pars narkoterör 

adana çık aradan

  1. afganistan'dan avrupa'ya giden ve türkiye'den geçen uyuşturucu trafiği ve terör örgütünün bu ticaretten nemalanışı ana fikri üzerine kurulduğu anlaşılan bu yapım, tıpkı diğerleri gibi biraz komplo teorisi, biraz dini motifler ve bolca milliyetçilik sosuyla servis edilmiş tipik bir osman sınav dizisi.
    yani diğerleri gibi el altından da devlet babanın kutsandığı dizilerden.

    bu tarz dizilerin vazgeçilmezi olan taşaklı adamların
    " sürüden ayrılanı kurt kaparmış falanca efendi"
    ve cevaben :
    "dikkat et de o kuzu sen olmayasın filanca efendiii!.."
    şeklindeki afilli ve bol raconlu diyaloglarıyla "vay mna koyiim ya neler oluyomuş lan memlekette!" diyen heyecanlı 18 yaş gençliğinin gözdesi olacağı ve prime time ın paşası olacağı şimdiden belli gibi.

    esas oğlanın sarkık bıyıklarına da hasta olduğumu söylemeden geçemeyeceğim.

    bu arada enteresan bir durum daha var. zülüf adındaki esas kızımız istanbul gibi bir şehirde tek başına yaşayan ve çalışan son derece modern bir kız profili çizerken memleketine dönünce birden "töre kızı" oluverdi. hayır, madem o kadar tutucuydunuz kızı bir başına istanbul'lara neden gönderdiniz ki?

    yani kısacası yükselen değerleri daha da yükseltelim kampanyası gırla gidiyor. kolay gelsin.
    (emigrant, 22.01.2008 07:19 ~ 24.01.2008 19:42)
  2. dizi paçavrası
    (bkz: şiddetle kaçın, kaçının)

    edit:dizi olarak paçavra olmasına karşın yapımcı - oyuncu - kanal üçgenine -bu kadar öküz izleyicinin olduğu bir ülkede- para yağdırmaya aday altın yumurtlayan kanadı silah tutan tavuk, dizi gibi bişey işte yaa. yolunu bulma olayı.
    (bkz: öküz çok ben niye yolumu bulmayayım)
    (civiricus, 22.01.2008 09:01 ~ 09:53)
  3. daha adıyla, işlediği konuyla bas bas "ben osman sınav dizisiyim!" diye bağıran şey. fragmandan gördüğüm kadarı ile daha bi varilin içine ateş yakmaya bile üşenip efekt koyan, kürt aksanıyla uzaktan yakından alakası olmayanlara kürtçe konuşturmaya çalışan, pkk'nın bütçesinden,gelirinden bir haber olup "küsüratlı bir rakam söyliyim, salladığım belli olmasın" zihniyetinde bir dizi olduğunu açıkça ortaya koymuştur.
    (phoarbix, 22.01.2008 09:31)
  4. ekran başında uyutmuş dizidir.saatlerce konuşuyorlar ama diyaloglar anlaşılmıyor.bir türkçe bir kürtçe izleyiciyede yazık.zaten en sonunda yeter bulmacamı çözüyoruz kardeşim diyerek kapatılmıştır.
    (bkz: ağzı olan konuşuyor)
    (ruhani oyun havaları, 22.01.2008 10:55 ~ 10:55)
  5. osman sınav ın ezik diziler serisinin bir parçası diye nitelendirilebilecek, terörden nemalanma amaçlı yapıldığını tahmin ettiğim dizi.
    diziye dikkat edilirse, iyiliği temsil eden oyuncuların ismi ,eski türk isimleri ansiklopedisinden alınmış gibi duruyor.(asena,teoman...)
    efendim madem o kadar idealistsiniz neden bu halkı tv ya bağlamak yerine eğitim,kültür,sanat programlarına yer vermezsiniz.(aynı gün yakın saatlere farklı kanalların terörü anlatan 3 farklı dizi koyması bu dizilerin kanalların rekabetlerinin simgesi olduğunu da açıkça ortaya koyuyor.)
    bu toprakların ihtiyacı olan şey; daha fazla dizi,daha fazla kadın programı=daha fazla düşmanlık değildir ki zaten.
    olsa olsa daha fazla kitap okuma=empati kurma olabilir belki..
    (nealırsanbimilyon, 22.01.2008 11:09)
  6. a: buradan 125 milyar dolarlık uyuşturucu geçiyor, bunun %5’i teröristlere gitse, 135000 kalaşnikof mermisi alır, kim bilir kaç mehmetçiği şehit ederler.

