öte anlamına gelen pera, istanbulun merkezi eminönü tarafında bulunduğu için halicin karaköy tarafının tümü için kullanılmıştır. ancak günümüzde pera denince beyoğlu anlaşılmaktadır.
tünele en yakın halkbankasının arasında canlı müzik ile süper eğlendiren mekandır. gecenin ilerleyen saatlerinde isteyen mikrofonu kapmakta, istediği şarkıyı mekanın müzisyeni eşliğinde söylemektedir. görülesi bir yerdir.
günümüzde tamamına taksim - beyoğlu denen, şimdiki karaköy, fındıklı, perşembe pazarı ve tophane , cihangir semtlerinin genel adıdır. 14. yy başlarında cenevizlilerin kentidir pera. bölgenin ticari can damarı ise galata olarak adlandırılan yerdi. bu yörenin bilebildiğimiz en eski adı, "sike"dir. "sike" grekçe'de (incir ağaçları) anlamına gelmektedir. bunu türkçe'ye (incirlik) biçiminde de çevirmemiz mümkündür. i.ö. 146 yılında, bölgeye egemen olan romalıların, yöreye "sycena" dediklerini biliyorsak da, bunun başlangıç tarihini saptamakta zorluk çekiyoruz. kesinlikle emin olduğumuz bir şey varsa, o da; i.s. 330 yılında, o zaman "deutera romi" (ikinci roma) adıyla, bugünkü istanbul, roma'nın başkenti olarak tarih sahnesine girdiği zaman, kentin 13. idari bölgesi olan "galata"nın resmi adının "regio sycena" olduğudur.
yöreye resmi olarak, latince "regio sycena" , halk arasında grekçe "sike" denilirken, bizans imparatoru ioustinianus burayı imar edip, surlarla çevirince; bir süre için "ioustinianopolis" denilmeye başlanmışsa da, sonra bu ad terkedilmiştir. 8. yüzyıldan sonra "galata" adı ortaya çıkar. "galata" adının nereden geldiği çok tartışmalıdır. bir görüşe göre; yöre halkının galat diye adlandırdığı kelt kavmi buradan geçerken, önderleri brennos yönetiminde burada kalmışlardır. "galata" adı da bu nedenle yöreye verilmiştir.
galatlar'ın daha sonra yerleştikleri, sakarya ve kızılırmak nehirleri arasında kalan bölgeye de, tarihin o dönemlerinde "galatia" dendiği düşünülürse, bu görüş ilk bakışta akla yatkın gibi gelmektedir. ancak galatlar'ın, istanbul boğazı'ndan i.ö. 278/277 yılları arasında geçtikleri, bu bölgede sürekli olarak yaşamadıkları düşünülürse, bölgeye neden bu olaydan yaklaşık 1000 yıl sonra "galata" denilmeye başlandığını açıklamak zordur. bölgeye ancak 8. yüzyıldan sonra "galata" denilmeye başlanmış olması, bu görüşü zayıflatmaktadır.
bir başka görüşe göre, bu ad, grekçe'de (süt) anlamına gelen "gala" sözcüğünden türemiştir. "galata" sözcük olarak (sütler), "galatas" (sütçü) anlamına gelmektedir. bilindiği gibi, bir bölüm slav ve bulgar kökenli kişiler, sike bölgesine yerleşmişlerdir.bulgarlar burada gerçekten sütçülük yapmış, mandıralar kurmuşlardır. (bundan otuz yıl öncesine kadar, karaköy'de pek çok muhallebicinin olmasının kökü de belki bu olgudan kaynaklanmaktadır.) böylece yöreye (sütler) anlamındaki "galata", ya da (sütçü) demek olan "galatas" sözcüklerinden esinlenilerek, galata adının verilmiş olması mümkündür.
bir üçüncü görüşe göre, galata adı, italyanca'nın cenovalehçesi'nde (yokuş) anlamına gelen "caladdo" sözcüğünden türemiştir. yöreye arapların "medinet ül kahr" dediği, "karaköy" adının buradan gelebileceği ileri sürülmektedir. burada "kahr" sözcüğünün (üstün gelen, ezen) anlamında kullanılmış olması mümkündür. "medine", (kent) anlamında kullanılmıştır.
galata'nın kuzeyinde kalan bölgeye, bizans çağında grekçe (öte, ötesi) anlamına gelen "peran" sözcüğünden esinlenerek "pera" deniliyordu. "peran" sözcüğü, bugün yunanca'da, "pera" biçimini almıştır.büyük bir ihtimalle bölgeye eskiden "peran" denilirken, daha sonra sözcükteki değişime uyularak "pera" denilmeye başlanmıştır. buradaki bağların adı da "pera bağları"ydı.
biz bugün, eski "galata" ve "pera" nın bulunduğu alanların ikisine birden "beyoğlu" diyoruz. bu iki ad, uzun süre bir arada kullanılmışlardır.ulusal kurtuluş savaşı'ndan sonra, 1925 yılında, kent ve mahalle adlarının türkçeleştirilmesi sırasında, "pera" adı kaldırılmış, yalnızca "beyoğlu" adı bırakılmıştır. ancak "galata" adına dokunulmamıştır.
"beyoğlu" adının, trabzon rum pontus imparatorluğu'nun son prenslerinden, islam dini'ni kabul ederek buraya yerleşen ve yaşayan aleksios komninos'dan dolayı bu yöreye verildiği ileri sürülür. kendisinin, bugün tünel dediğimiz yerin yakınında, büyük bir konağı olduğu söylenmektedir. bir diğer görüşe göreyse, kanuni sultan süleymandöneminde, venedik elçisi (o zamanki adıyla "balyos"u ya da "baylos"u) alvario griti'nin, taksim'de büyük bir konağı vardır; balyos'a "beyoğlu" denilmektedir ve "beyoğlu" adının da buradan geldiği düşünülebilir.