2005'te vizyona girmesi planlanan
patrick suskind başyapıtı
das parfum'un uyarlanacağı film..
moskova sinemalarında gösterime giren
filmle ilgili bilgi için:
http://www.moskovalife.com/...
tom tykwerin(koş lola koşdan hatırlanabilecek) yönettiği film.
(bkz:
http://www.imdb.com/...)
şubat 2007'de vizyona girecek olan, grenouille isimli koku dehası katili, ben wishaw'ın oynadığı, ispanyol yapımı, kitabını bir solukta okuduğum, merakla beklediğim film!
16 şubat 2006 tarihinde türkiye'de vizyona girecek film. "perfume: the story of a murderer". özellikle "prenses ve savaşçı" ve "koş lola koş" filmleriyle tanıdığımız yönetmen tom tyker'in son yapıtı. patrick süskind'in 1985 yılında yayınladığı "koku" adlı kitabından uyarlanan filmin senaryosunu andrew birkin (gülün adı), bernd eichinger (çöküş) ve tom tykwer birlikte yazmış. 18. yüzyılda fransa'da geçen filmde; romandaki jean-baptiste grenouille rolünü ben whishaw (dayanılmaz aşk, 77 beds) canlandırmış. grenouille’un rakibi antoine richis ise alan rickman'ın (zor ölüm, harry potter) oyunculuğuyla birleşmiş.
patrick süskind'in arkadaşı olan filmin yapımcısı bernd eichinger, romanı okuduğunda hemen film için süskind'le görüşmüş. fakat süskind 2000 yılına kadar ona sunulan her teklifi geri çevirmiş. film projelerinin ilk sıralarında yer alan "koku" süskind'in bu tutumuyla film sektöründe bir efsane haline dönüşmüş. 2000 yılında süskind ile anlaşan senaryo ekibinin romanı filme dönüştürmesi iki yıl sürmüş.
2005 yılının 12 temmuz'unda başlayan film çekimleri 16 ekim tarihine kadar devam etmiş. münih (bavaria studios) ve ispanya'da (barcelona, girona ve figueres) çekimler için setler kurulmuş. provence’deki lavanta tarlalarında 3 günlük bir çekim yapılmış. yönetmen tom tykwer tüm bu dönem boyunca 350 kişilik çekim ekibinin ve 5200 kişilik figüran grubunun her şeyinden sorumluymuş. bununla ilgili olarak yönetmen bir röportajında şunları söylemiş: “bazen bunun bir çılgınlık olduğunu düşünüyordum. dizlerime kadar balık kılçıkları ve pislikleri içinde dört dilde yaklaşık bin kişilik bir gruba ne yapmaları gerektiğini anlatmak çok da akılcı bir iş değildi. inandığım bir tek şey vardı ki iyi bir lojistikle her tür karmaşayı çözebilirdim...”
bir avrupa prodüksiyonu için oldukça pahalı sayılabilecek bu bütçenin de doğru yönetilmesi gerektiğine inanan yönetmen "bu kadar güçlü bir bütçe hayal gücünüzün her zaman üstündedir. fakat çekime başlamadan neyin ne olacağını tam olarak bilmeniz imkansızdır. sahip olduğumuz bütçenin büyük bir kısmı insan gücüne harcandı. set ise benzer örneklerdekinin aksine çok daha ucuza mal oldu.." demiş. tykwer tüm filmlerinde olduğu gibi bu filminde de tema müziğinin bestecisiymiş.
16 şubat 2007’de özen film dağıtımıyla türkiye'de
vizyona girecek olan film. trailer için:
http://www.apple.com/...
patrick suskind'in nacizane, şiddetle tavsiye edilen romanından, beyaz perdeye aktarma düşüncesi defalarca hayal edilmiş; ancak cürret edilememiş ve en sonunda, yakında vizyona girecek bir film!!!
(dr87, 13.02.2007 00:23 ~ 20:12)
kitabından sonra filmi çekilse nasıl olurdu diye düşündüğüm ve cevabını cuma günü alacağım film.
ayrıca şahane bulduğum bir afişede sahip kendileri.
