruma, şahlık sisteminden devrimle geçmesidir. şahsi kanaatim, halkın dilediğini seçebileceği demokratik bir düzen olsaydı böyle bir devrimin, dolayısıyla baskıcı bir rejimin de olmayacağıdır. oysa şahlık, babadan oğula geçen sistemiyle dünyanın demokratikleşme zeminine uymuyordu ve tabi ki bir yerden sonra patlak verecekti. ayrıca her ne kadar modernleşmeye olan katkısı yadsınamayacak derecede de olsa, bu modernleşme, halk düzeyinden çok elit bir tabakada oluyordu. gelir dengesizlikleri, baskıcı, demokratik olmayan bir sistemin kıskacında yaşayan bir toplum...

    ırak-iran savaşı da sanırım yeni rejimin bu savaş üzerinden pirim yapmasını sağladı, bu savaşı da görmemezden gelemeyiz. neticede halk filmdeki gibi baskı görüyorsa, bir yerde sabrı tükenip mevcut olan sistemi çatlatıp demokrasiye geçişi sağlayabilir. zira baskının verdiği birikmişliğin bir çok yapılamayacak olan şeyleri mümkün kıldığı fikrini taşıyorum.

    bu açıdan baktığımda, türkiye eğer demokrasi ile yönetilip, baskıcı bir sistemi tercih etmezse böyle bir rejimin gelme olasılığı son derece düşüktür. ama geçmiş zamanlarda olduğu gibi devamlı ihtilaller, devrimler yapılarak halk canından bezdirilirse olma ihtimali güçlenir.

    filme dönecek olursam, özellikle bazı yorumlarda okuduğum gibi yasemin kokusunu alamadım ben filmden, tabi bu benim filmlerden koku alma kabiliyetsizliğimden ötürüdür büyük ihtimalle. en çok da kişinin, sevdiği bir insan tarafından hayal kırıklığına uğradığında, o kişiyi mükemmellik tahtından indirip tüm kusurlarını tekrar gözden geçirmesini ve bu ikisi arasındaki değişimi çarpıcı bir şekilde aktarmasına bayıldım.

    ayrıca dindar bir insanın niye objektif bir şekilde gösterilmediği sorusunun cevabı da marjane satrapi'nin komünist, dolayısıyla dindar olmayan bir aile düzeninde yetişmesindedir. sonuçta yetiştiği, bildiği şey üzerinden yorum yapması son derece normal.
    (ayna i marziyye, 20.01.2008 15:30 ~ 15:48)
  17. bir kere sadece çizgilerinin izleyebileceğiniz diğer animasyonlardan çok farklı ve hoş bir yerde olması yüzünden bile sevilebilecek bir film.

    anlattığı konu da aslında gayet güzel bir film çıkarabilecek derinlikte. ama filmin kahramanı ve animasyonun sadece hikayesinin sahibi olmayan ekibinin de bir parçası olan satrapi* bazı çok gereksiz olayları filme koydurmuş. film belli bir akıcılıkta ilerlerken araya 10 saniyelik gereksiz bir olay giriveriyor. bu yüzden kopukluklar yaşadım filmde. sanırım fim hakkındaki tek şikayetim ve yazmak istediğim de bu oldu. çünkü çizgileri, anlatımı ve anlattıklarıyla bana herkesin söylediği güzel sözleri tekrar söyletecek bir film persepolis.
    (talen, 10.02.2008 00:07)
  18. dikkati metne çekerek daha etkili bir anlatım yakalamak açısından siyah beyaz çizim tercih edilmiştir. yine aynı amaçla çizimde detaya fazla inilmemiş olmasına karşın filmi etkili kılan en önemli öğelerinden biri yine çizgisi olmuştur.
    (pipelette, 10.02.2008 00:38)
  19. filmini beğenenlerin, mutlaka ama mutlaka çizgiromanını da edinmelerini tavsiye ettiğim eser. yarısından fazlası filmle örtüşse de, filmde bahsedilmeyen olaylar ve detaylar kitapta mevcut. filmi fazla uzatmamak için çıkarılan ve hatta tahminimce her seyirciyi sarmaması ihtimali olduğu için dahil edilmeyen kısımlar çizgiromanı filmden daha zengin kılmış. gördüğünüz yerde alınız. pişman olursanız bir gelip beni görün hatta.
    (paranoiagenerator, 10.02.2008 00:50)
  20. animasyon izler gibi değil de tiyatroda gibi hissettirendir, büyükanne örnek alınası karakterdi, kahramanımız marjane nin anlatımı ise oldukça etkileyici. aşkla ilgili aklın bize oynadığı oyunun yansıtılma şekli de gülümsetti, sevesiniz gelince asıl animeyi beyin çiziyor, güzel anlatmış.
    (heidi, 10.02.2008 23:00)
  21. 80'lerin iran'ında savaş ve devrimle birlikte büyüyen, genç bir kızın öyküsü. en iyi animasyon oscarı'na da adaylığını koymuş. zannedersem bunun başlıca nedenlerinden biri de yönetmenin animasyonun sağladığı faydaların dibine vurnuş olmasıdır. özellikle sahne geçişlerinde bu olay farkedilebilir.
    ayrıca 80'lerin tahran'ında bile seyyar satıcılar yazıcıoğlu'ndakilerden daha terbiyeliler, ama biraz daha cahiller denebilir.
    (bkz: jicheal mackson)
    (snitch, 14.02.2008 17:59)
  22. -spoiler-
    boşanmanın eşiğinde olan marjane ağlamaktadır. büyükanne:
    "yanıldığın için ağlıyorsun. hata yaptığımızı kabullenmemizdir zor olan."
    kısmı ile ilişki kavramını,

    "ne uğruna savaştığını iki taraf da bilmiyordu. batı iki tarafa da silah satıyordu" ve
    "atatürk gibi cumhuriyet kuracağım" diyen şaha: "boşver ne gerek var. sen başa geç, bize petrol ver, gerisini hallederiz" der batılılar.
    kısmı ile batının siyasetini,

    marjane viyanada bir barda adamın birine iranlı olduğunu söylemekten utanıp, fransızım der ve sonra büyükannesinin yansıması olarak şekillenen vicdanı ona karşı çıkar.
    kısmı ile doğulu olmanın, avrupada yaşayan insana yansımalarını,

    geri kalan çoğu kısmı ile ise şeriatın bokluklarını anlatabilmeyi çok çok iyi başarmış bir 'sanat eseri'dir. açık koyusu, kurgusu, çizgilerin seçimi, seslendirmesi, kadrajları, kısacası her yönü ile ilham vericidir. ayakta alkışlanasıdır.
    -spoiler-

    varlığı ile memnuniyet sağlayan ender filmlerden. teşekkürler.
    (sadalet, 15.02.2008 02:18)
  23. kadim çağların görkemli bir şehridir. tartışmayı bölmek gibi olmasın.

    http://tr.wikipedia.org/...
    (salieri ve çiğnenen onuru, 15.02.2008 02:40)
  24. konusundan ziyade çizimleriyle dikkatimi çeken siyah beyaz animasyon film. mutlaka izlenmeli.
    (yamuk prenses, 23.02.2008 18:35)
  25. sırf içinde iran geçtiği için ve iran hakkında pek de hayırlı şeyler söylemediği için oscar ı alacağını düşünüyorum. ama haksızlar mı, hayır iran gerçekten de öyle bir yer...
    (i know i am right, 23.02.2008 18:43)
 sayfa  / 3