    b: abi onunla da bitmiyor, bunlar patlayıcı da alıyorlar.

    a: evet, bu parayla bilmem kaç ton c4 alıp masum şehirlerde masum insanları katlediyorlar

    a: oysa türk ordusunun yıllık bütçesi 3,5-4 milyar dolar.

    b: hııı, evet bu yüzden kökü kazınmıyor bu itlerin”

    böyle diyaloglar yazdıktan sonra üzerine bölüm başı 2 saatlik dizi kurmak insanları aptal yerine koymak değil de ne?

    osman sınav bu dizi için “deli yürek ve kurtlar vadisi’yle yarattığımız trendi devam ettiriyoruz. bu dizi serinin 3. yıldızı benim için.” buyurmuş.
    kendisine çiçek yollama arzusuyla dolup taştık. sayesinde bir dönem siyah paltolu öğrenciler, arkadaşını kurşunlayan liseliler gördük. şimdi ne görürüz bilemiyorum ama daha önce iyi şeyler görmedik diyorum.

    yaptığı her işte, derin devletle kolkola girmiş takılıyorlar havası seziliyor. bu da osman sınav’ı bir yapımcı/yönetmen olmanın ötesinde bir yere taşıyor.
    belli bir ideolojiyi dizi/film vs. yoluyla kitlelere aşılama yöntemi hiç de yeni değil aslında.
    bilirsiniz, amerikan ordusu kötü adamları haklar hep!
    (derinlik delisi, 23.01.2008 02:27)
  7. ''adamların elinde her telden uyuşturucu var. çekip çekip dalıyorlar. kafaları da güzel ya manyak keyif alıyorlar.''
    şeklinde bir repliği barındırmasını beklediğim dizidir.
    (seth mescaline, 23.01.2008 02:30)
  8. vanlılar rahatsızmış bu yeni osman sınav efsanesinden.

    http://www.hurriyet.com.tr/...
    (chixculub, 24.01.2008 18:08)
  9. vanı uyuşturucu baronlarının hüküm sürdüğü, gece dışarı çıkılmayan, asosyal bir kent olarak göstermektedir. zaten şimdiye kadar bazı insanlar bazı doğu illerine (van) gelişmemiş, medeniyet gelmemiş, ikinci sınıf kent olarak bakmaktaydı buda onların üzerine bir balta oldu... dün duyarlı, van halkı tarafından da dizi protesto edildi...
    (bawer, 25.01.2008 14:06 ~ 20:03)
  10. show tv'de yeni yayınlanmaya başlayan, bir osman sınav klasiği. kontgerillanın övüldüğü, birilerinin yerildiği bir dizi. ancak kullanılan dil açısından da ince ayrıntılar içermekte dizi, kürtçe dili sadece suçtan bahsedileceği zaman suçlular tarafından kullanmakta, bir nevi bir şeyler kodlanmakta, etiketlenmekte.

    diğer osman sınav dizileri gibi gücün kutsandığı bu dizinin ömrünün ne kadar olacağı da merakla beklenmekte.

    ahmet tulgar'ın bu dizi hakkındaki eleştiri yazısı ise daha da çarpıcı:


