aslında hiç de düşünüldüğü gibi insanları aldatmaya yönelik olmayan,stratejilere dayanan bi girişimdir pazarlama.
esas amaç:müşteri memnuniyeti olmalıdır.
dünyanın en zevkli dersidir.bütün koca firmaların heyy gidi günler'ini inceleyip,ders almayı veya eleştiride rekor kırmayı hedefler öğrenci.
ve herkes,hayatının bir döneminde bir şeyleri illa ki pazarlar.üretim varsa pazarlama vardır.*
pazarlama yerine ya başka bir kelime bulunmalı ya da "marketing" olmalı. çünkü ülkemizde yanlış algılanan pazarlama aslında üretimden sonra satış gerçekleşinceye kadar olan tüm süreçlerdir. (bkmynz:halil pazarlama)
kişisel ve örgütsel amaçlara ulaşmayı gerçekleştirmek üzere fikirlerin, malların ve hizmetlerin geliştirilmesi, fiyatlandırılması, tutundurulması ve dağıtımının organizasyonuna ilişkin planlama ve uygulama süreci.
çok iyi bir düşünce ve mantık gerektiren bir şirket için hayati önem taşıyan departman. aşağıdaki olay ise sadece bir örnektir.
işte pazarlama;
şirket içi futbol karşılaşması düzenleyen iki departman, pazarlama departmanı ve teknik destek departmanı maça başlamışlar. maç sonunda teknik destek grubu açık farkla pazarlama departmanını yenmeyi başarmış.
ertesi gün şirket içi haber bültenini hazırlayan pazarlama departmanı, duyuru panosuna şu haberi koymuş;
"bu sene düzenlenen şirket içi futbol turnuvasında gururla belirtiriz ki, pazarlama departmanı sadece bir maç kaybederek, ikinci olmuştur. teknik destek departmanı ise kötü bir sezon geçirmis ve tek bir müsabaka kazanabilmiştir".
3 adet felsefesi bulunmaktadır. klasik felsefeye göre pazarlama talebin arzdan daha fazla olduğu ortamlarda malın maliyetinin en düşük seviyeye çekilmesiyle yapılır. düşük mal maliyeti akabinde düşük piyasa fiyatını getirir ve bu klasik anlayışa göre malın fiyatı düştükçe talep artacaktır. buna en iyi örnek ilk araba üreticisi olan ford verilebilmektedir. ford yaptığı ilk arabalarda müşteri memnuniyetinin yerine düşük maliyet stratejisini seçmiş ve bunun için arabalarını siyah (çünkü en ucuz maliyetli olan renk) yapmıştır.
ikinci bir felsefe ise modern felsefedir. burda esas olan müşteri memnuniyetidir. pazarlama yapılırken müşteri memnuniyet araştırmaları yapılır. modern anlayış işletmeyi bir sistem olarak görür ve bu doğrultuda işletmeyi birimlere ayırmaz. müşteri memnuniyeti sağlanınca maksimum satışa ulaşılmış demektir. bu felsefeye göre müşteriler fiyata karşı duyarlı değildir. fakat değişen şartlar bu felsefenin de önüne geçmiştir. buna örnek olarak mc donalds verilebilir. bu şirket amerikada yaptığı araştırmada amerikalıların kuruk yağı içieren yiyecekler tüketmekten hoşlandıklarını belirlemiş ve bu doğrultuda müşteri memnuniyetini sağlamak için kuruk yağlı yiyecekler hazırlamıştır. fakat gitgide bu tarz besinler insanlarda kalp damar hastalıklarına yol açmış ve müşteri memnuniyetinin önüne geçmiştir.
son felsefe olarak toplumsal pazarlama felsefesi gösterilmektedir. burada esas olan müşteri memnuniyetinin önünde sağlıklı üretim ve bununla birlikte olan müşteri memnuniyetidir.
tek bir doğrunun olmadığı, her durumdaki fırsatları görmeye çalışan, bu uğurda çalışanların her türlü yönlerini geliştirmeleri gereken ne kadar tanımlasanızda tam olarak tanımlayamayacağınız bilim dalı.
pazarlamanin asıl amacı "daha fazla ürünü, daha yüksek fiyata satabilmektir". pazarlama denkleminin içerisine çok fazla dinamik girer ki en önemlisi tüketici ve perakendecilerdir. bu insanlara ürününüzü satabildiğiniz ölçüde başarılı pazarlama yapıyorsunuz demektir. gerisi mastürbasyon yada ön sevişmedir. kısaca pazarlama ön sevişme ile birlikte çocuk sahibi olabilmektir.
pazarlama takımın orta sahasıdır. satış ise tam bir forvettir. pazarlama topu forvete yani satışa tam zamanında ve doğru şekilde ulaştırmalıdır. ha bir de estetik hareketler yapmalıdır, orta saha oyuncusu çalım atmadan ve estetik hareketler yapmadan gerçek bir oyuncu sayılmaz. satış kanalınız da sağlam ise bol gol atarsınız, ama savunmada yani satınalma, üretim ..vs gibi yerlerde sorunlar yaşarsanız kalenizde de yığınla gol görürsünüz. futbol birçok denklemi çok güzel açıklıyor değil mi?
dolandırma değil de, tamamen akıl, mantık, araştırma, bilgi, gözlem vb. işlerine dayanan, çok sistemli, başarılı uygulandığında çok etkileyici bir manipulasyon şeklidir aslında. etikleri incelendiği zaman bakıldığında, aldığı en büyük eleştiri olan "insanlara aslında ihtiyacı olmayan şeyleri aldırmak" durumuna da bir açıklamaları vardır kendilerince: "öncelikle bizim insan üzerinde o kadar büyük bir etkimiz olduğu kabul edilemez. sonra, biz zaten müşteri araştırması yapıp, onların aslında ne istediklerini öğrenip, üretip, onlara pazarlıyoruz, istenmeyen bir şey zaten satmaz".
kendine göre mantığı olduğu kaçınılmazdır, evet, etik olmayan yanları da vardır, ama yine de detaylıca öğrenilince stratejilerini takdir ettiğim, hayran kaldığım bir meslektir.
pazarlamayı gündelik hayatta anladığımız şekliyle sadece para karşılığı bir mal satışı şeklinde algılamak yanlış olacaktır.
herhangi birşeyi tanıtmak, kabul gördürmek, belli bir güç - etkinlik sağlamak gibi amaçlarla belli bir ön araştırma - çalışmadan (bkz: fizibilite) sonra oluşturulan stratejiyle hedef kitle üzerinde o ürün (nesne, kişi, ideoloji) için talep uyandırmaktır. yani hedef kitle üzerinde gerekirse bedelini ödemek üzere ikna yoluyla bir etki alanı oluşturmaktır.
ülkemizin de en büyük kayıplarından biri budur. daha kendi içimizdeki harikaların farkına varamadığımız ve birbirimizi yemek gibi daha önemli işlerimiz olduğundan bu konuda sınıfta çakmaktayız devamlı. daha da üzerine koyacakken...
(bkz: müzik)
(bkz: kültürel yapı)
(bkz: doğa)
(bkz: yemek kültürü)
(bkz: tarih)
(bkz: tarihi eserler)
(bkz: sinema)
(bkz: edebiyat)