sözlük günlük periyodik bakım işlemleri sebebiyle az sonra kısa süreliğine servis dışı kalacaktır
 
belki ilginizi çeker
  1. · bütün parçaların güzel olduğu albümler
  2. · ilhan selçuk un gözaltına alınması
  3. · istopya
  4. · ela
  5. · o gün
  6. · yağmur yağıyordu
  7. · ventana
  8. · saç kurutma makinesi ile çorba soğutmak
  9. · düşler gönder uykuma
  10. · ilhan selçuk
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · 27 yaşında olduğu halde bir hayat kuramayan insan
  2. · 25 kasım 2009 emekçi grevi
  3. · ibrahim üzülmez
  4. · sözlük yazarlarının itirafları
  5. · gece yarısını geçtiği halde sözlükte dolaşan kız
  6. · bir kadının bilmesi gerekenler
  7. · marjinal isim meraklısı aile
  8. · öss 2007 ye girecek olan yazarlar
  9. · walt disney vs warner bros

pencere  

  1. (benbirküçükcezveyimköşebucakgezmeyim, 04.10.2004 17:17)
  2. (bkz: pencereler)
    (excalibur, 04.10.2004 21:47)
  3. camı vardır.
    (azureel, 03.05.2005 16:07)
  4. ilhan selçuk'un cumhuriyet'teki köşesi
    (mavio, 19.08.2005 18:53 ~ 18:54)
  5. ogün şanlısoy yorumu ile gerçekten beğeni toplayan bir parça..
    diyo ki:
    baktım olmaz seyre daldım
    anılardan bir tomardım
    çok yoruldum çok daraldım
    penceremden gir içerii..
    (kendimden geçir beni... )
    (briseis, 06.10.2005 00:49)
  6. insanların buyuk kutular içinde boğulma hissinden kurtulmaları için yerleştirilmiş seçici geçirgen giriş...
    (nimlioth, 20.10.2005 16:19)
  7. tual'in unutulmaz şarkısının adı ;

    ne geceler, ne gündüzler gördüm
    en vazgeçilmez yeminlerden döndüm
    görmedim senin gibi, sevmedim hiçkimseyi
    yapayalnızım şimdi, unuttum gülmeyi

    sen, vaktinden çok sonra gelen
    sevdalı bir yağmur gibisin, çisil çisil gözlerimden
    sen, çıldırmış şairlerin, titreyen mısralarında basettiği o perisin...

    pencereler önünde çürürken o güzelim yıllarım
    hayalin gözlerimin önünde bize ağlıyorum
    .....
    (coolwolf, 04.11.2005 00:21 ~ 00:47)
  8. (haşmet asilkan, 11.03.2006 02:04)
  9. edebiyatta genel olarak hayatı simgeleyen metafordur. kişinin duvarındaki pencere baktığı yere göre kişinin hayatındaki sosyal-psikolojik durumunu sembolize eder. örnek vermek gerekirse, füruzan'ın "taşralı" öyküsündeki genç kızın odasındaki tek pencere, birbirine benzeyen evlerden birinin karanlık duvarına bakmaktadır ve hemen önünde küskün, solmuş, kuru bir ağaç vardır. bu , genç kızın hayatının standartlar içinde, solgun ve yaşamın renklerinden uzak geçeceğini işaret eder. hayata bakışı simgeleyen pencere, kişinin duvarında ne kadar yer kaplar ve neyi görürse kişinin hayatına bakışı da paralel şekilde anlamı çıkarılabilir. elbette sanat sabitliği kabul etmediğinden bu imge de sabit değildir, bunu da unutmamak gerekir.
    (haşmet asilkan, 11.03.2006 02:08)
  10. uzun bir süre evden çıkamayacak kadar hastaysanız herşeyiniz olan , size hayatı gösteren , hayata baktıran, hayaller kurduran, bazen de iç geçirten , karanlığın düşmanı , camdan güneş kapısı.