    "narkoterör dil'e karşı


    iki hafta kadar oldu herhalde, türkiye'deki gündelik faşizme, çektiği "deli yürek", "kurtlar vadisi" gibi dizi filmlerin körüğüyle giden ülkücü yapımcı-yönetmen osman sınav'ın yeni dizisinden haberdar olalı. dizinin ilk bölümünü seyretmedim, bundan sonrakileri de seyretmeyeceğim ama ne menem bir şey olduğunu jeneriğinden, tanıtım fragmanlarından anlıyor zaten insan. yine işte bir özel harekât, kontrgerilla, jitem, yani önü sonu devlet bağlantılı paramiliter şiddet güzellemesi; yanında da garnitür olarak hamasi kitabi tarih ve hayat dersi tiradları.

    adı 'pars-narkoterör' olan bu dizinin aslında lafını bile etmeye değmezdi ama izlediğim fragmanlarda öyle bir şey vardı ki, beni yaraladı: bu dizide kürtçe'ye yapılanlar ve belki daha da yapılacaklar. herhalde gazetecilik, edebiyatçılık filan bir araya gelince böyle oluyor: sadece türkçe'ye, yani anadilime ve almanca, ingilizce gibi bildiğim dillere değil, herhangi bir dile bir kötülük yapılmasına tahammül edemiyorum ben.

    bir devletin, bir yasanın, bir ideolojinin; bir dili, bırakın yasaklamayı, baskı altında tutmasını ve böylelikle köreltmesini kabullenemiyorum. konuştuğum, yazdığım, okuduğum dillerden her dilin nasıl bir servet, nasıl bir insanlık haznesi ve hazinesi olduğunu bildiğim için, içim titriyor bir dile bir şey olacak diye. belki de ben kürt halkının hak ve hukuk mücadelesine de dil üzerinden, kürtçe'ye yapılanlardan, uygulanan yasaklardan ötürü dikkat kesilmişimdir böyle.

    ve belki de bunun da altında yatan asıl neden, türkçe'nin, gece olup da bir yazının başına oturdum mu içinde didinip durduğum anadilimin yani, saygınlığını, sevecenliğini hissediyor olmam ve ona biçilen bu baskıcı rolden onun artık kurtulmasını istememdir. türkçe'ye olan sevgimdir.

    tamam da, son dönemin göstermelik bir takım uygulamalarına rağmen kürtçe hâlâ alfa-besindeki bazı harflerin kullanımından ötürü kişilere davalar açılacak, yazışmalarında kullandılar diye belediye başkanları görevden alınacak, belediye meclisleri feshedilecek kadar baskı altındayken bu topraklarda ve hepimiz de buna tanık oluyorken; beni bu yeni televizyon dizisinde korkutan, kürtçe için ve elbette türkçe ve türkiye için kaygılandıran neydi?

    mesele, yani bu yeni dizinin fragmanlarını seyrederken düşündüğüm şuydu: türkiye'de gündelik faşizm, ırkçılık artık öyle bir noktaya gelmiştir ki, bir dil, bu toprakların kadim bir dili olan kürtçe, suçluların kendi aralarında kullandıkları bir şifre sistemi, bir şiddet ve suç sentaksı, kriminel bir iletişim aracı olarak, sadece bu olarak algılanıyor, en azından böyle sunulabiliyordu artık.

    kürtçe... benim yufka pişiren urfalı kadınların... futbol oynayan mardinli çocukların... iskelelerden birbirlerine bağıran diyarbakırlı inşaat işçilerinin... takside telefona cevap veren şoförün... miting alanındaki politikacının... ciwan haco'nun sonra... sesinden... seslerinden binbir nağmesini duyduğum kürtçe işte, 'pars-narkoterör' adlı bu faşizan televizyon dizisinde...