(mabel, 14.02.2007 18:28)
kitabını bir solukla bitirip aynı heyecanı filminde aradığım film. ama maalesef her zaman olduğu gibi film tam oturmamış yani romana göre çok eksik kalmış. her seferinde olduğu gibi küçük ama önemli ayrıntılar atlanmış. yanlış anlaşılmasın filmde oldukça iyi ama büyük ihtimal kısaltmak için bazı yerlerini kesmişler yinede oldukça güzel olmuş.
stanley kubrick in zamanında sinemaya çekilmesi imkansız dediği, kokuyla ilgisi olduğundan senaryolaştırması zor olan romandan uyarlanan ve 2-3 senede senaryosu yazılabilmiş izlenesi film.
(mabel, 16.02.2007 17:30)
en iyi haliyle bile bir filmdir bu. bir roman uyarlaması olarak ana çeperini belirleyen uyarıcıları önceden ayarlanmış şanslı bir film.
d.n.a.sı arak film
yönetmeninin "lütfen bu filmi çok dikkatli izleyiniz" önerisiyle vizyona girmiş bulunup başında "hmm aykırı bir masal bu" , "ohmm ne kadar farklı bir yaklaşım" gibi entel ifadelerle takip edip, sonunda ise
yok ebesinin amı ali samikıvamına geldiğim film olmuştur efendim bu.
------filmle ilgili ipucu içerebilir-------
gerek planları gerek basit görünen şeyleri olağanüstüleştirmesi ile ben filmde hafif bir amelie tadı bulmadım değil. lakin dediğim gibi siz kendi kendinize yorumlar yaparken film sonda öyle bir manyaklaşıyor ki aptal bi sırıtmadan öteye gidemiyor film hakkındaki görüş ve düşünceler.
öyleydi şöylediden çok filmdeki emeğe değinmek isterim efendim. kolaymıdır 500 adama grup seks yaptırıp bir de bunu sanatsal olarak görüntüleyebilmek! ben bugün bunu gördüm.
ayrıca kafama takılan bir noktada filmden çıkınca dank etti: katilimiz son kurbanının odasına elini kolunu sallayarak köpeği bile uyandırmadan nasıl gidebildi diye kendimce hata bulmuş idim lakin kahramanımızın kokusu olmamasında gizliymiş tüm ayrıntı gözden kaçırmamak lazımmış..
-------
gideyim mi gitmeyeyim mi diye düşünen arkadaşlar var ise önerim şudur: "koku: bir katilin hikayesi" cümlesiyle tanıtılmış olmasına aldanıp seri katilli gerilimi aksiyonu bol, eğlencelik bir kaç saat peşinde olan arkadaşlara önermiyorum pek. zira film bu yöndeki beklentilere cevap verecek bir film değil. ancaak değişik bir şey izleyeyim, hayal gücüm geniştir çok şükür, az buçuk sinema sanatını da severim diyorsanız bir göz atmakta fayda var derim naçizane...
okuduğum kitabın filmini izlemekten ne kadar hoşlanmasam da,kitabından o kadar etkilendim ki filminin nasıl çekileceği düşüncesi merakımı cezbetti ve evet gittim.beklediğimi vermese de hakkını yiyemem ki daha fazlasını istemek ayıp olurdu.ana temalar tam verilmemiş ve ana karakterin kitapta yansıttığı duygular tam filmde hissedilmemiş olsa da güzeldi,etkileyiciydi..
koku, güzel mi yüce mi katil mi şehvet mi? bu sorunun cevaplarını ararken içinde kaybolma ihtimali yüksek bir film. kokunun oluşturduğu metafor herhalde uzun vadede anlaşılabilir ya da tam tersi.
filmle ilgili dikkat edilmesi gerekn bir diğer husus ise mekandır. ama yine de filmden önce kitabı okumuş olmak daha iyi gelecektir.