    penceresiz odama bir perde asardım , ona bakıp arkasında bir pencere olduğunu hayal etmek böylece daha kolay olurdu , o pencerenin arkasındaki dünya benimdi , bir sevgilim vardı orada , çocuklarım vardı , mutluluk vardı , huzur vardı ,mavi vardı yeşil vardı, güneş sızardı ordan , içime dolardı sonra , sonra ışıkları kapatır , daha güzel hayaller uğruna bir uykuya dalardım , rüyamda seni görürdüm , o pencere benim olsun mu? derdin ,bende bizim olsun derdim , sende kabül ederdin ve sonra o pencerenin olmadığı bir sabaha uyanırdım. sen ise hala oralarda bir yerlerde beni bekliyor olurdun. ben ise tek renk odamda geceyi beklemeye çoktan başlardım. kapı oradaydı ,dışarı çıkamazdım , korkardım , ama içerde kalmamı o kapı kolaylaştırırdı , düşünürdüm , güzel olan herşey biterdi , bende herşeyden önce bitmeyi isterdim , olmazdı , kaderime küserdim , boynumu bükerdim , son noktayı koyup , çeker giderdim.
    (sade, 07.09.2006 10:56)
  11. iki pencere önümde; biri sağıma çıkıyorsa diğeri de soluma çıkıyor. biri aralanmış, itilip geçilmeyi bekliyor, diğeri sonuna kadar açık sanki. aralık olandan, o yaz gecesi duyduğum deniz kokusu ve ılık rüzgar geliyor. ardına kadar açık olandansa savuran bir rüzgar. birinden uzatınca kafamı dışarı göğü görüyorum. yıldızlar var çok, parıldıyorlar. diğerinin aralığından kafamı uzatmaya çalıştıkça, renkler geliyor kulağıma, sesten dumanlar görüyorum.

    aralık olan pencerinin ardından birrüya düşüyor düşlerime. eğilip alıyorum yerden. sirkeliyorum. örtüyorum üzerime rüyamı. yine sağıma dalıyorum. gözlerim yeşeriyor. boynuma sarılıyorum. siyah ilmeğimle tanışıyorum. saçlarım kırmızı, gözlerim duman olmuş, bu gece de yalnızız yine; gece, duman ve yalnızlığım.
    (ximxili, 02.04.2007 02:49 ~ 02:52)
  12. kokusu mahalleye yayılsın
    diye yaptığı yemeklerin
    akşamüstleri
    açık tutar penceresini
    yeni gelin.

    (bkz: sunay akın)
    (şizofren ev kedisi, 29.04.2007 23:45)
  13. ayten alpman'ın son çıkan bir başkadır ayten alpman adlı albümünde yeniden yorumlanmış güzel de olmuş şaheser
    (avatar the last airbender, 09.06.2007 08:44)
  14. - sokakta olup bitenin, gelip geçenin seyredilebildiği,
    - kadınların silmekten hiç hoşlanmadığı,
    - üst katlarda ise temizliğe gelen teyzelerin cambazlıkla temizlediği
    - eve güneş ışığının girdiği nesnelerdir bunlar.
    (mothman, 22.03.2008 23:52)
  15. (hürrem, 24.06.2008 16:33)
  16. duvar diğer insanlardan seni gizler. pencere röntgenlemeye yarar. akabinde kapıdan çıkıp röntgenlediğin kişi ile tanışırsın.
    (soyut, 24.06.2008 16:40 ~ 16:41)
  17. bill gates i ve onun ne kadar akıllı ve zengin olduğunu hatırlatır
    (capadosman, 24.06.2008 16:41)
  18. ogün sanlısoy'un hoş bir parçası. sözlerini de vereyim eksik olmasın;

    günaydın gözün aydın, benden aldın, sende kaldım
    dün bunaldım, zor uyandım, görmeyince zor dayandım
    baktım olmaz seyre daldım, anılardan bir tomardım
    çok yoruldum, çok daraldım, penceremden gir içeri

    üzgün oldum, düzgün oldum, bir yüzümle yüz göz oldum
    bir ses oldum, bir söz oldum, söyleyince sensiz oldum
    baktım olmaz seyre daldım, anılardan bir tomardım
    çok yoruldum, çok daraldım, penceremden gir içeri
    (dünyayı kurtaran adam, 20.07.2008 21:12 ~ 21:12)
  19. beşinci yol
    (archi, 04.08.2008 00:19 ~ 00:19)
  20. nedense still got the blues'u anımsatan tual şarkısı. can acıtır.
    (archi, 04.08.2008 00:20)
  21. odanızdan dünyaya açılan göz gibi klasik tanımlamalara mahal veren eskiden böyle haç gibi duran çıtalarla dörde bölünmüş ahşap günümüzde ise pvc mi, her neyse, denilen madde ile oluşturulan binanın ışık ve hava almasını bir de kafanızı sarkıtıp mahallenin muhtarı olabilmenizi sağlayan muhafazalı duvar deliğidir.
    (idiot, 04.08.2008 00:39 ~ 26.08.2009 00:50)
  22. benim insanlığa açılan pencerem sendin.
    şimdi sen gittin.
    sadece sokağa bakar oldum.
    (diazepam, 27.10.2008 11:10)
  23. kolu vardır.
    (komiknickbulamadim, 16.06.2009 16:00)
  24. insanın yaşadığı alan ile dünya arasındaki bağdır.

    yokluğunda varlığını fark ettiğiniz yaşam bağıdır.

    zira, penceresi yan taraftaki konteynırın penceresine bakan bir yaşam alanında, "bir avuç gökyüzü" triplerine girip, hapishanede yaşadığınızı hissedebilirsiniz.

