odalarına kendi fikirlerinle girdiğin ama çıkarken onun fikirlerini kabullenmek zorunda olduğun zat-ı muhteremler.
-gel bakalım mustafa şu bizim ekrandaki www.akdeniz.tv yazısı varya
-evet ilhan bey
-hah bak diyorum ki bu www ler ekranda çok yer kaplıyor
-- nasıl yani
-diyorum ki onlardan ikisi fazla sil onları bir tane kalsın
....
personel yetersizliğinden kıvranan bir şirket çalışanı:
saat altı suları arkadan bir laf gelir..
"hadi hadi kaçın bakalım saat altı oldu.. " ardından uyarı maili gelir.
saat sekiz suları birkaç hafta sonra aynı ses..
"ben de neden geç saatlere kadar kaldığınızı, neden bu işleri yetiştiremediğinizi düşünüyorum.. acaba biz ekip olarak beceriksiz miyiz? neden altıda çıkamıyoruz herkes gibi?"
yaptığınız işle ilgili en ufak bir bilgisi olmadığı halde çok konuşan adam. sırf patron olduğu için olmayacak işler isteme hakkını kendinde bulan adam. işinizi bilmediği için sizden mantıksız şeyler bekleyebilen, ama bunun işin mantığına ters olduğunu bir türlü anlatamadığınız adam. sizin anlattığınızı kabul etmeyen, aynı şeyi mali müşavire soran, aynı cevabı alınca mor olmayan pişkinliğe vuran adam. sabit fikirli takıntılı adam. çok kazanmak, ama vergi ödemek istemeyen adam. mesai saatleri dışında sizin de bir özel hayatınız olabileceğini düşünemeyen, akşamları mesai bitimini iple çektiğinizi anlayamayan adam, mesai bitiş saatinde çıktığınızı gördüğünde, 'saat doldurmak için mi buradasın' diye soran gıcık adam. böyle bir adam. bazen de kadın.
patron, flex rap yapan, gerçek ismi ege erkurt ve tr self confusion grubun üyesi olan bir rapcidir.
2009da cıkaracağı solo albümünden herkes cok ümitlidir ama patron halen herkesi bekletmektedir.
konuşmalarının sonunu "anladınmıyla" bitiren daha doğrusu bitiremeyip saatlerce konuşan kişidir..
konuşmaya başladığı zaman asla sonu gelmez ve devamlı kendi hayatından,zorlukla nelerin üstesinden geldiğinden,ailesinin fakirliğinden,ailesindeki bütün vatandaşların iyi eğitim gördüğünden bu iyi eğitimin parayla pulla olmadığını,didinerek tırnaklarını hayata geçirdiklerini ve en büyük hayranının limon satarak hayata tutunan sakıp sabancı olduğunu anlatır durur.asla o an konuşulan konu hakkında yorum yapmaz her zaman konuyu bir yerinden çekiştirip ya kendi hayatına ya da hayat felsefesinin ne olduğuna getirir.paranın önemli olmadığını söyleyip durur ancak kendisine para kazandırmayan elemanına ücretsiz izin vermek ya da yol vermek daima ön ilkesidir.
tarık buğra'nın, sakıp sabancı'nın hayatını konu alan romanından, istanbul devlet tiyatrosu tarafından 2000 yılında aynı adla sahneye konmuş oyundur. oyunda rol alanlardan biri olan ali sürmeli gala esnasında tartışma atmosferi oluşturarak, dönemin kültür bakanı istemihan talay ı tenkit eden açıklamalarda bulunmuştur.
kendi emeği ile hiçbir şey yapmamış olup, baba parasını yemekle meşgul olan insanlar da vardır aralarında.
hırt gelmiş hırt gidecek. elinde paran var, bir kendini geliştir, bilmem kaç liralık takım elbise giymekle ya da q7'ye binmekle adam olunmuyor işte.
kendini her şeyi bilen, her şeyin en iyisine karar veren, eleştireye, yardıma tahammülsüz, parası var diye çalıştırdığı insanları satın aldığını sanan, mesai başlangıcını mümkün olsa günün doğuşu ilan edecek, mesai bitimini ise mümkün olsa yapmayacak olan bir takım insancıklar da var aralarında.
dün yaşadığım bir olay sonrasında elimde tuttuğum faks kağıdı ona öyle acıyan gözlerle bakarken, kaç farklı şekilde ağzına sokabilirim diye düşündüm mesela. on saniye içinde 1398247234 farklı biçimde sokabileceğime karar verdim.
1 lira kar edeyim derken 10 lira zarar eden beyniyle başbaşa bırakıyorum kendilerini.