|
|
- sanat dallarının barındığı eğitim fakültelerinde ders olarak okutulan ama pek faideli olacak olan formasyondur.tamamen öğretmen yetiştirmek üzerine kurulu sistemlerde ve üniversite bünyelerinde,mezun olduktan sonra formasyon sahibine, öğretmenlik şansını kazandırır.konservatuar mezunları bu hakka sahip değildir,çünkü bir okulda çalışmak için arananların ilk sırasında pedagojik formasyon gelmektedir.formasyon almak isteyenlerin ise başvuracağı yer özel üniversitelerdir,maalesef.şu anda yeditepe üniversitesi ve haliç üniversitesinde parayla verilmekte olan bu ders,öğrenci öğretmen ilişkisini,öğretmenin öğrenciye yaklaşımlarını ve nasıl yaklaşımlarda olunması gerektiğini,öğrenim ve öğretim tekniklerini ve bunun gibi pek çok pedagojik unsurları içerir.
fakat işin acı tarafı ise,böyle bir şeyin bile,yıllarca müziğe emek vermiş,usta çırak ilişkisiyle yetişmiş bir konservatuar mezunu ile,4 sene müzik eğitimi alıp,sadece pedagojik formasyona sahip olduğu için inanılmaz rahat şartlarda çalışabilen ve yükselebilen eğitim fakültesi mezunları arasında oluşacak derin uçurumlara sebebiyet vermesidir.
- (bkz: pedagoji)
- sözlüğe katılmadan önce tanıdığım bu herifi çok sever sayarım. nick'ine konu olan hadise de bambaşkadır merak edenler mesaj atıp "slm asl?" eşliğinde sorabilirler. anlatır mı bilmiyorum.
- günümüzde parayla nasıl öğretmen olunur sorusunun cevabı olan şeydir. madem parayı veren düdüğü çalacak neden eğitim fakülteleri vardır ya da bu kadar öğretmen açığı varken, kaderin cilvesiyle* fen, edebiyat fakültelerinde okumuş insanlar neden zora sokulmaktadır gibi sorulara vesile olan kavram.
- her bünyeye tesir etmeyen formasyondur.
- bir hayal kıraathanesi. umut kapısı. kapının kolu yok, kilidi dıştan kilitli. odadayız. çıkamıyoruz. koca yalan.
(arion, 29.04.2007 04:20)
- güllaçın ramazan tatlısı olduğunu bile bilmeyen pis bir elitizm neferidir bu. lümpen. turist gelmiş turist gidecek ona yanıyorum. şarküteriye girdiğinde 'ramazanın gülü güllaç geldi' diye afedersin eşek kadar yazıyı da mı görmedin deyu sormazlar mı insana? sordum bak ben şimdi. görsel olduğunu iddia eder bi de, görselsin de yazıyı nasıl görmüyorsun diye bile sorarlar. peh.
(ya moor, 07.05.2007 00:55 ~ 00:58)
- ilerleyen dönemlerde birlikte güllaç işine gireceğiz kendisiyle. hedefimiz ortadoğu pazarını ele geçirmek. rakibimiz thy.
- ne zaman görsem aklıma bulutsuzluk özlemi'ni getiriyor. bu çağrışımın beraber dinlediğimiz romantik bir bulutsuzluk özlemi şarkısından değil de kendinin de çok iyi bildiği bir özelliğinden ötürü olması (yo, karga gibi bir ses değil) da kayda geçirmek istediklerimden.
- (bkz: skirmish formation), (bkz: battle for middle earth)
(adsız, 28.05.2007 22:44 ~ 22:45)
- bundan 3-4 ay öncesinde kendisine kaybettiğim bi iddia sonrası yazdığım nickaltında hakkında söyleyecek birkaç şeyim daha olduğunu ama zamanı gelince açıklayacağımı söylemiştim. şimdi baktığımda aslında yazacak, anlatacak pek de bir şeyim yokmuş, ya da şu an sadece onu anlatarak sınırsız atp tüketebileceğim için pek de sahip olduğum küçümsenmeyecek bilgiler, fikirler, uzun sohbetler bile az kalıyor, bilemedim.