    kadın karakterlerin ağzındayken bile mas-külen bir tını eklenerek bol bol kullanılıyor ama diyalogların altyazı ile tercüme edilen içerikleri sayesinde kürtçe konuşmanın, sadece ve sadece suç eylemlerinin planlanma aşamasında uygulanan bir gizlilik önlemi olduğuna işaret ediliyor, her kürtçe diyalogun olduğu sekansta bu dile ırkçı bir yaklaşım vurgulanıyordu.

    telefon konuşmalarını dinlemeye alan polisler kürtçe'yi duyduklarında öfkeleniyor ve şöyle diyorlardı: "kürtçe konuşacakları tuttu." 'pars-narkoterör', bir halkı, koskoca bir halkı kriminalize eden senaryosuyla ve senaryosu gereği kürtçe'nin bu kullanımı ile toplumu bir kez daha kitle kültürü üzerinden provoke ederken...

    yayınlayacak; her akşam defalarca tanıtımını yapacak bir televizyon kanalı buluşuyla ülkede ırkçılığın nasıl normalize olduğunu ortaya koyarken... biz dilseverleri, mesela gazetecileri, mesela edebiyatçıları üstüne üstlük bir de biraz önce belirttiğim sebeplerden ötürü üzüyor.

    bir dile yapılanlardan, belki de daha yapılacaklardan ötürü." ahmet tulgar
    (aglaures, 25.01.2008 14:16)
  11. dönemsel olayların faşist-ideolojik literatür içine bezenerek toplumsal algıya sunulduğu alanlardan biri görevini gören aygıt. bu cümle, ilk bakışta diziyi fazla önemsemiş gibi duruyor. ancak burada önemli olan, dizinin toplum üzerinde belirleyici etkinliğinden çok dikte ettirilmeye çalışılan ideolojik-değerselliklerin ufak bir prototipini sunmasıdır.

    sekiz asker üzerinde çokça yazıldı çizildi. ilginç bir biçimde tam da askerlerin serbest bırakılmasına ilişkin döneme denk gelen dizi bölümünden bir parça;

    ihanet eden bir özneyi üst makama bildiren ordu mensubu, silahlı kuvvetlerin karizmasının çizilmemesi için cezalandırmanın "dışarıya" yansımaması gerekliliğinden dem vuran bir nutukla karşılanıyor.

    yanlış anlaşılmasın. burada bahsedilen, ‘hain öznenin gerçekten hain olduğu ama bu durumun ifşaatının kuruma zarar vereceği nedeniyle gizlenmesi’ olgusunu işaret ederek "hainliği" bildirme, tek başına bu ve benzeri aygıtların görevi değildir. zihinlerin koşullanması, ilkokul eğitiminden, hukuksal cezai algı düzeneklerine kadar tüm yaşamsal faaliyetleri kuşatan bütünsel bir yapının sonucudur. kurulu zihinler toplumsal bir durumu anlamlandırmak için zaten kendisinde verili bulunan anlamlandırma düzeneğini otomatik bir biçimde harekete geçirir. teslim olan asker, ‘teslim olmaz asker’ imgesi karşısında oluşmuş anlam zincirinde kırılma yaratır. bu kırılmanın tamir edilmesinin en kolay yolu ise teslim olma koşullarının olabilirliğini araştırmak değil (çünkü bu tüm zinciri sorgulamaya neden olacaktır) ‘teslim olmaz’ imgesini onamaktan geçer. özne otomatik olarak (yönlendirilmişlik dolayısıyla daha kolay olduğu için) ikinci yolu tercih edecektir. işte ele alınan aygıtın işlevi otomatik yönelmeye üst bir mekanizmayla onay sağlamaktır. bu onay sayesinde her-şeyi açıklayarak bizi, gözlerimizi karanlık noktalara çevirme zahmetinden alıkoyar. bu tarz dizilerin çok seyredilme nedeni budur. çünkü kısa/sıkmadan ve istediğimiz biçimde (anlam için ihtiyaç duyduğumuz) ‘türkiye gerçeklerini’ sumaktadır.
    (düzgün kayar, 06.02.2008 13:03 ~ 18:10)
  12. valla ne mesaj verdiğini,doğruyu mu yoksa ajitasyonu mu yansıttığını bilmiyorum ancak sadece 10 dakika izlediğim dizide iletilmek istenen mesajların ilkokul çocuğuna öğüt verir gibi aktarıldığını görünce önce dizinin ve oyuncularının yetersiz düzeyde oluduğunu düşündüm sonra da izleyici kitlesinin algı seviyesini düşününce aslında doğru bir tarz olduğuna kanaat getirdim.yazık elin oğlu lost çekiyor ve o aptal denilen amerikan halkının beynini kemiriyor biz ise bu basit diyaloglarla herkesin bildiğini herkese çocukça bir heyecanla anlatıyoruz ve iki satır okumaktan aciz halkımız da kurtlar vadisi ile başlatılan bu tarz diziler ile gerçekleri öğrendiğini sanıyor.ayrıca dizide açıkça milliyetçi bir yapı söz konusu hatta başrol oyuncusunun bıyıklarında osman sınav yazıyor...ama hafta da 2 fazla gelir bünyelere pazartesi pars,perşembe kurtlar vadisi,haftasonları futbol maçları,arada var mısın yok musun bence bütün bunlar bize fazla gelebilir...

