6-5-6-5-6…
beraber en güzel günleri geçirdiğim insan.
çok yeteneklidir kendisi. acıktınız mı? merak etmeyi, 10 dakikada muhteşem yemekler yapar. makarna konusunda uzman. bana yaptığı yoğurtlu, mayonezli, garnitürlü salatanın tadı hala damağımda. bu kadar güzel uyum sağlayacağını düşünemezdim. ama '' o '' yapınca oluyor.
kendisiyle aynı evde kalmak büyük rahatlık. yeter ki sözünden dışarı çıkmayın. çöpleri atın, istediği malzemeleri alın yeter. temizliği, yemeği kendisine bırakın. he bir de dünyanın en hızlı bulaşık yıkayıcısı. 30 saniyede dağ gibi bulaşığı yıkayabiliyor. cidden çok yetenekli.
siz rahatınıza bakın. gerisini '' o '' halledir.
kendisiyle dışarı çıkmak bir sorun. mesela dışarıda yemek yiyorsunuz ve tuvalete gittiniz. döndüğünüzde hesap ödenmiş oluyor. hesap konusunda çok ısrarcı ve çabuk sinirleniyor. illa kendisi de ödeyecek hesabı. dışarı çıktığında mutlaka para harcayacak. ama çok uysal. öyle yollara götürdüm kendisini, yanımızdan havalı kornalı kamyonlar geçti. gıkınu çıkarmadı, sadece biraz korktu. korkması da son derece doğal, benim bile dudağım uçukladı. ama yanınızda '' o '' varsa enerji dolar tüm hücreleriniz, size sürekli pozitif yaklaşır. negatifliğiniz bi anda yok olur.
bir de çok uykucudur kendisi. '' canım uykun var mı? '' dediğiniz zaman alacağınız cevap fikstir : ''yok''. ama 10 dakika sonra sızdığını görürsünüz. size de uyurken '' o ''nu izlemek kalır ki bana göre dünyanın en güzel şeylerinden biridir.
kötü bir huyu var. çok sigara içiyor. beraberken bir süre dizginlemeyi başardıysam da ben de kendisini uydum bir süre sonra. beraber tüttürdük. bir de sağolsun benim sigaralarımı da söndürdü. – sigara söndürme konusunda çok beceriksizim- üstüne üstlük kırmızı marlboro içiyor. ben erkek halimle içerken zorlanmama rağmen '' o ''na bana mısın demiyor.
çok iyi alkol içicisi. bira hastası. karşılıklı lıkır lıkır içtik; fakat bir gün 2 birayla sarhoş oldu. nasıl oldu ben de şaşırdım. sarhoşluğu yarım saat kadar sürdü. '' o ''nu öyle görmek çok keyifliydi; ama zaptetmesi biraz zor. efes dark hastası. su gibi içiyor. ben birayı biraz hızlı içerim, bana eşlik etmeyi başardı. eğer sarhoş olmak istemiyorsa yanında içki içmeyin. sizi sarhoş eder sonra bir de güzel dalgasını geçer.
makyaj yapmadığını, 2 dakikada saçlarını kuruttuğunu iddia ederdi. efendim dışarı çıkacağımız bir gün banyoya girdi ve saçlarını tam 1 buçuk saatte düzleştirdi. beklemekten bitap düştüm. makyajı ise baya yapıyor; ama bir insana makyajın bu kadar yakıştığını görmemiştim. kendisine baktığım zaman beni başka dünyalara alıp götürüyor. bir de makyajı cidden 5 dakikada falan yapıyor, giyinmesi ise 2 dakika. ben hazırlanana kadar çoktan giyinmiş kapıda bekliyor. kendimi kocalarını bekleten kadınlar gibi hissediyorum. ama '' o '' gerçekten çok hızlı hazırlanıyor. – saçlar hariç –
dışarıda yediğimiz yemekleri hapır hupur götürüyor efendim. bir de yemek seçiciyim diyor; ama tam bir kebap, köfte, pide yiyicisi. çok fazla yemese de '' ay canım istemiyor, bunu yemeyeceğim’’ diyecek kadar yapay değil. tabağındaki yemeği her zaman bitiriyor. garsonlara iyi davranıyor. '' o ''nu herkes seviyor.
normalde arkadaşlarımı bir başka arkadaş grubuyla ya da başka tanıdıklarımla tanıştırmam. sürekli gergin hissederim kendimi. 2 grubun arasında uyumu sağlayacak kişi olarak görürüm kendimi. ama arkadaşlarımla tanışması o kadar iyiydi ki benim konuşmama bile gerek kalmadı. çok sıcakkanlı. eğer size değer veriyorsa ve sizin değer verdiğiniz kişilerle muhabbet edecekse tüm ilgisini onlara veriyor. son derece iyi bir şekilde muhabbet ediyor, şakalaşıyor, gülüyor, anlatıyor. gerçekten '' o ''nunla birlikteyken sıkılmanıza imkan yok.
beni koleksiyoncu yaptı. kendisiyle beraberken kullandığımız eşyalar atmıyorum. evimde bir sürü eşya mevcut. hiçbirine dokunmuyorum bile. yakında masumiyet müzesi yapacağım evimi.'' o ''nun dokunduğu eşyalara dokunmaya kıyamıyorum. sadece uzaktan izliyorum.
benim hep yanımda olmasını isteyeceğim kişi. iyi ki hayatımda vari bir başka deyişle '' o ''.
(bkz:
she is the one)