tek bildiğim şey ise muhteşem bi insan olduğu. çok iyi bi kere, zaten ona da günde en az otuz kere söylüyorumdur ‘çok iyi bir insansınız’ diye. ne kadar ciddiye alıyo beni bilemem ama. öyle de bi huyu var çünkü, gak desem gülüyo, guk desem ‘eheh şirin seni’ muamelesi görüyorum. ciddiye alınmıyorum sanırım tarafından, çıkıp da döpiyes giysem topuz yapsam saçımı kimse sesini çıkaramaz, hak verir, ‘hak etmiş herif’ derler. neyse konu ben değilim zaten, muhteşem dediysek allah demedik, ara sıra dövme isteği uyandırabilecek kadar gıcık uyuz vs olabiliyo. dırdırcı bi kere, düşman başına. sonra bi zaman önce söylediğin bi sürü cümlenin içinden işine geleni alıp, uzun süre hafızasında tutup zamanı geldiğinde çokzel aleyhine kullanabilcek kadar pratik zekalı olması ayrı bir sinir bozucu özelliği.
sinema aşığı bi insan olmasını anladım da ‘linkin park fanlığı ne be tiineyc’ cümlesini çok sık duyuyo sanırım.(ben demedim bak, duyuyo diyorum. ehe.)
sürekli gülen bi insan olması artı bi özelliği olsa da ne olursa olsun her işte bi hayır vardır gibi kolpa bi sözü kendine motto edinmiş bi insan olarak takındığı pollyannamsı tavırlar karşısında ‘buraya ait değiliz, her şey çok siyah’ demek istiyorum zaman zaman, azıcık hevesi kırılsın deyu. ama sonra da gotik oluyorum, kara metal oluyorum. anlaşılmıyo asıl iyi niyetli amacım, garip mottodan iyi niyetimden kelli vazgeçirme çabalarım. hıh.
6 senedir okula gidip, 5 seferdir aldığı dersi hala verememiş olması über zeki bi insan olduğu gerçeğini değiştirmese de yaşlı olduğunun küçük de olsa önemli bi kanıtıdır. ama bi şekilde geçicek artık, karışacak çoluğa çocuğa, bekliyoruz. yaş kemale eriyo zira, düğününde takarım deyu aldığım çeyrek altının paslanmasından korkuyorum, yoksa hatırlatıp durmam yaşını. altın paslanır mı demeyin, altın da bi yere kadar!
sınırsız atp tüketimi demiştim dimi, gerçekten yapabilirim. ama küresel ısınan şu dünyada fazla enerji tüketimi yapmak istemiyorum. ki bu nick altının sahibinin fahri greenpeace üyesi olduğunu düşünürsek mantıklı olup susmak en iyisidir sanırım.
kısaca çokzel bi insan, ben çok seviyorum. tanısanız siz de çok seversiniz, özünde iyi, kendi içinde tutarlı. çevresi biraz kötü işte, bi de zeki ama çalışmıyo. bu kadar.(ya moor, 09.07.2007 01:58 ~ 02:00)
- çok uzun zaman olmadı bu adamı tanıyalı ama deli olduğunu ilk gördüğümde anlamıştım. bunun iyi bir delilik olduğuna karar verdikten sonra çılgın işler yapmaya başladık. ortağımdır kendisi. cango ve leş gibiyiz.
(bkz: tango ve cash)
- ekstra'nın ikinci röportajına imza atmış yazar
"itü sözlük extra için yollara düşen pedagojik formasyon (burak topçuoğlu), yanına sözlük yazarı ya moor'u da alarak kurtlar vadisinin polat alemdar'ı da dahil, birçok dizi karakterine sesini veren umut tabak'ı buldu. ona dublaj nedir, dublajcılar ne yer ne içer sordu"
- hatrı sayılır bir zamandır hayatımda en çok gördüğüm insan, en iyi arkadaşım olmasına rağmen kendisiyle yapıcağım en eğlenceli atraksiyonun laptop'ı banyoya götürüp karaoke düet yapmak olması beni ikimiz hakkında derin düşüncelere gark etmiyor değil.
ha bir de, ''itü sözlük 4 yıl partisi sonrası bu tarz girilerle dolacak nickaltları, buralar hep dutluktu demek adına erkenden yazayım istedim:
organizatör olduğu için meşgul olduğundan kelli zirvede tanışamadığım ama yine de hoşsohbet olduğuna uzaktan da olsa kanaat getirdiğim sözlük yazarı. kısfmet.(ya moor, 15.01.2008 22:48 ~ 22:52)
- bir ara okulda tanışmıştım kendisiyle. kendisi hakkında yazabileceğim daha ilginç bir şey olamaz, en ilginci bu.