kitabında da filminde de sonunu süper saçma bulduğum ama sonuna gelinceye dek çok zevk aldığım eser.kitabı bir solukta okurken,filmin bazı yerlerinde sıkıldığımı itiraf etmem gerek.yine de sinemaya gidip izlemek yerine evde izlemek daha güzel bu filmi.
tom tykwer'in koku çağrıştırımı yapmak için keskin renklere başvurduğu bir film olmuştur, mükemmel olmuştur. romanı okuyan var mıdır bilmem ama okumayanlar tarafından beğenileceği kesin gibi. sonlara doğru daha da bir süper oluyor.
kitap uyarlamalarının belki de en iyisi, masalsı anlatımı ile dikkat çekmekte.
üzerine düşünülecek güzel bir film olmasına rağmen sonuyla tüm atmosferi bitirmiştir. gülmekten yerlere yattık yani sonunda. ama film güzel miydi çok güzeldi.
---spoiler---
(bkz:
grup seks)
---spoiler---
öncelikle kitap incelendiğinde yazar; akılın, bilimin; dinden,inançlardan kısacası dogmatik düşüncelerden daha üstün olduğu anlatmak istemiştir. koku ve karakter bunu sembolize etmektedir. işin felsefi boyutuda vardır tabiki de. oysa ki, filmde koku soyut olmaktan çok somutlaşmıştır. asıl verilmek istenen ders yerine, seri cinayetlerin anlatıldığı bir konu olarak algılanabilir film. ek olarak ana karakter filmde çok aşağılık, pislik gibi işlenmiştir. oysaki böyle değildir. senaryolaştırılması kanımca çokta iyi olmamıştır. ama filme, oyunculuklara, çekime bakılacak olursak oldukça başarılıdır. film gibi algılamak yeterlidir. düşünmeden,sorgulamadan.
romanı olduğunu filmi sayesinde öğrendiğim, filmde sonundan hiç hazzetmediğim ama yorumlarda kitabın ne kadar şahane, finalinin de bir o kadar inanılmaz olduğunu okuduğumda bu filmdeki finalde bir terslik mi var yoksa diye düşünüdüğüm enteresan film.
muhteşem kitap. filminin çekilmesi çok ciddi bir hata olmuşta olsa - patrick süskind'in inanılmaz betimlemelerinden yoksun - kitabı okuduğunuzda jean-baptiste grenouille i öyle güzel anlıyor ve onun koku dünyasına öylesine mükemmel bir uyum sağlıyorsunuz ki bir filmin bunu insana hissettirmesi çok güç. film çok başarılı olmuş yinede ama kitabın yanından geçemiyor. filmde onun düşünce yapısını anlatmaktan çok onu hastalıklı biri gibi (tamam öle zaten biliyorum ama çok etilendim kitaptan napayım) göstermiş, onu anlatmaya çalışmaktan çok. kitabını okuyun çok daha fazla seveceksiniz.
ilginç sonu olan filmlerden biri daha... ancak bu kez şaşırtıcı yönleri çok fazla ve sadece sonda değil bir çok yerde şoklar yaşatan insanı saran bir kurguya sahip film.etkileyici çekimleri ve ustalıkla hazırlanmış efektlerle insanı daha çok içine çeken izleneni yaşatan ve izlenmesi şiddetle tavsiye edilebilecek bir film...
patrick süskind'in aynı isimli romanından uyarlanmış, sadece finali için izlenmesi gereken filmdir. o finaldir ki beyaz perdenin önünden o kokuyu almamı sağlamış, beni ekranın içine çekebilmiş bir finaldir. bunda pek çok insanın dikkatini bile çekmeyen, bilinç altına yönelik atmosferik müziklerin de katkısı yok değildir tabi (aynı olay
requiem for a dream'de de uygulanmıştır), ya da yanında sevgilinin de olması.. ama şu kesindir ki kitap o final görüntülerini insan beyninin tasvir edebilmesine pek imkan vermemektedir. sonrasında film izlenmez, müzik dinlenmez, ertesi gün uyanıp koku uçtuktan sonra hayata devam edilir.