    ayrıca terörden ne kadar para kazanıldığını bilemem ama terör yüzünden televizyonlardan kazanılan para oldukça iyi sanırım...
    (cormanthor, 11.02.2008 23:20 ~ 23:25)
  13. dizi oyuncularından leyla bilginel'in fena halde aria giovanni'ye benzediği dizi.

    not: aria giovanni +18'dir. dikkat.
    (iddqd, 18.02.2008 23:01)
  14. sanırım daha dizi başlamadan önce, dizinin tanıtımı yapılırken şöyle bir sahne vardı: bir adet türk askeri, yanındaki bir adama aha bak bu dağlar taaa alamut'a kadar gider; tarihteki ilk terör örgütü... gibi bir şey diyordu. hasan sabbah'a bok atıyordu yani. haşhaş, haşhaşi kelimeleri falan da vardı sanırım diyalogda. bir siz kalmıştınız hasan sabbah gibi bir dahinin arkasından atıp tutmayan.
    (nokia şarzı, 18.02.2008 23:12)
  15. her bölümünü izlemek yerine -arada reklamlar da var tabii- bir kez lord of war izlemenin hem birey hem de insanlık için daha yararlı olacağı dizi.
    (nokia şarzı, 18.02.2008 23:27)
  16. başroldeki arkadaşın alparslan'a (eski türk kavimlerindeki bir adam, patron, genel müdür) benzetilerek, acaba "mhp yandaş ve/veya sempatizanlarından rating toplarmıyız" kaygısı güdülen, ortamdaki sert adam sayısının kurtlar vadisi'ndekilere yakın olması yüzünden bir karşılaştırmaya kurban giden ve bu karşılaştırmada yenilen dizi.

