|
|
- kenan evren başlığındaki girisiyle dikkatimi çekmiş olan yazardır.
bunun üzerine okuduğum diğer mesajlarının çoğuna da katılmış olup bir çok konuda hemfikir olduğumuzu farketmemi sağlamış, haliyle de beni bu giriyi yazmaya zorlamıştır.
sanırım ikizler burcu, bu açıdan kesinlikle tasvip etmedim kendisini ama naparsın, o kadar kusur olur.*
edit : ikizler değilmiş, aslanmış.. daha da bir mutlu oldum*(atalante, 28.02.2007 16:22 ~ 03.03.2007 12:06)
- onu tanıdığımdan beri, her sabah balkonumun penceresine bir avuç buğday koyuyorum.
- iyi derecede fransızca biliyor galiba. izliyoruz.
- çok önemli parti'nin isim annesi, en iyi yemek yapanıdır. haftaya yaptığı böreklerle istanbulda kapı kapı dolaşıp oy isticez.
(bkz: siyaset hamur işidir ve börekle yapılır)(chixculub, 09.06.2007 18:14 ~ 15.12.2007 20:36)
- dün akşam sözlük radyosunda sürgün çalarak * kalbimi kazanmış bal yazar şeker yazar*. hakkında hiçbişi bilmiyorum ama bu şarkıyı hatırlatması yetti de arttı.
- programı beni bambaşka bir havaya sokan itü sözlük radyosu dj'si. türk sanat müziği melodilerini duyunca, ne kadar özlediğimi hissettim.
(bkz: on air)
- hayat insana değişik yollarla dost kazandırıyor. aynı havayı soluduğunuz kentlerde, defalarca karşılaşmış olma ihtimalinize rağmen asla tanımadığınız kişilerle bir şekilde yolunuz kesişiyor. yaşadığınız kentte aslında size ne kadar benzeyen dostlarınız olabileceğinizi anlıyorsunuz. rastlantıları beklemek biz insanlar için kaçınılmaz olmuş artık. ama penceremdeserçeler'in rastlantıları bekleyen değil, kalbinin onu götürdüğü yere giden yazarlardan olduğunu söyleyebilirim.
itü sözlük'te tanışıp, yüzyüze karşılaşma fırsatımın olduğu nadir yazarlardandır kendisi. fırtına demeden, yağmur dinlemeden işyerindeki gece nöbetlerimden birinin başlangıç saatlerinde, kendisine ikram ettiğim neskafe üçü bir aradaya sohbetimizi katık ettik birlikte. ve ben bu gecenin sonunda şunu anladım ki, penceremdeserçeler, kendi penceresindeki serçeleri bile ürkütmek istemeyen, hayatla ölesiye barışık, yüreğinde inanılmaz bir insan sevgisi ve anlayış besleyen birisi. bütün bunlara bağlı olarak da inanılmaz dost canlısıdır.
hazırladığı nameste programında hoş sohbetini ve neşeli sesini, diğer yazarlarla da paylaşmasını dilerim en kısa zamanda.
bir de penceresindeki serçelerin, hayatındaki hiç birşeyden ürkmeden sürekli orada kalmasını.
- pencereme konan kuşların fısıldadıklarına göre bu gün doğum günüymüş. nice mutlu yıllara özel insan.
- kendileri müzikal bir esintidir.
- düzenli olarak girilerini takip etmesem de, yaptığı nameste programı ile karşılaştığım yazar kendisi. özellikle radyo programında çaldığı playlistler oldukça tanıdık. istek parça hadisesini ortadan kaldıran bir durum bu.
ayrıca dinleyici takip mekanizması ile radyo programına katılan dinleyicilerin kişisel parçalarını anında çalan bir dj'dir. yaptığı programda ve serzlenişli kabullenemez girilerindeki tanıdık mesajlar aynı paralelde.
ayrıca bugün itibariyle dogumgünü yazar ve dj'i. nice mutlu yıllara. les moineaus dans ma fenetre
- bugün itibariyle sözlüğün doğum günü çocuğu.
- uzak sandığımız yakın şehirlerin daimi yolcusu, trakya insanı, hoş sohbet, güler yüzlü bir yaz esintisi. tanışmaktan ziyadesiyle memnun olduğum , kendi deyimi ile yazmayıp çokça okuyan serçe.
- "bugün benim doğum günüm" diye arayarak doğum gününü unutmamı zerre siklemediğini gösteren insan. bir de gülüyordu telefonda. seviyesiz bir ilişkimiz var. seviyorum o ayrı.
- bir msn diyaloğu:
ich: beyb
serçe: çatladım, 5 dakka oldu msn i açalı, niye bu kadar geciktin
rahatsız.
- (bkz: çingene pilici)
valla kendilerinin tanımı bu. boşuna internet deryasında gezinip anlamını aramayın. çünki, tüm telif hakları penceremdeserçeler hatun kişisine ait olup, el emeği göz nuru türkçe'ye kazandırılmış bir tanımlamadır.
anlamını da yine kendisinden alıyoruz; güleryüzlü, hoşsohbet, neşeli, kimseyle bi problemi olmayan, kırk kralla barışık hatun. erkekler kullanamaz. bu son kısmı ben uydurdum.*
erkekler için çingene horozu, üretim aşamasındadır, penceremdeserçeler benimkinden daha parlak bi buluş üzerinde çalışmaktadır. muhakkak ki bulacaktır.