- fen edebiyat fakültesi mezunlarının alarak öğretmenlik yapabildiği ders.(ti en azından bi zamanlar,hala öyle mi emin deilim.)
- erciyes üniversitesi fen-edb. fakültesi'nde 2001 yılına kadar tüm bölümlere verilirken artık sadece ingiliz dili ve edebiyatı bölümüne verilen, öğretmen olmak isteyen insan evladının elini cebine atmasını gerektiren türkiye realitesi.
- tanışıklığımızın tümünde bana biriktirdiği siniri bir senaryo yazıp "abi başrol" diye beni oynamaya ikna ederek, 3 tokat, bir tükürük ve bir adet kafaya boca edilen çorba ile çıkarıyor. teşekkürler san'atçı dostum. ağır dayak yiceksin...
edit: kurgu bitti.6 tokatmış...(ucurtma, 07.02.2008 00:48 ~ 15.03.2008 21:18)
- şimdilerde tezsiz yüksek lisans adı altında üniversitelerde de verilen, ales puanı ve okul ortalaması ile girilebilen, kimi üniversitede bir buçuk yıl kimisinde ise bir yıl süren hede. ne yazık ki öğretmen olmak isteyen tüm fen-edebiyat fak. öğrencilerinin kabusu. eğitim fakültelerine haksızlık yapılmıyor; çünkü bir fen-edeb. öğrencisi bir yıl hazırlık+ dört yıl lisans+ bir buçuk yıl tezsiz yüksek yaptığında neredeyse bir tıp okumuş kadar oluyor. hatta eğitim fakültesi çıkışlılardan çok daha donanımlı olarak.
- bu mesele fen-edebiyat mezunları kadar konservatuvar mezunları için de can alıcı bir noktadadır, egitim fakultelerinde doğal olarak verilirken (ancak gunumuzdeki muzik egitim fakultelerinde herhalde cok fazla formasyon veriliyorki muzik eğtimine yer kalmıyor), oldukça donanımlı olarak yetişen konservatuvar mezunları bir daha 1.5 yıllarını vererek formasyon alıp öğretmen olabiliyorlar ki olsunlar da bence, eğitim fakültelerindeki gibi bir universitenin müzik bölümünden mezun olup müzik yerine formasyon bileceklerine, formasyonu sonradan alıp müzikle dolu dolu mezun olmak daha iyidir
- hakkında bir çok kitapların okunduğu ve öğretmenlerin yetiştirildiği, daha sonra bu öğretmenlerin tekmeli tokatlı öğrencilerini dövmesi üzerine hiçbir işe yaramadığı anlaşılamayıp hala insan psikolojisiydi aman stresti gibisinden laflarla 300.000 lere dayanmış olan öğretmen açığını daha da yukarılara çeken bir prosedürdür.
gerekli olup olmadığı konusunda ise şunu söyleyeyim evet gereklidir. ama şu an içinde bulunulan konum itibariyle tam anlamıyla bir saçmalıktır. sadece bazı hükümetlerin bütçe açıklarını kapama için daha da zorlaştırdıkları bir durum haline gelmiştir. insan psikolojisi diyene şunu derim "ulan gesthaltın köpeğine döndük senelerdir ya". daha neyine okuyayım? alın pedagojiside formasyonuda sizin olsun. güle güle kullanın.
- hız treni gibi adam. can sıkıcı 1 nisan şakası gibi iblis. tutamıyorum.
reverse psychology is failing miserably:
çiçek böceğe gelmem ben
reverse psychology is failing miserably:
bana silah de at de
reverse psychology is failing miserably:
pastörelmiş
reverse psychology is failing miserably:
ben lirik yaşarım
reverse psychology is failing miserably:
didaktik görünürüm
- ''minik'', ''tatlı'' gibi sıfatlar çok yakışıyor bu iblise.
|