    not: adamların bu sinirli triplerini görmekten içimizin bayıldığı dizi.
    (iddqd, 18.02.2008 23:35)
  17. oyunculuğun yerlerde süründüğü dizi. neden böyle bir dizi çekmeye kalkıştı bu insanlar anlamak güç ,ya da türkiyede oynayacak oyuncu mu yok böyle dizilerle. sadece figüranlar değil , başroller de yerlerde sürünüyor. inanın , şu imkanlarımla bir kısa film çekecek olsam bile bu oyuncularla çalışmam.
    (hplovecraft, 03.03.2008 23:44)
  18. uyuşturucu trafiğinde, siyasetçilerin rolünü de ortaya koyan dizi. dizi çekildiği yer olan van'da büyük bir tepki alıyor. vanlılar bu dizi yüzünden van'ın imajının zedelendiğini söylüyorlar. oysa kendileri de çok iyi biliyor ki, kendi oyları ile meclise giden birçok siyasetçi bu işin(uyuşturucu ticaretinin) içinde yer almıştır/almaktadır. daha bir kaç yıl önce, eski bir milletvekilleri uyuşturucu yüzünden içeri düşen oğlunu, karakola baskın yaparak polisin elinden almıştı. bu şahıs, bu suç yüzünden hala cezaevinde yatmaktadır.
    (kandahar, 04.03.2008 00:18)
  19. dizinin içeriğini, sinema literatüründeki yerini bilmem. evde kanal değiştirirken kürtçe konuşan bir taş hatunu gördüm ve ilgimi çekti, izledim. dedim ya diziye ait hiçbir şeyi bilmem ama allah aşkına madem kürtçe bir replik koyup vuracağınız voleleri planlamışsınız, onu düzgün yapın. kadının konuştuğu kürtçeye hayatında bir kere kürtçe konuşan birini duymuş biri bile kıçıyla gülerdi zira. bi aralar doğu şivesiyle konuşmaya çalışan istanbullu oyunculardan bile daha absürd duruyordu ekranda.
    (ütopya, 05.03.2008 22:29)
  20. haftalarca show tv de sabah akşam reklamı yapılan bir diziydi bu.türlü türlü fragmanlar hazırlanmıştı falan.an itibariyle show tv de yayınlanmaktadır.tekrarı mıdır yeni bölümü müdür bilemem ama bir zamanlar yayınlandığı an sokakları boşaltan kurtlar vadisi'nin bile bir bölümünün gecenin 4 ünde tekrarlandığına şahit olmamıştım.belli ki tutmuyor tutmadı ne kastırıyosunuz ki bilader.zaten bu uyuşturucu trafiği meselesine kurtlar vadisi de eğiliyor geçenlerde izledim.muro devrim yolunda ilerlerken "kahretsin ki devrim için bu emperyalist düzene ihtiyacımız var para lazım" diye sevimli sevimli konuşuyordu.o muro'nun da büyük hayranıyım belirtiyim ayrıca.devrime bu kadar bağlı bir şahsiyet.gülüm benim.
    (guanoapes, 12.03.2008 04:01)
  21. karşılıklı alınıp verilen ayarlardan sonraki "dan dan dan dan!" efektiyle beni benden alan dizi. millet birbirini sözle dövüyor arkadaş.
    (maglor, 17.03.2008 23:02)
  22. "sinematik bilinç altımızı", devlet içi illegal örgütlenmelerin meşruluğu teorileriyle kirleten dizilerden bir dizi. neymiş, devletin uzanamadığı yerlerde, yasalardaki eksiklikleri ve cezai yaptırımlardaki gedikleri bahane ederek bazı "gönüllü kuruluşlar" ve "halk kahramanları" yetkiyi devralırmış; kendi yasalarını uygular, kötüleri cezalandırırmış. vay efendim sonra, devlet niye "derin" ?!

    the punisher'deki başrol bile sizden daha sempatik lan.
    (ayakkabınıniçinekaçankarga, 18.05.2008 16:56 ~ 19.05.2008 15:17)
  23. nezir karakterini canlandıran elemanı dün gece indigo'da gördüğüm dizidir.
    (invisigoth, 18.05.2008 17:26)
  24. (bkz: pars nekrofili)
    (electro, 21.05.2008 01:08)
  25. saçma sapan bir final ile biten dizi. şahsen yayınlanan yirmi küsür bölümden 4-5 tanesini yarım yamalak izledim ve final bölümüne baktığımda aslında hiç bir şey kaçırmadığımı anladım. bir tek barudi karakteri çok iyiydi. geri kalanları şişirme. hele hele o şamil. komikti valla.
    (miyagi san, 09.07.2008 12:44)