- akşam akşam gönderdiği msn arka planlarıyla şahsımı maymuna çevirmiş yazardır. ekranın heryerinde kuşlar, böcekler, kelebekler ve kalpler uçuşuyor. bir insanın canı sıkılmaya görsün. neler yapabileceğinin ispatını yaşattı bana bu akşam. eyvallah diyorum kendisine ve;
artık birisinde karar kılıp eylemlerine son vermesi çağrısında bulunuyorum.
- iç mimarlığı hakettiğinden emin olduğum ama her nedense üst bir şirketin özel düzey yöneticisi konumunu bırakamayan yazar. tekdir ediyorum.
- sadece okurken,
kısa bir süre çaylakken,
tazecik yazarken
penceresindeki serçeleriyle dikkatimi çeken, varlığı mutlu eden insan evladı.
- bugün ilk defa konuşma ve tanışma şerefine nail olduğum ve pat diye söylenmesi bazen sakıncalı olacak konularda pata küte iletimleştiğimiz kişidir. hakkında okunanlara göz gezdirme gereği de hissettirmiştir ayrıca. onun gibilerin düşünceleri varoldukça tayyip alemleri * azalacaktır düşüncesi hakim oluyor.
edit: yalakalık sonucu ucuz kotları kaptığım kişidir. olurda vermezse çemkireceğim buradan.
- nicki üzerinden cinsiyet tahmini yapılamayacak yazarlarımızdan birisi daha. tepkisini sakınmadan yazıyor, bu nedenle müdavimi oluyorsunuz yazdıklarının. doğrularının arkasında durabilecek kadar yürekli olması da cabası.
- söze nereden başlasam diye düşünürken ben hâlâ
biliyorum ki ilmeklenecek cümlelerim
kelimelerin tek tek vurulup
düşen kuşların sağır çığlığınca
maviye hasret kırmızıların yağmurlarında
sırılsıklam olacak,
biliyorum...
dünler vardı...
hafızamda silik izleri kalan dünler...
bu günlerim gibi...
yarınlarıma gölgesi düşen, dün olacak bu günler...
yarınlar... ama ya yarınlar?
bu günlerimden umuda umutsuz yarınlar
gölgelerimin düştüğü belli belirsiz,
gölgelerde gölge yarınlar...
gölgelerimin gölgesiz gölgelerindeyse bir ben,
yalnız ben kimsesiz bensiz bir ben
yürek öksüz, ağıtlı bir sevda öyküsüyüm öyküsüz
gölge gölge öylesine yetim
ve ben arzuların yanar dağında
ömrümün ellerini uzatmış yıldızlara
masmavi toz zerrelerinden salıncaklar kuruyorum.
karanlığında boşluğumun sallanıp;
sallanıp sallanıp...
ve belki de...
belkisiz belkilerle belki de
... niyetindeyim..
sonra kanadı kırık kuşların notasıyla
son bir türkü dolayıp dilime
belkisiz bu son seferde
sessiz bir selam vermek kimsesizliğe.
varlarım var,
varlarım yokla var arasında
varlarım var
varlığımın yok hallerinden bihaber
varlar varlarım...
mektuplar yazılıyor
mektuplar kelimesiz cümlesiz
mektuplar yazılıyor adressiz
mektuplar; yüreklerin yazdığı
sevda yüklü yürekler yüreksiz
kimleri kimsesiz, dilekleri dileksiz
mektuplar yazılıyor mürekkepsiz,
nektuplar kalemsiz..
mektuplar...
kadınlar ağlıyor
adamlar yanıyor
çocuklar bunamış ihtiyarlar kadar
bin yıl yaşamış ama hiç doğmamış gibi anısız
çocuklar mutsuz umarsız...
arsız arzuların, insafsız ihtirasların
karanlık sarnıçsız cadı kuyuları
o kuyulardan kuyulara
işte o kuyulardan kuyulara
akseden yüreğim
o kuyular da o kuyulara isyanla
haykıran sesim var...
ömrümün ömründe şimdi maviye düşmüş
hazanla zemheri arası kıpkızıl bir çağdayım
yani ey yüreğimin yüreği anla ki
yani soluksuz kalmış bir balığın solungacında
yani onun takılıp kaldığı
yani çırpınmaların çare olmadığı
yani zalim kader örgülü bir ağdayım
elime fırçalarını alıp umudun
önce hasretin kara rengini
sonra yüreklere düşmüş taş rengini
ve zihni ele geçirmiş grileri boyamak...
sonra ip atlayıp çelik çomak
ha bir de saklambaç oynamak...
bahçelerden erik çalmak
bahçelerden sevgiliye çocuk sevdalı güller çalmak...
şekerlemeleri saklamak misketlerin olduğu yere
uçurtmanın ipi koptuğunda
ya da tele takıldığında ağlamak...
babanın aldığı o ilk gün
bisikletinden düşüp de
dizlerin yara bere kanadığında bile
acısına rağmen
yine de bisikletim oldu sevinci ile gülebilmek...
koca ömürde kocaman yalnızlık hülasasında
büyüdükçe kazanılan kayıplar
kayıplarda kaybolmuş umutlar
yaşanmamış kocaman aşk da var
aşk da var... kocaman aşk
yokların içinden yok kadar çok
aşk var...
aşk da var...
yalnızlık kadar
hasret kadar
aşk...
aşkta aşk var,
yok kadar çok...
kocaman...
ilk seferinde, kısa, duygusuz, baştan savma yazdım diye kızmıştın.
ama işte böyle bişey penceremdeserçeler
- arkadaş nasıl bir arşivi varsa, utanmasa shakira'nın evde kaydettiği ham demoları falan bulup çıkaracak.
|