    o pencere ki, size havanın durumunu, insanların, ağaçların, araçların, dışarısının nasıl olduğunu gösterir, yokluğu acı verir.
    (right lane must exist, 20.07.2009 20:58)
  25. kara bulutlarla kaplanmış mavi gökyüzüne nispet yaparcasına aydınlık için ter döken; bir elini güneşe, diğer elini de, parçası olduğu odanın sahibine uzatmış olan, aydınlık ve akabinde tam zıttı olan karanlığın temsilcisi.

    bir avucumuza geceyi tutuşturalım, diğer avucumuza da karalarla kaplı bir defteri. ve kendimize umarsızca bir harita çizelim, çizgileri kalın olsun. zira ince olursa silinir korkusu var, en azından yerleştirelim bu korkuyu derinlerimize. başlayalım dağılmış mürekkepli kelimeleri deftere aktarmaya, çizdiğimiz haritadan da yardım alarak...ve pencere, yani aydınlığın temsilcisi, bize ışığı armağan edene kadar yazalım. ki o anlarda tek kurtuluşumuz yazmak, ışık armağan edildiğinde bize, zaten pencere olacak kurtuluşumuz ! ve bu, sonu ünlem işaretiyle biten cümleden yapacağımız çıkarımıda aklımızın bir köşesine yazalım, onu bu eksiltilmiş yazının sonunda dile getireceğiz.

    bir avucumuza bir bahçe kuralım, ve içerisinde manolya'lar olsun, ve nispeten kırmızı güller. büyümesi için bu çiçeklerin ve ağaçların, pencerelerine ihtiyaçları vardır; yani ışık kaynağına, yani güneşe. bizim onları sulamamız; onlar için, onlara yaptığımız küçük bir iyiliktir. onlara asıl iyiliği yapan, o soylu davranışı yerine getiren asıl pencere'dir, yani güneştir. yani; herkesin penceresi vardır, ve bu bi' ışık kaynağıdır, ve bu ışıkta saf ışıktan ibaret değildir. sorun; ışık derken, ışığı, saf bir ışık kaynağı olarak algılamaktır. oysa ki; manolya'da bir pencere'dir, o da bir ışıktır, yani; kurtarıcıdır. ve fazlasıyla, kara bulutlarla kaplanmış gökyüzüne nispet yapar, ter döker, bir elini bana bir elini de güneşe vermiştir. o, bir nevi benim içimden, yine benim içime açılan bir penceredir. ve açılıp açılmaması da, benim o'na karşı göstereceğim davranışlar ve görevlerle belirlenir. o'na vereceğim en ufak mutluluk, bana güneşli ve aydınlık günler, aylar, yüzyıllar getirebilir. solmasın manolya'lar diye direttikten sonra, o'na hunharca dokunmam o'nu solduracaktır. çünkü, dokununca solar manolyalar, o solunca pencereler kapanır...

    her zorlu bir duruma düştüğümüzde, elimizden tutmasını istediğimiz herşey bir penceredir. asıl sorun, pencereyi dikdörtgenden oluşmuş bir şekil olarak algılamakta, ve bu düzlemde emin görünen adımları atmaktır. yazmak; pencerenin yazı formuna uygulanmış şeklidir. sevilen kişi, pencerenin insan hüviyetine bürünmüş bir şeklidir. güneşte, pencerenin ışık kaynağına dönüşmüş şeklidir. esasen herşey ufak bir penceredir, bu pencereleri doğru bir şekilde doğru bir zamanda açılmasını sağlamak ve doğru bir zamanda kapatılmasına mahal vermek kişinin duygu ve düşüncelerini sağlam ve düzgün bir ruhani düzleme yatırmasıyla mümkündür. ama herşeyde mümkün değildir, malesef.

    yazının bir taraflarında bir çıkarımdan bahsetmiştim, ki o da şudur; pencerelere her zaman ihtiyaç duymayız, bazı şeyler, yalandan da olsa onun yerini alabilir, ve bizi kısa süreliğine de olsa tatminliğe ulaştırabilir. çünkü o anlarda tek yolumuz odur, ve onunla yetinmek durumundayız. bizler, o anları saf ve mutlu bir şekilde geçiştiririz, ve o şeyi pencere olarak algılayabiliriz. ama asıl pencereye ulaştığımızda bu derin uykudan uyanırız, ama o zaman da iş işten geçmiş olabilir, ama eğer şanslıysak, pencerelerimizi de kaybetmeyiz ve sonuna kadar açabiliriz, ve o zaman tüm ışıklar önünüzde dize durur !

    pencereleri kaybetmemeyi istiyorsak, bir bakıma manolya'ların solmaması için çaba sarfetmeliyiz, zira her manolya bir penceredir...
    (aziz magnolia, 20.09.2009 02:58 ~ 03:01)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil