|
|
- sevgini asla haketmeyen bi adamı sevdiğini sanarsın. aklındaki o harika ihtişamlı giysiyi ona giydirirsin. aslında sende bilirsin o değildir seni mutlu edecek olan. giysi de ona olmamıştır zaten. emanet gibi durur üzerinde ama sen yalnızsın. o elbiseyi yeniden hazırlamaya onun üzerine göre ayarlamaya hazırsın. elbiseyi orasından keser burasından daraltır, uydurursun onun üzerine. bu sefer de şekli bozulur. ama sen gene görmessin. "çok yakıştı bea" dersin ama bilirsin "o elbise o adamda güzel durmuo". sonra öyle bir zaman gelir görmek zorunda kalırsın. hayal kırıklıkları... umutsuzluklar... mutsuzluklar... artık görmek zorundasın adam palyaço gibi oldu o elbiseyle. sonra dersin "pardon ama çıkar o elbiseyi. ben bi hata yapmışım yalnızlıkla oldu".
- (bkz: bu işte bir yalnızlık var)
|