belki para vermeden izlediğim içindir bilmiyorum ama film bence çok kötü değildi. hatta kötü değildi. tamam, "bir başyapıt", "mutlaka izlenmesi gerek" veya "two thumbs up
*" diyemem belki ama "film süresince sıkıldın mı?" diye sorarlarsa gayet de "hayır ne münasebet" derim.
"klişelerle dolu ayh" diyenleri zaten anlamıyorum (sadece bu filme has değil tabi. çünkü klişeden yakınanlara sorsan favorilerinin arasında matrix üçlemesi vardır muhtemelen. neyin klişesinden bahsediyorsun? izlediğin her amerikan filminde dalgalanan bir amerikan bayrağı ve kilise var, onlar neden dikkatini çekmiyor? neyse konuya dönelim)
klişe mılişe dediler hadi neyse dedik (bir parantez daha, gidin coen biraderleri izleyin o zaman ne diyeyim. no country for old men izleyin. öve öve öküz ettiler, nasıl bu kadar övüyorlar anlamıyorum. tek başına javier bardem kurtardı o filmi arkadaş.. sizdeki bu "anti-klişe" takıntısı zaten başlı başına bir klişe olmuş durumda.. peh.)
ulan konu da iyice dağıldı, yazacaklarımı unuttum. neyse toparlamaya çalışayım madem. (ha bu arada, bundan sonraki kısım spoiler içeriklidir, bilginize) filmin kilit noktası ted grey'in nişanlısına yaptığı otopsi sırasında nişanlısının kalbini tartmadan önce elinde tuttuğu sahnedir. "bu kalp beni seviyordu" gibisinden bir bakış atmış o sahnede, şahsen bittim ben. zaten otopsi esnasında arkada çalan müzik de o görüntüyle birlikte eritti attı beni.
söyleyeceğim buydu aslında. kalp mevzuu. o kadar. ayrıca film hakkında çeşitli mekanlarda yazılmış yorumlara göz gezdirdim de "midesi olan izlesin", "öf be ciğer doğruyor adam midem kalktı" gibisinden bir sürü şey yazılmış. yok, bunlara bir diyeceğim yok. benim niye hiç bulanmadı diye düşünüyordum -ki şu anda filmi hatırladım tekrar, ted grey elindeki patoloji atlasına bakarken bir yandan (tahminen sütlü bir yiyecek) atıştırıyordu. ayrıca filmin başında ted grey'e omuz atan dallama da otopsi salonunda (tahminen salamlı) sandviç yiyordu.. bak ufkum genişledi birden.
neyse. siz de böylece sinema tarihinin en tırt eleştirilerinden birini okumuş oldunuz. ama en azından kötü yönde eleştirmedim. aferin bana.